KISACA
- TCK m. 86 ve 87'de yaralama cezasının gün sayısına bağlandığı bir eşik yoktur; iş göremezlik süresi ceza aralığını tek başına belirlemez.
- Cezayı raporda tarif edilen sonuç belirler: basit tıbbî müdahale ile giderilebilirlik, kemik kırığı, sabit iz, hayati tehlike, organ işlevi kaybı gibi.
- Gün sayısı bu bulguların ağırlığını anlamaya yardım eder ve tazminat hesabında kazanç kaybı bakımından önem taşır (TBK m. 54).
- Rapora itiraz edilebilir; mahkeme ya da savcılık yeniden inceleme veya ek rapor isteyebilir.
- Hafif yaralama şikâyete bağlıdır ve süre altı aydır (TCK m. 73); rapordaki ibare bu yüzden öğrenilmesi gereken ilk bilgidir.
Raporun altında bir rakam yazar: "7 gün", "15 gün", "20 gün iş göremez". Rakamı gören herkes ilk önce bunun ceza süresiyle bağlantılı olduğunu düşünür. Oysa Türk Ceza Kanunu'nun yaralama maddeleri gün sayısına hiç atıf yapmaz. Ceza, rakama değil raporda tarif edilen sonuca bağlıdır.
Kanun metninde gün yok, sonuç var
TCK m. 86/1, başkasının vücuduna kasten acı veren ya da sağlığını bozan kişiye bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis öngörür. Aynı maddenin ikinci fıkrası, etkisi basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek kadar hafif yaralamayı ayırır ve cezayı altı aydan bir yıl altı aya kadar hapis veya adli para cezası olarak belirler. Aralarındaki fark kaç gün istirahat verildiği değil, etkinin basit bir müdahaleyle giderilip giderilemeyeceğidir.
TCK m. 87 ise sonucu ağırlaştıran hâlleri sayar: duyu ya da organın işlevinde sürekli zayıflama, yüzde sabit iz, yaşamı tehlikeye sokan durum, kemik kırılması ya da çıkması, organ veya duyu kaybı gibi. Her birinin ayrı artırım oranı ve alt sınırı var. Yani hâkimin eline giden bilgi rakamdan çok, hekimin yazdığı "bulgu" cümleleridir. Ayrıntılı ceza aralıkları için kasten yaralama cezası kaç yıl yazısına bakabilirsiniz.
Gün sayısı neyi anlatır
İş göremezlik süresi, hekimin yaralanmanın vücuttaki etkisini ve iyileşme için gereken dinlenme süresini tahmin ettiği süredir. Pratikte iki işe yarar. Birincisi, yaralanmanın ağırlığı hakkında fikir verir: bir iki gün istirahat gerektiren sıyrıkla aylar süren kırık aynı şey değildir. İkincisi, hukuk davasında tazminatın bir kalemi olan kazanç kaybı hesabı için başlangıç noktasıdır. TBK m. 54, bedensel zararlar arasında tedavi giderlerini, kazanç kaybını, çalışma gücünün azalmasından doğan kayıpları ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpları sayar. Manevi tazminat ise bedensel bütünlüğün zedelenmesi hâlinde ayrıca istenebilir (TBK m. 56). Ayrıntıyı yaralama nedeniyle tazminat davası yazısında bulabilirsiniz.
Mahkeme cezayı belirlerken suçun işleniş biçimini, kastın yoğunluğunu, mağdurun uğradığı zararın ağırlığını ve failin kişiliğini de tartar. Dolayısıyla iş göremezlik uzunluğu dolaylı bir etken olabilir, ama kanunun öngördüğü aralığı kendiliğinden değiştirmez.
Raporda nelere bakmalısınız
Elinizdeki raporda şu ibareler aranmalı: "basit tıbbî müdahale ile giderilebilir" ibaresi var mı, kemik kırığı ya da çıkığı tespit edilmiş mi, yüzde sabit iz yazılmış mı, yaşamsal tehlike belirtilmiş mi, duyu ya da organ işlevinde kalıcı bir etkiden söz ediliyor mu. Bunlardan hangisinin yazdığına göre dosya hafif yaralama, temel kasten yaralama ya da ağırlaşmış yaralama olarak ilerler. Hafif yaralama ibaresinin hukuki anlamını basit tıbbi müdahale ile giderilebilir yaralama yazısında açıkladık; kırık için kemik kırığı ile sonuçlanan yaralama cezası, yüzdeki iz için yüzde sabit iz bırakan yaralama, yaşamsal tehlike için hayati tehlike geçiren mağdur yazılarına bakın.
