KISACA
- Tutuklu sanık, kanun yoluna zabıt kâtibine ya da bulunduğu ceza infaz kurumu veya tutukevi müdürüne beyanda bulunarak, ayrıca bir dilekçe vererek başvurabilir (CMK 263/1).
- Kuruma yapılan başvuruda tutanak ve dilekçe derhâl ilgili mahkemeye gönderilir. Zabıt kâtibi veya kurum müdürü işlemi yaptığı anda süreler kesilmiş sayılır (CMK 263/3 ve 263/4).
- İstinaf ve temyiz süresi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki haftadır (CMK 273/1 ve 291/1). Tutuklu sanık için CMK 263 saklıdır.
- İşlem sonunda kaydedilen başvurunun bir örneği, tutanakla birlikte sanığa verilir (CMK 263/2).
Tutuklu bir sanığın en büyük sorunu zamandır: cezaevinde olduğu için mahkemeye gidip dilekçe veremez, avukata ulaşması da her zaman kolay olmaz. Kanun bu durumu bilir ve tutuklu sanığa özel bir başvuru yolu tanır. Tutuklu kişi kanun yoluna, ceza infaz kurumunda görevli yetkiliye beyanda bulunarak da başvurabilir; bu işlem, mahkemeye dilekçe vermiş kadar süreyi keser.
Önce süre: iki hafta ve ne zaman başlar
İstinaf süresi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki haftadır (CMK 273/1). Temyiz için de aynı süre geçerlidir (CMK 291/1). Eskiden süre hükmün açıklanmasından başlardı; yedi gün ve on beş gündü. Artık süre gerekçeli hükmün tebliğiyle işler.
Süre hesabında iki hafta, hafta ile belirlenen süre sayıldığı için tebligatın yapıldığı günün son haftada isim itibarıyla karşılığı olan günün mesai saati bitiminde sona erer (CMK 39/2). Son gün tatile rastlarsa süre tatilin ertesi günü biter (CMK 39/4). Örneğin gerekçeli karar cezaevinde perşembe günü size okunup tebliğ edilmişse, süre iki hafta sonraki perşembe günü mesai bitiminde dolar.
Tutuklu sanığa tebliğ edilen karar, kendisine okunup anlatılır (CMK 35/3). Yani tebliğ sırasında kararı yalnızca imzalamakla yetinmeyin; ne yazdığını sormanız hakkınızdır.
Üç yol: kuruma, zabıt kâtibine, dilekçeyle
Kanun tutuklu sanığa üç imkân verir. Zabıt kâtibine beyanda bulunabilirsiniz. Tutuklu bulunduğunuz ceza infaz kurumu veya tutukevi müdürüne beyanda bulunabilirsiniz. Bu iki yetkiliden birine, bu hususta bir dilekçe vererek de başvurabilirsiniz (CMK 263/1).
Zabıt kâtibine başvuru hâlinde, beyan veya dilekçe ilgili deftere kaydedildikten sonra bu hususları belirten bir tutanak düzenlenir ve bir örneği size verilir (CMK 263/2). Kurum müdürüne başvuru hâlinde de aynı işlem yapılır; tutanak ve dilekçe derhâl ilgili mahkemeye gönderilir, zabıt kâtibi başvuruyu ilgili deftere kaydeder (CMK 263/3).
Bu işlem yapıldığı anda kanun yolu süreleri kesilmiş sayılır (CMK 263/4). Dilekçenin mahkemeye ulaşma tarihi önemli değil; önemli olan, kurum müdürüne ya da zabıt kâtibine süre bitmeden iletilmesidir.
Hangi kararlar için geçerli
CMK 263 genel olarak "kanun yollarına" başvurmayı kapsar. İstinaf için bunu 273. madde (tutuklu sanık hakkında 263. madde saklıdır), temyiz için 291. madde, itiraz için 268. madde açıkça söyler. Yani aynı yolla hem hükme karşı istinaf, hem tutukluluk incelemesine karşı itiraz edilebilir.
İstinaf, ilk derece mahkemesinden verilen hükümlere karşıdır. Onbeş yıl ve daha fazla hapis cezalarına ilişkin hükümler bölge adliye mahkemesince re'sen de incelenir (CMK 272/1). Bazı hükümler ise istinaf kapsamı dışındadır, örneğin kanunda gösterilen sınırı aşmayan adli para cezası mahkûmiyetleri (hapisten çevrilenler hariç) istinaf edilemez (CMK 272/3). Hangi yolun açık olduğunu hükümden anlamak her zaman kolay değildir; yanlış yola başvurmak hakkınızı ortadan kaldırmaz, başvurunun yapıldığı merci başvuruyu derhâl görevli ve yetkili mercie gönderir (CMK 264).
