Görüşme talep edin

Bakırköy · İstanbul · Hafta içi 09.00 – 18.00, randevuyla

  1. Ana sayfa
  2. Makaleler
  3. Ceza Hukuku
  4. Cinsel suçlar
  5. Aile içinde çocuğa cinsel istismar ve ensest cezası

CEZA HUKUKU

Aile içinde çocuğa cinsel istismar ve ensest cezası

Ensest ayrı bir suç değil: çocuğun cinsel istismarında hısımlık cezayı yarı oranında artırır (TCK 103/3-c), rızalı ilişkide alt sınır on yıldır (TCK 104/2).

Yazan Av. Mustafa Yalçın6 dk okumaGüncelleme

KISACA

  • Türk Ceza Kanunu'nda ensest adlı bir suç yoktur; fiil çocuğun cinsel istismarı (TCK 103) ya da reşit olmayanla cinsel ilişki (TCK 104) olarak cezalandırılır ve fail hısımsa ceza ağırlaşır.
  • Çocuk on beş yaşını tamamlamamışsa temel ceza sekiz yıldan on beş yıla kadar hapistir; fail üçüncü dereceye kadar kan veya kayın hısmıysa ya da üvey ebeveyn, üvey kardeş, evlat edinense ceza yarı oranında artar (TCK 103/3-c).
  • On beşini bitirmiş çocukla rızaya dayalı ilişkide bile, aralarında evlenme yasağı bulunan kişiye şikâyet aranmaksızın on yıldan on beş yıla kadar hapis verilir (TCK 104/2).
  • Bu suçlar kendiliğinden soruşturulur; aile şikâyetçi olmasa ya da şikâyetten vazgeçse dosya yürür, uzlaştırma da yapılamaz.

Ensest kelimesi Türk Ceza Kanunu'nda geçmez. Aile içinde çocuğa yönelen bu fiiller çocuğun cinsel istismarı (TCK 103) ya da reşit olmayanla cinsel ilişki (TCK 104) olarak cezalandırılır, fail hısımsa ceza ağırlaşır. Hangi rakamın uygulanacağı üç şeye bağlı: çocuğun yaşı, fiilin biçimi ve failin çocukla bağı.

Kanun ensesti iki yoldan yakalıyor

Çocuk on beş yaşını tamamlamamışsa, ya da tamamlamış olsa bile fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayacak gelişmeye ulaşmamışsa, ona karşı yapılan her türlü cinsel davranış istismardır (TCK 103/1-a). Rızasının sorulmasına gerek yoktur, çünkü kanun bu yaş grubunda rızayı geçerli saymaz.

Çocuk on beşini bitirmişse ve ilişki cebir, tehdit ya da hile olmadan yaşanmışsa madde 104'e geçilir. On beşini bitirmiş çocuğa cebirle, tehditle veya iradeyi etkileyen başka bir nedenle yapılan davranış ise yine 103/1-b kapsamında istismardır. Yani aile içinde yaşanan olayın hangi maddeye gireceğini çoğu zaman çocuğun doğum tarihi belirler; bu yüzden nüfus kaydı dosyanın ilk belgelerinden biri olur.

103'te hısımlık cezayı nasıl büyütür

TCK 103/1 çocuğu cinsel yönden istismar edene sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis öngörür. İstismar sarkıntılık düzeyinde kalırsa ceza üç yıldan sekiz yıla kadardır. Mağdur on iki yaşını tamamlamamışsa alt sınır istismarda on yıl, sarkıntılıkta beş yıla çıkar. Vücuda organ ya da cisim sokulmuşsa ceza on altı yıldan aşağı olamaz; çocuk on iki yaşından küçükse on sekiz yıldan.

Aile içi ağırlaştırıcı 103/3-c bendindedir. Suç üçüncü derece dahil kan ya da kayın hısımlığı içindeki bir kişiye karşı veya üvey baba, üvey ana, üvey kardeş ya da evlat edinen tarafından işlenmişse, bulunan ceza yarı oranında artırılır. Baba, anne, dede, kardeş, amca, dayı, hala, teyze ve yeğen bu çerçevededir. Kuzen dördüncü derecede kaldığı için bu bende girmez; ama bakım ve gözetim yükümlülüğü gibi 103/3'ün başka bentleri ayrıca değerlendirilir. Basit hesapla: temel hâlde alt sınır sekiz yıldan on iki yıla, organ ya da cisim sokulması hâlinde on altı yıldan yirmi dört yıla çıkar.

