KISACA
- Avukat, müdafiliğini veya vekilliğini üstlendiği kişinin açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla kanun yoluna başvurabilir (CMK 261). Sanıktan ayrıca yazılı onay almak gerekmez.
- Sanık başvurmama yönünde açık bir irade bildirdiyse müdafi bunun aksine istinaf edemez. Sanığın sessiz kaldığı durumda başvuru mümkündür.
- Müdafi, başvurudan vazgeçebilmek için vekâletnamede özel yetkiyle donatılmış olmalıdır (CMK 266/2).
- Zorunlu müdafilik kapsamında atanan müdafi ile sanığın iradesi çelişirse, kanun yoluna başvuru ve vazgeçmede müdafinin iradesi geçerlidir (CMK 266/3).
"Avukatım benden habersiz istinaf etmiş" ya da "istinaf etmesini söyledim, etmemiş" cümlelerini sık duyarız. İkisi de aynı soruya çıkar: müdafi sanık adına kanun yoluna başvurabilir mi ve sanığın iradesi bu yetkiyi nereye kadar sınırlar? Cevap kanunun iki maddesinde: biri başvuruyu düzenler, diğeri vazgeçmeyi.
Başvuru: sanığın açık arzusuna aykırı olmamak
CMK 261 çok kısa bir hüküm: avukat, müdafiliğini veya vekilliğini üstlendiği kişilerin açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla kanun yollarına başvurabilir. Maddeyi iki parçada okumak gerekir.
İlk parça, yetkinin varlığıdır. Müdafi, sanıktan ayrıca bir "istinaf yetkisi" almak zorunda değildir. Müdafilik sıfatı, sanık adına kanun yoluna başvurmayı kapsar. Avukat karar tebliğ edildikten sonra iki hafta içinde, hükmü veren mahkemeye dilekçe vererek istinaf edebilir (CMK 273/1).
İkinci parça sınırdır. Sanık "istinaf etmek istemiyorum" demişse ve bu irade açıksa, müdafi bu iradeye aykırı başvuru yapamaz. Buradaki ölçüt "açık" arzudur; sanığın susması, kayıtsız kalması ya da "bakalım ne olacak" demesi açık irade sayılmaz. Bu nedenle sanık kararı beğenmiyor ama kesin bir şey söylemiyorsa müdafinin başvurması hukuka uygundur.
Sanık adına başvuru kimde
Kanun yoluna başvuru hakkı yalnızca sanığa ve müdafie ait değildir. Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve katılan sıfatını almış olanlar kanun yoluna başvurabilir; Cumhuriyet savcısı sanık lehine de başvurabilir (CMK 260/1 ve 260/3). Şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi ve eşi, açık olan kanun yollarına süresi içinde kendiliklerinden başvurabilir (CMK 262/1). Avukatın başvuru yetkisi bunlara eklenir ve sanığın yakınına tanınan hakla karıştırılmamalıdır; ikisinin farkı sanığın yakını kanun yoluna başvurabilir mi yazısında anlatılıyor.
Tutuklu sanığın cezaevinden yapacağı başvuru ise ayrıdır; bu yolun kuralları tutuklu sanık kanun yoluna nasıl başvurur yazısında. Müdafi ile sanık ayrı ayrı başvuru yapmış olsa da süresinde yapılan başvuru hükmün kesinleşmesini engeller (CMK 275/1).
Vazgeçme: özel yetkili vekâletname şart
Başvuru yapmak kolay, vazgeçmek zordur. Kanun yoluna başvurulduktan sonra vazgeçilmesi, merci karar verinceye kadar geçerlidir. Müdafi veya vekilin başvurudan vazgeçebilmesi ise vekâletnamede bu hususta özel yetkili kılınmış olması koşuluna bağlıdır (CMK 266/1 ve 266/2).
Pratikte bunun anlamı şudur: avukatınıza verdiğiniz genel vekâletname "dava açmaya, istinaf ve temyiz etmeye yetkili" ibaresini taşıyor olabilir, ama "başvurudan vazgeçmeye" yetkili kılınma ayrıca yazılmalıdır. Aksi hâlde avukat sizin adınıza istinaftan vazgeçemez; vazgeçmek isterseniz bunu sanık olarak kendiniz bildirirsiniz.
