KISACA
- Trafik kazasında yaralanma TCK m. 89'daki taksirle yaralama suçunu oluşturabilir; temel ceza dört aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır.
- Soruşturma kaza tutanağı, ifadeler ve bilirkişi kusur raporuyla yürür; suç uzlaştırma kapsamında olduğundan savcılık dosyayı önce uzlaştırma bürosuna gönderir (CMK m. 253).
- Uzlaşma olmazsa iddianame düzenlenir ve dava asliye ceza mahkemesinde görülür (5235 sayılı Kanun m. 11).
- Ölümlü ya da yaralanmalı kazada olay yerinden izinsiz ayrılan sürücüye bir yıldan üç yıla kadar hapis öngörülür (2918 sayılı Kanun m. 81).
- Tazminat ayrı yürür: zorunlu sigorta şirketine dava öncesi yazılı başvuru gerekir ve maddi zarar iki yıl ile on yıllık sürelere bağlıdır (2918 sayılı Kanun m. 97, 109).
Trafik kazasından sonra yaralanan kişi için de yaralayan sürücü için de sürecin adımları aynıdır; farkı kimin hangi tarafta durduğu yaratır. Bu rehber olayın ilk dakikasından kararın verilmesine kadar sırayla ilerliyor, hangi aşamada neye dikkat edileceğini anlatıyor.
Olay yeri: ilk saatlerde ne olur
Yaralanmalı kazada kolluk olay yerine gelir, kaza tespit tutanağını düzenler, krokiyi çizer, araçları ve izleri kayda geçirir. Yaralılar hastaneye götürülür ve sağlık raporu alınır. Bu ilk raporlar sonradan hangi suçun ve hangi fıkranın gündeme geleceğini belirler: yaralanma basitse temel hâl, kemik kırığı gibi sonuç varsa ağırlaşmış hâl konuşulur.
Sürücüler için kritik kural şudur: ölümlü veya yaralanmalı kazada zabıtanın iznini almadan zaruret dışında olay yerinden ayrılan sürücüye bir yıldan üç yıla kadar hapis verilir, sürücü belgesi iki yıl süreyle geri alınır (2918 sayılı Kanun m. 81). Yaralıya yardım etmek ve beklemek bu yüzden hem insani hem hukuki bir zorunluluktur. Ayrıntı için olay yerinden ayrılmanın sonuçları yazısına bakabilirsiniz.
İfade, gözaltı ve tutuklama
Kolluk şüpheli sürücünün ifadesini alabilir. Gözaltı kararı verilirse süreler CMK m. 91'e göre işler; kaza sonrası gözaltı ve ifade yazısında adımlar var. Tutuklama ancak CMK m. 100'deki şartlar varsa gündeme gelir. Temel taksirle yaralamada (TCK m. 89/1) hapsin üst sınırı iki yıl olduğundan, vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç üst sınırı iki yılı aşmayan suçlarda tutuklama kararı verilemeyeceği için tutuklama mümkün değildir (CMK m. 100/4). Kemik kırığı ya da birden fazla yaralı gibi hâllerde üst sınır iki yılı aştığından bu engel kalkar ve tutuklama şartları ayrıca tartışılır.
Şüpheli de mağdur da ifade verirken avukatından yararlanabilir. Kusuru belirlemek bilirkişinin işi olsa da, ifadenizdeki anlatım bilirkişinin işine yön verebilir. Hız, ışık durumu, görüş mesafesi, yolun durumu, emniyet kemeri gibi başlıklar hakkında emin olmadığınız bir şeyi tahmin yürüterek söylemeyin.
Soruşturmada kusur raporu ve uzlaştırma
Savcılık, kusur oranını belirlemek için bilirkişi ya da kurum raporu ister. Raporlar kusuru çoğunlukla "asli" ve "tali" kusur diye ayırır ya da sürücüler arasında paylaştırır. Rapora itiraz hakkınız vardır; rapor mahkemede de yeniden tartışılabilir.
Taksirle yaralama, şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın uzlaştırma kapsamındadır (CMK m. 253/1-b). Yeterli şüphe varsa dosya uzlaştırma bürosuna gider. Uzlaşma gerçekleşir ve edim hemen yerine getirilirse kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Sürecin ayrıntısı taksirle yaralamada şikâyet ve uzlaştırma yazısında.