Başvuru dilekçesine ne yazılır
Başvuru kısa tutulabilir. Karar tarihini, esas ve karar numarasını, mahkemenin adını ve kararın istinaf (ya da temyiz) edildiğini yazmanız yeterli olabilir. İstinafta sanığın dilekçesinde başvuru nedenlerinin gösterilmemesi inceleme yapılmasına engel olmaz (CMK 273/4). Yine de gerekçe yazmak, hangi noktaların incelenmesini istediğinizi göstermenize yarar.
Süre geçmişse hükmü veren mahkeme istinaf isteminin reddine karar verebilir (CMK 276/1). Bu karara karşı, ret kararının tebliğinden itibaren iki hafta içinde bölge adliye mahkemesinden karar verilmesi istenebilir (CMK 276/2). Süresinde yapılan istinaf başvurusu, hükmün kesinleşmesini engeller (CMK 275/1); bu etki sizi cezaevinde tutan kararın kesinleşmesini geciktirir.
Başvurudan sonra dosyaya ne olur
Hükmü veren mahkeme istinaf dilekçesini ya da tutanağı karşı tarafa tebliğ eder. Karşı taraf tebliğden itibaren iki hafta içinde yazılı cevabını verebilir; karşı taraf sanıksa bir tutanağa bağlanmak üzere zabıt kâtibine yapacağı beyanla da cevap verebilir (CMK 277/1 ve 277/2). Bu aşamada da 262 ve 263. madde hükümleri saklıdır (CMK 277/3), yani tutuklu sanık cevabını da kurum üzerinden verebilir. Süre dolunca dosya bölge adliye mahkemesine gönderilir.
Bu sırada tutukluluk durumunuz kendiliğinden bitmez. Dosya bölge adliye mahkemesine ya da Yargıtay'a geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar, ilgili dairenin dosya üzerinde yapacağı incelemeden sonra verilir; bu karar re'sen de verilebilir (CMK 104/3). Başvurudan vazgeçmek de mümkündür: kanun yoluna başvurulduktan sonra vazgeçme, merci karar verinceye kadar geçerlidir (CMK 266/1). Müdafi adına vazgeçebilmesi ise vekâletnamede özel yetki verilmiş olmasına bağlıdır (CMK 266/2).
Varsayımsal bir örnek
Varsayımsal bir örnek düşünelim: ağır ceza mahkemesinde yargılanan ve tutuklu olarak cezaevinde bulunan bir sanık hakkında hapis cezasına hükmedilmiş olsun. Gerekçeli karar kendisine cezaevinde okunarak tebliğ ediliyor. Sanık, aynı gün kurum müdürüne "istinaf ediyorum" diyerek beyanda bulunuyor, tutanak tutuluyor, bir örneği kendisine veriliyor. Dilekçe ve tutanak mahkemeye gönderiliyor. Süre bu işlemle kesilmiş sayıldığı için, mahkemeye ulaşması birkaç gün sürse bile başvuru süresindedir. Sonuç istinaf mercisinin incelemesine bağlıdır; bu örnek yalnızca başvuru yöntemini gösteriyor.
Avukatla ve yakınlarla iş bölümü
Tutuklu sanık, vekâletname aranmaksızın müdafiiyle her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir; bu kişilerin müdafiiyle yazışmaları denetime tabi tutulamaz (CMK 154/1). Kurum başvurusunu yaparken avukatınıza da haber vermek, gerekçeli dilekçenin süre içinde hazırlanmasını kolaylaştırır. Başvuruyu siz kurumda yaparsınız, gerekçeleri avukatınız yazar ve aynı dosyaya sunar.
Tutuklunun eşi ya da yasal temsilcisi, sanığa açık olan kanun yollarına süresi içinde kendiliklerinden başvurabilir (CMK 262/1); kimlerin bu hakka sahip olduğunu sanığın yakını kanun yoluna başvurabilir mi yazısında ayrıca anlattım. Avukatın başvuru yetkisi için müdafinin kanun yoluna başvurma yetkisi yazısına bakabilirsiniz. Birden fazla kişi başvuru yaptıysa, kimin hangi başvuruyu yaptığını bilmek ileride vazgeçme gerekirse işe yarar.