İlk muayene sırasında düzenlenen rapor, tedavi sürerken gelişen sonuçları kapsamayabilir. Kırık sonradan fark edilebilir, iz ancak iyileşme tamamlandıktan sonra kalıcı olup olmadığı anlaşılabilir. Bu yüzden iyileşme sürecinde yeni bir değerlendirme istemek ya da tedavi sonrası yeniden rapor almak mümkündür ve bazı dosyalarda gerekir.
Kemik kırığında gün sayısı neden daha dikkatli okunur
Kemik kırığı ya da çıkığı, m. 87/3'e göre cezayı artırır; ama artırımın miktarı sabit değil, "yarısına kadar" bir üst sınırdır ve kırığın veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre belirlenir. İşte burada rapordaki süre, hâkim için etkinin ne kadar ağır olduğuna dair bir göstergedir. Aynı kemik kırığı, kısa sürede iyileşen küçük bir çatlak da olabilir, kişiyi aylarca çalışamaz hâle getiren karmaşık bir kırık da. Hâkim artırım oranını bu farka göre ayarlar. Aynı mantık taksirle yaralamada da geçerlidir; orada da kemik kırılması ceza artırımı sebebidir (m. 89/2). Bu konuyu taksirle yaralamada kemik kırığı ve ağır sonuçlar yazısında anlattık.
Bu nedenle rapora bakarken sadece "kaç gün" değil, "neden o kadar gün" sorusunu sormak gerekir. Hekimin yazdığı bulgu cümlesi, süreyi açıklayan kısımdır: ödem, ekimoz, burun kemiği kırığı, kaburga çatlağı, kesi ve dikiş gibi tespitler orada yer alır. Hangi bulgunun hukuki bir sonuca (kırık, iz, organ işlevi) işaret ettiğini bilmek, dosyanın hangi fıkradan yürüyeceğini anlamak için yeterlidir.
Şikâyet ve uzlaştırma açısından önemi
Rapordaki ibare yalnızca ceza miktarını değil dosyanın yolunu da belirler. Hafif yaralama şikâyete bağlıdır ve altı ay içinde şikâyet gerekir (TCK m. 73). Temel hâl şikâyete bağlı olmasa da uzlaştırma kapsamındadır; m. 86/3'teki nitelikli hâller ve m. 87'deki ağırlaşmış sonuçlar ise uzlaştırma dışında kalır (CMK m. 253/1-b). Yani bir rapor, "uzlaşma var mı, yok mu" sorusunun cevabını da taşır. Süreyi ve ayrıntıyı yaralama suçunda şikâyet süresi ve yaralama suçunda uzlaştırma yazılarında anlattık.
İş göremezlik süresi ve gerçek iş kaybı aynı değildir
Raporda "15 gün iş göremez" yazması, o süre boyunca gerçekten çalışamadığınızı kendiliğinden kanıtlamaz; tazminat davasında kazanç kaybını ayrıca ispatlamanız gerekir. Maaş bordronuz, işyerinden alınacak yazı, istirahat raporlarınız ve gelirinizi gösteren belgeler bu iş için gereklidir. Serbest çalışıyorsanız gelir kaybınızı gösteren faturalar ya da kayıtlar işe yarar. İş göremezlik süresi hesaplamada bir başlangıç noktasıdır, hakimi bağlamaz. Tazminat hesabında bilirkişi görevlendirilir ve bilirkişi raporu, bu belgeleri esas alır.
Raporu bir şeyin kanıtı olarak değil, bir bilginin başlangıcı olarak görmek en sağlıklısıdır. Kanundaki sonuç ağırlıkları, rapordaki bulgulara ve bunların açıklamasına bağlıdır. Rakam, bu açıklamayı destekleyen bir işarettir.