İddianame ve duruşma
Uzlaşma olmazsa ya da uzlaşma kapsamı dışında kalırsa savcı yeterli şüphe görüyorsa iddianame düzenler. Görev belirlenirken ağırlaştırıcı nedenler gözetilmez, suçun cezasının üst sınırına bakılır; taksirle yaralamada üst sınır on yılı aşmadığı için görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir (5235 sayılı Kanun m. 11, 12, 14). Mağdur ilk derece mahkemesinde kovuşturma bitene kadar şikâyetçi olduğunu bildirerek davaya katılabilir (CMK m. 237); katılan sıfatıyla duruşmada yer alır ve rapora karşı görüşünü bildirebilir.
Duruşmada sürücü sorgulanır, mağdur ve tanıklar dinlenir, bilirkişi raporu gerekirse ek rapora gönderilir. Mahkeme sonunda mahkûmiyet, beraat, HAGB ya da düşme kararı verebilir. Dava sırasında uzlaşma olursa mahkeme edim peşinse davanın düşmesine karar verir (CMK m. 254). Cezanın ertelenmesi ve çevrilmesi için yaralama cezası ertelenir mi yazısına bakın.
Tazminat ve sigorta yolu
Ceza süreci yürürken zarar gören kişinin tazminat hakkı ayrıdır. Araç işleten ve bağlı olduğu teşebbüs, doğan zarardan müştereken sorumludur (2918 sayılı Kanun m. 85). Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki zarar için dava açmadan önce sigorta kuruluşuna yazılı başvuru zorunludur; kuruluş on beş gün içinde yazılı cevap vermezse ya da cevap talebi karşılamazsa dava veya tahkim yoluna gidilir (m. 97). Maddi zarar talepleri, zararı ve sorumluyu öğrenmeden iki yıl, kazadan on yıl sonra zamanaşımına uğrar; ceza kanunu daha uzun süre öngörüyorsa o süre uygulanır (m. 109). Tazminat kalemleri için yaralama nedeniyle tazminat davası yazısına bakın.
Varsayımsal bir örnek
Varsayımsal bir örnek düşünelim: akşam saatinde kavşakta iki araç çarpışıyor, bir araçtaki yolcunun omzu çıkıyor ve başka bir yolcunun kolunda kırık oluşuyor. İki sürücü hakkında soruşturma açılıyor. Her biri için kusur raporu isteniyor. Rapor birinci sürücüyü asli, ikincisini tali kusurlu bulabilir; bu yüzden ceza ve tazminat sorumlulukları farklı seviyelerde kurulur. Birden fazla yaralı olduğu için TCK m. 89/4 gündeme gelir. Böyle bir dosyada uzlaşma için yaralıların hepsinin onayı gerekir. Hangi sonuca varılacağını bu kurgudan çıkaramayız; belirleyici olan rapor ve tanıklardır.
Yaralanan olarak ilk haftada yapılacaklar
Yaralanan kişi için ilk hafta üç işin zamanıdır. İlki sağlık belgelerinin eksiksiz toplanmasıdır: acil servis kaydı, ileri tetkikler, taburcu belgesi. İkincisi şikâyetin tutanağa geçirilmesidir; yazılı ya da tutanağa geçirilmek üzere sözlü yapılabilir (CMK m. 158) ve altı ay içinde yapılmazsa hak düşer. Üçüncüsü sigorta başvurusudur: sürücüden ve araçtan bilgi almak, poliçe numarasını öğrenmek gerekir. Trafik kazasında tedavi bedellerini Sosyal Güvenlik Kurumu karşılar (2918 sayılı Kanun m. 98); yine de kendi cebinizden yaptığınız harcamaları belgeleyin. Kamu davası açıldığında davaya katılma talebinde bulunmak, duruşmalardan haberdar olmanızı ve haklarınızı doğrudan kullanmanızı sağlar.
Alkol ve diğer ek suçlar
Kazaya alkol, uyuşturucu ya da tehlikeli sürüş eşlik ettiyse dosya genişler. Alkol ölçümünün belirli bir sınırı aşması hâlinde ayrıca trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu gündeme gelir (TCK m. 179); bu suç taksirle yaralamadan bağımsız bir yargılamayı doğurabilir ve iki suçun birlikte nasıl değerlendirileceği mahkemenin gerekçesinde görülür. Ayrıntı için trafik güvenliğini tehlikeye sokma cezası ve alkollü araç kullanmada HAGB ve erteleme yazılarına bakabilirsiniz. Kaza sonrası kendiliğinden ölçüm yaptırmamak ya da ölçümden kaçınmak da ayrı yaptırımlara yol açabilir. Dosyanızda böyle bir unsur varsa savunmanın ilk günden buna göre kurulması gerekir.