Cumhuriyet savcısı sanık lehine yaptığı başvurudan, sanığın rızası olmaksızın vazgeçemez (CMK 266/1). Sanığın yararına yapılan başvurularda bu kural bir korumadır.
Başvuru dilekçesinde ne yazılır
İstinaf dilekçesinde sanığın veya katılanın başvuruya ilişkin nedenleri göstermemesi inceleme yapılmasına engel olmaz (CMK 273/4). Temyizde durum farklıdır: temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır (CMK 294/1). Dolayısıyla müdafi istinaf dilekçesini kısa tutabilir; temyiz dilekçesinde ise gerekçeyi açıkça yazmak zorundadır.
Bu fark, avukatla yapılacak konuşmada sorulacak ilk sorulardan biri olmalı. Avukat "temyiz ediyorum" demişse dilekçenin gerekçesini görmek hakkınızdır. Müdafi sizin adınıza başvuruyu yapsa bile dilekçenin içeriği, hükmün hangi noktalarına itiraz edildiğini belirler.
Zorunlu müdafilikte iradeler çelişirse
Müdafi seçemeyecek durumda olan sanığa, istemi hâlinde baro müdafi görevlendirir (CMK 150/1). Müdafi bulunmayan sanık çocuksa, kendisini savunamayacak derecede malulse ya da sağır ve dilsizse, istemi aranmaksızın müdafi atanır; alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda da aynı kural uygulanır (CMK 150/2 ve 150/3).
İstem aranmaksızın müdafi atanan (150/2 ve 150/3) sanık için ayrı bir kural var: kendisine müdafi atanan şüpheli veya sanıklar yararına kanun yoluna başvurulduğunda ya da başvurulan kanun yolundan vazgeçildiğinde, şüpheli veya sanık ile müdafiin iradesi çelişirse müdafiin iradesi geçerli sayılır (CMK 266/3). Sanık istinaf etmek istemese de atanmış müdafi başvurduysa başvuru geçerlidir; sanık başvuruyu sürdürmek istese de müdafi vazgeçtiyse müdafinin iradesi esas alınır.
Bu istisna dardır. Kanun metni yalnızca 150. maddenin ikinci fıkrası uyarınca atanan müdafiye atıf yapar; sanığın isteği üzerine baro tarafından görevlendirilen (150/1) müdafi için çelişki kuralı yazılı değildir. Sanığın kendi seçtiği avukat için CMK 261'deki "açık arzuya aykırı olmama" sınırı sürer.
Varsayımsal bir örnek
Varsayımsal bir örnek düşünelim: bir sanık hakkında ağır ceza mahkemesinde yargılama yapılmış ve hapis cezasına hükmedilmiş olsun. Sanık kararın tebliğ edildiği gün müdafiine "bu karardan memnun değilim, ama hapiste kalmak istemiyorum, ne olursa olsun" diyor. Açık bir "istinaf etme" iradesi yok. Müdafi, iki haftalık süre içinde istinaf dilekçesi veriyor. Başvuru geçerli olur, çünkü sanığın açık arzusuna aykırı bir başvuru söz konusu değil. Sonradan sanık vazgeçmek isterse, bunu kendisi bildirmelidir; müdafi vekâletnamesinde özel yetki yoksa vazgeçemez. Bu bir sonuç tahmini değil; yalnızca yetki sınırlarının nasıl işlediğini gösteren bir kurgudur.
Kararı birlikte vermek
Başvuru kararı, avukatla sanığın birlikte vereceği bir karardır ve bunun için görüşme imkânı kanunda güvence altındadır: şüpheli veya sanık, vekâletname aranmaksızın müdafiiyle her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir; müdafiyle yazışmaları denetime tabi tutulmaz (CMK 154/1). Tutuklu sanık da bundan yararlanır. Gerekçeli kararı birlikte okuyup hangi noktalarda istinaf edileceğine, hangi hükmün sizin açınızdan sakıncalı olduğuna birlikte karar vermek, başvurunun iradeye uygun yapılmasını sağlar.
Bir ayrıntı daha var: Cumhuriyet savcısı sanık lehine de kanun yoluna başvurabilir (CMK 260/3). Savcı sanık lehine başvurduğunda yeniden verilen hüküm, önceki hükümde tayin edilmiş cezadan daha ağır bir ceza içeremez (CMK 265/1). Yani savcının sizin lehinize yaptığı başvuru, avukatın başvurusundan bağımsız olarak dosyayı üst mahkemeye taşıyabilir.