Rapor yanlış ya da eksik görünüyorsa
Hem mağdur hem şüpheli rapora itiraz edebilir. Mağdur açısından rapor yaralanmayı hafif göstermiş ama siz daha ağır belirtiler yaşıyorsanız; şüpheli açısından rapor fiilden doğmayan bir sonucu da fiile bağlamışsa itiraz doğaldır. İtirazı gerekçeli yapın: tıbbi belgeleri, tedavi evraklarını, varsa görüntüleme sonuçlarını ekleyin. Mahkeme ya da savcılık itirazı yerinde bulursa ek rapor ister veya dosyayı yeniden incelemeye gönderir; yerinde bulmazsa gerekçesini yazar. İtiraz sürecini adli tıp raporuna itiraz ve bilirkişi raporuna itiraz yazılarında ayrıntılı anlattık.
Varsayımsal örnek
Varsayımsal bir örnek düşünelim: iki kişi arasında kavgada biri diğerine yumruk atar. Hastane raporunda "7 gün istirahat" yazar; adli rapor da yaralanmayı "basit tıbbî müdahale ile giderilebilir" olarak nitelendirir. Bu durumda gün sayısı ne olursa olsun suç m. 86/2 kapsamında değerlendirilir. Aynı olayda kemik kırığı tespit edilseydi, istirahat süresi aynı bile olsa m. 87/3 devreye girerdi. İki senaryoda rakam aynı, hukuki sonuç farklıdır. Bu bir ceza tahmini değil, rakamın neden tek başına belirleyici olmadığını gösterir.
Sık yapılan hatalar
- "Rapor 10 günü geçmedi, nasılsa hafif" diye düşünmek. Kanunda böyle bir eşik yok.
- Hastane raporunu adli rapor sanıp aradaki farkı fark etmemek. Dosyada esas alınan, adli niteliği taşıyan rapordur.
- Raporu ilk gün alıp sonra kırık gibi geç ortaya çıkan bulguları belgelememek.
- Rapor eline geçen kişi (şüpheli) açısından, ifade sırasında rapora hiç bakmadan "bir iki yumruk vurdum" demek.
Raporunuzu birlikte okuyalım
Rapor, bir dosyanın en önemli kâğıdıdır ama tek başına yeterli bilgi vermez. Olayın nasıl geliştiği, ifade tutanakları ve tarihlerle birlikte okununca hangi fıkranın uygulanacağı ve hangi yolların açık olduğu netleşir. Raporunuzun ne anlama geldiğini sormak, itiraz süresini kaçırmamak için bizi arayabilir ya da WhatsApp'tan yazabilirsiniz; iletişim sayfasında numaralar var. Şikâyet süresi daralıyorsa ya da ifadeye çağrıldıysanız aramanın zamanı, ifade verilmeden önce. Diğer konular için ceza hukuku sayfasına bakabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
Raporda 10 gün iş göremez yazıyorsa ceza ne olur?
Kanun, ceza aralığını gün sayısına göre belirlemez. Önemli olan raporda yaralanmanın etkisinin nasıl nitelendirildiğidir: basit tıbbî müdahaleyle giderilebilir ise TCK m. 86/2, değilse m. 86/1 uygulanır; kemik kırığı, sabit iz ya da yaşamsal tehlike varsa m. 87 devreye girer.
İş göremezlik süresi uzun olursa ceza artar mı?
Doğrudan artmaz. Süre uzunluğu genellikle yaralanmanın ağırlığına işaret eder ve bu da kemik kırığı gibi m. 87 kapsamındaki sonuçlara dayanıyorsa ceza artar. Mahkeme ayrıca cezayı belirlerken olayın özelliklerini ve zararın ağırlığını gözetir.
Adli rapor ile hastane raporu aynı şey mi?
Hayır. Hastane raporu tedavi ve istirahat için verilir; adli rapor ise yaralanmanın suç bakımından niteliğini belirler. Soruşturmada ve davada adli rapor esas alınır.
Raporda yazan süreyi mahkeme değiştirebilir mi?
Taraflar rapora itiraz ederse savcılık ya da mahkeme ek rapor, yeniden inceleme veya Adli Tıp Kurumundan görüş isteyebilir. İtirazın kabulü zorunlu değildir; gerekçeli karar verilir.
İş göremezlik süresi tazminatı etkiler mi?
Evet. Bedensel zararlarda tedavi giderleri, kazanç kaybı ve çalışma gücünün azalması tazminat kalemleridir (TBK m. 54). İş göremezlik süresi, kazanç kaybının hesaplanmasında dayanak olabilir.
Dayanak mevzuat
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 73, 86, 87, 89
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 54, 56
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 253
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve uygulama değişebilir; yazının tarihine dikkat edin.