Elinizde bulunması gereken belgeler
Taraf hangisi olursa olsun dosyanın temel belgeleri aynıdır: kaza tespit tutanağı ve kroki, olay yerinden fotoğraflar, tanık adresleri, ilk sağlık raporu, tedavi belgeleri, araç ruhsatı ve sigorta poliçesi. Sürücüyseniz ehliyet ve poliçenin kapsamı, yaralıysanız tedaviye ilişkin faturalar ve işyerinden alınacak kazanç belgesi eklenir. Güvenlik kamerası görüntüleri ise çoğunlukla kısa sürede silindiği için, kazadan hemen sonra ilgili işyerine ya da belediyeye yazılı talepte bulunmak gerekir. Kamera kaydı kusur tartışmasında bilirkişi raporundan daha belirleyici olabilir; bu nedenle talep gecikmemeli.
Sık yapılan hatalar
Kaza tutanağını okumadan imzalamak, ilk ifadeyi hazırlıksız vermek, bilirkişi raporunu tebliğ süresi içinde incelemeyi atlamak, sigorta başvurusunu geciktirmek ve altı aylık şikâyet süresini kaçırmak sık görülen sorunlardır. Taraf olarak ne yapacağınız konusunda emin değilseniz kararlarınızı tutanak ve rapor ellerinizdeyken verin.
Karar ve kanun yolu
Mahkeme kararını açıkladığında gerekçeli karar yazılır ve taraflara tebliğ edilir. Mahkûmiyete, beraate ya da HAGB kararına karşı istinaf yoluna gidilebilir; istinaf süresi gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren iki haftadır (CMK m. 273). HAGB kararına karşı da istinaf başvurusu mümkündür (m. 231/12). Katılan mağdur da kendi bakımından kanun yoluna başvurabilir. Süre kısa olduğu için tebliğ tarihini hemen not edin; kaçırılan bir istinaf süresi geri getirilmesi güç bir kayıptır.
Süreçte yanınızda olabiliriz
Yaralanan taraf ya da sürücü olarak durumunuz farklı olsa da ilk günlerde atılan adımlar dosyanın seyrini etkiler. İfadeye çağrıldıysanız ya da tebligat aldıysanız beklemeden büroyu arayabilir, evrakınızı WhatsApp'tan gönderebilirsiniz. İletişim sayfasından bize ulaşabilir, konuya ilişkin diğer yazılar için ceza hukuku sayfasına bakabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
Trafik kazasında yaralanan kişi şikâyet etmek zorunda mı?
Taksirle yaralama şikâyete bağlıdır; mağdur şikâyet etmezse dava açılmaz (TCK m. 89/5). Şikâyet süresi mağdurun fiili ve faili öğrendiği günden itibaren altı aydır (m. 73). Bilinçli taksir hâlinde birinci fıkra dışında şikâyet aranmaz.
Kaza sonrası ifade verirken avukat gerekli mi?
Şüpheli ya da mağdur her aşamada avukat yardımından yararlanabilir. Kusur belirleme dosyada kritik olduğundan ifade vermeden önce avukata danışmak, hangi soruların kusur tespitine etki edeceğini görmenizi sağlar. Susma hakkınız da vardır.
Trafik kazasında hem ceza hem tazminat davası olur mu?
Evet. Ceza davası sürücünün cezalandırılması için, hukuk davası ya da sigorta başvurusu ise zararınızın giderilmesi içindir. İkisi birbirini beklemek zorunda değildir. Ceza hâkiminin kusur kararı hukuk hâkimini bağlamaz (TBK m. 74).
Kaza yerinden ayrılırsam ne olur?
Ölümlü veya yaralanmalı kazada zabıtanın iznini almadan zaruret dışında olay yerinden ayrılan sürücüye bir yıldan üç yıla kadar hapis verilir ve sürücü belgesi iki yıl süreyle geri alınır; ayrıca idari para cezası uygulanır (2918 sayılı Kanun m. 81).
Dava ne kadar sürer?
Süre kanunda belirlenmemiştir. Kusur raporlarının sayısı, tanıkların bulunması ve uzlaştırma sonucuna göre dosyadan dosyaya değişir. Kanunun belirlediği sınır dava zamanaşımıdır ve kural olarak sekiz yıldır (TCK m. 66/1-e).
Dayanak mevzuat
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 66, 73, 89
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 91, 100, 158, 237, 253, 254, 273
- 5235 sayılı Kanun m. 11, 12, 14
- 2918 sayılı Kanun m. 81, 85, 97, 98, 109
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 74
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve uygulama değişebilir; yazının tarihine dikkat edin.