Sık yapılan hatalar
Birinci hata, avukata "bakarız" demek ama süreyi takip etmemek. İstinaf ve temyiz süresi gerekçeli hükmün tebliğinden iki hafta; müdafi başvurmazsa ya da geç başvurursa hak kaybı doğabilir.
İkinci hata, sanığın iradesini sözlü bırakmak. Başvurmak istemiyorsanız bunu yazılı olarak ya da duruşma tutanağına geçirerek belirtin. Aksi hâlde sonradan ispatı güçleşir.
Üçüncü hata, vekâletnameye özel yetki yazdırmamak ya da tersine, istemediğiniz hâlde "her işlemi yapmaya yetkili" bir vekâlet vermek. Vazgeçme yetkisi çok önemli bir karardır; vekâletname hazırlanırken avukatla birlikte okunmalıdır.
Dördüncü hata, tutuklu sanığın cezaevinden başvurusunu ve avukat başvurusunu birbirine karıştırmak. Tutuklu sanığın kurum üzerinden başvurusu süreyi keser (CMK 263/4); ama bu, avukatın ayrı başvuru yapma yetkisini ortadan kaldırmaz.
Ne zaman ve kimle konuşulmalı
Gerekçeli karar tebliğ edildiyse iki haftalık süre işliyor demektir. Hangi kanun yoluna başvurulacağı, başvurunun sizin adınıza kimin tarafından yapılacağı ve vekâletnamede hangi yetkilerin yazılı olduğu konusunda emin değilseniz, durumunuzu anlatmak için iletişim sayfasındaki numaradan arayabilir ya da WhatsApp'tan yazabilirsiniz. Mevcut avukatınızı değiştirmek istiyorsanız da kararın tebliğ tarihini yanınızda bulundurun; süre devam ettiği için aramanın zaman kazandırdığı bir durum bu. Genel çerçeve için ceza hukuku sayfasına bakabilirsiniz. Başvurudan vazgeçme konusunda kanun yoluna başvurudan vazgeçmek mümkün müdür, yanlış yol seçiminde kanun yolunu yanlış belirlemek hak kaybı doğurur mu yazıları işinize yarar; zorunlu avukat için zorunlu müdafilik yazısına da bakın.
Sık sorulan sorular
Avukatım benim istemediğim bir kararı istinaf edebilir mi?
Kural olarak hayır. Avukat, vekil ettiği kişinin açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla kanun yoluna başvurabilir (CMK 261). İstinaf istemediğinizi açıkça bildirdiyseniz avukat başvuramaz; ama bu iradenizi yazılı ya da tutanağa geçmiş biçimde belirtmeniz ispat bakımından yararlıdır.
Avukatım istinaf etmeden önce benden izin almak zorunda mı?
Kanun bunu aramaz. Açık arzuya aykırı olmamak yeterlidir. Yine de pratikte başvurudan önce sanığı bilgilendirmek ve görüşünü almak beklenir.
Avukatım istinaf başvurusundan vazgeçebilir mi?
Müdafi veya vekil başvurudan ancak vekâletnamede bu hususta özel yetkili kılınmışsa vazgeçebilir (CMK 266/2). Zorunlu müdafilik kapsamında görevlendirilen avukat ile sanığın iradesi çelişirse müdafinin iradesi geçerli sayılır (CMK 266/3).
Barodan atanan avukat da istinaf edebilir mi?
Evet. Baro tarafından görevlendirilen müdafi de kanun yollarına başvurabilir. Zorunlu müdafilik gereği atanan avukat ile sanığın iradesi çelişirse, kanun yoluna başvuru ve vazgeçmede müdafinin iradesi geçerli sayılır (CMK 266/3).
Müdafi mi, sanık mı başvurursa süre farklı işler?
Hayır. Süre aynıdır: istinaf ve temyiz için hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta (CMK 273/1 ve 291/1). Sanığın veya müdafiinin yaptığı başvuru kesinleşmeyi engeller (CMK 275/1).
Dayanak mevzuat
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 150, 154, 260, 261, 262, 263, 265, 266, 273, 275, 291, 294
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve uygulama değişebilir; yazının tarihine dikkat edin.