Cezaevinden başvururken yapılan hatalar
Birinci hata, dilekçeyi bir yakına verip postaya vermesini beklemektir. Postanın ulaşma tarihi sürede sayılmaz; süreyi kesen işlem, kurum müdürüne ya da zabıt kâtibine yapılan başvurudur. Başvurunuzun tutanağını mutlaka isteyin.
İkinci hata, süreyi kararın açıklandığı günden saymaktır. Hükmün açıklanması süreyi başlatmaz; gerekçeli kararın tebliği başlatır. Tebliğ tarihini bilmiyorsanız tebliğ mazbatasındaki tarihi kurumdan sorun.
Üçüncü hata, avukatın başvurduğunu varsayıp sürenin işlediğini unutmaktır. Müdafi de kanun yoluna başvurabilir (CMK 261) ama başvurunun yapıldığını teyit etmek sizin yararınıza. Kendi adınıza yapılan kurum başvurusu, olası bir eksiklikte güvence sağlar.
Dördüncü hata, tahliye isteminin reddine karşı da itiraz süresini kaçırmaktır. Tutuklu sanık salıverilmesini her zaman isteyebilir (CMK 104/1); reddine itiraz edilebilir ve süre iki haftadır (CMK 104/2, 268/1).
Süre geçtiyse
Kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş kişi eski hâle getirme isteminde bulunabilir (CMK 40/1). İstek, engelin kalkmasından itibaren iki hafta içinde yapılır (CMK 41/1). Bu yola güvenmek yerine süreyi korumak çok daha sağlam bir seçenektir.
Ne yapmalı
Cezaevinde olan bir yakınınız varsa ya da kendi durumunuz için süre hesabını netleştirmek istiyorsanız, durumunuzu anlatmak için iletişim sayfasındaki numaradan arayabilir ya da WhatsApp'tan yazabilirsiniz. İki haftalık süre sınırlıdır, bu yüzden gerekçeli kararın size tebliğ edildiği gün aramak zaman kazandırır. Genel çerçeve için ceza hukuku sayfasına bakabilirsiniz. İlgili yazılar: istinaf nedir, temyiz süresi, tutukluluğa itiraz reddedilirse ve kanun yoluna başvurudan vazgeçmek.
Sık sorulan sorular
Tutuklu isem istinaf dilekçesini nasıl veririm?
Ceza infaz kurumunda bulunduğunuz yerde kurum müdürüne dilekçe verebilir ya da beyanda bulunabilirsiniz. Alternatif olarak zabıt kâtibine de beyanda bulunabilirsiniz. Kuruma yapılan başvuruda yapılan işleme göre tutanak ve dilekçe derhâl ilgili mahkemeye gönderilir (CMK 263/1 ve 263/3).
Cezaevinden yaptığım başvuru süresinde sayılır mı?
Sayılır. Zabıt kâtibi veya kurum müdürü başvuruyu kaydedip tutanak düzenlediğinde, kanun yolları için belirlenen süreler kesilmiş sayılır (CMK 263/4). Önemli olan, başvuruyu süre bitmeden bu iki yetkiliden birine yapmanızdır.
Tutuklu sanık için istinaf süresi daha mı uzundur?
Hayır, süre aynıdır: hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta (CMK 273/1). Tutuklu için farklı olan, başvuru yöntemidir; kuruma yapılan başvuru süreyi kesmiş sayılır.
Başvuruda gerekçe yazmak zorunda mıyım?
İstinafta sanığın dilekçesinde başvuruya ilişkin nedenlerin gösterilmemesi inceleme yapılmasına engel değildir (CMK 273/4). Gerekçe yazmak yine de dosyanın hangi noktalarda incelenmesini istediğinizi göstermeniz bakımından yararlıdır.
Tahliye talebinin reddine karşı da kurumdan başvurabilir miyim?
Tutukluluğun devamına ya da tahliye isteminin reddine karşı itiraz edilebilir (CMK 104/2). İtiraz süresi iki haftadır; itiraz kuralları da CMK 263 hükmünü saklı tutar (CMK 268/1).
Dayanak mevzuat
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 35, 39, 40, 41, 104, 154, 261, 262, 263, 264, 266, 268, 272, 273, 275, 276, 277, 291
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve uygulama değişebilir; yazının tarihine dikkat edin.