103/3'ün bentlerinden birden fazlası bir arada gerçekleşse bile, bu bentler aynı fıkrada ve tek bir artırım cümlesine bağlı olduğu için artırım bir kez yapılır. Üstüne ayrı fıkralardaki ağırlaştırıcılar gelebilir. On beş yaşını tamamlamamış çocuğa karşı cebir ya da tehditle, diğer çocuklara karşı silah kullanılarak işlenen istismarda yarı oranında bir artırım daha öngörülür (103/4); cebir yaralamanın ağır sonuçlarına yol açmışsa yaralama hükümleri ayrıca uygulanır (103/5). Suç sonucu çocuk ölürse ya da bitkisel hayata girerse ceza ağırlaştırılmış müebbettir (103/6).

104'te çocuk rıza göstermişse

On beşini bitirmiş bir çocukla aile içinden biri rızaya dayalı ilişki yaşamışsa fiil 104/2'ye girer. Suçun mağdurla arasında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde şikâyet aranmaksızın on yıldan on beş yıla kadar hapis verilir. Evlenme yasakları Türk Medeni Kanunu'nun 129. maddesinde sayılır: üstsoy ile altsoy, kardeşler, amca, dayı, hala ve teyze ile yeğenleri, kayın hısımları ve evlat edinen ile evlatlık arasında. Evlat edineceği çocuğun bakımını üstlenen kişi ya da koruyucu aile için de aynı ceza uygulanır (104/3).

Temel hâl olan 104/1'de ise iki yıldan beş yıla kadar hapis vardır ve ancak şikâyet üzerine soruşturulur. Aile içinde işlenince bu iki ihtimal arasındaki fark ceza aralığının hem alt hem üst sınırına yansır. Ayrıntıyı reşit olmayanla cinsel ilişki cezası yazısında bulabilirsiniz.

Soruşturma aile sustu diye durmaz

Bu suçlar şikâyete bağlı değildir. Okul rehberliği, hastane, komşu ya da çocuğun kendi anlatımı üzerine savcılığa ulaşan haber yeterlidir; gebelik ya da doğum da dosyayı açabilir. Aile "kendi içimizde kalsın" dese de, annenin ya da çocuğun şikâyetinden sonradan vazgeçmesi de dosyayı kapatmaz. Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda ayrıca uzlaştırma yoluna da gidilemez (CMK 253/3).

Tutuklama bakımından da tablo ağırdır: çocukların cinsel istismarı (madde 103) CMK 100/3'teki katalog suçlar arasındadır. Bu, tutuklamanın zorunlu olduğu anlamına gelmez; hâkim somut delile dayanan kuvvetli şüpheyi ve ölçülülüğü yine tartar. Görev cezanın üst sınırına göre belirlenir ve ağırlaştırıcı nedenler hesaba katılmaz (5235 sayılı Kanun m. 14). 103/1'deki temel istismar (üst sınır on beş yıl) ve 104/2 (on beş yıl) on yılı aştığı için ağır ceza mahkemesine gider; üst sınırı sekiz yıl olan sarkıntılık düzeyindeki istismar ise asliye ceza mahkemesinde görülür (m. 11 ve 12).

Varsayımsal bir örnek

Varsayımsal bir örnek düşünelim: on altı yaşındaki bir kız çocuğu doğum yapıyor ve hastane durumu savcılığa bildiriyor. Çocuğun dayısı hakkında soruşturma açılıyor, kimse şikâyetçi değil. Çocuk on beşini bitirmiş olduğundan fiil 104'te aranır; dayı ile yeğen arasında evlenme yasağı bulunduğu için 104/2 gündeme gelir ve şikâyet gerekmez. Ama çocuk ilişkiye cebir, tehdit ya da baskıyla sürüklenmişse dosya 103/1-b ve hısımlık nedeniyle artırımla ele alınır. Çocuğun anlatımı, doğum tarihi, adli tıp ve DNA verileri, baskıyı gösteren mesajlar ya da tanıklar tartılır. Sonuç önceden söylenemez; hangi maddenin uygulanacağı bu delillere göre belirlenir.

Çocuk anlattığında ve sonrasında

Aile içi dosyalarda çocuğu korumak ile delili korumak birlikte yürür. Savcı ya da hâkim gerekli görürse çocuğun beyanı özel ortamda, uzmanlar aracılığıyla alınır ve çocuk şüpheliyle yüz yüze getirilmez (CMK 236/4). Organ ya da cisim sokulmasıyla işlenen istismarda (103/2) çocuğun soruşturma evresindeki beyanı bu iş için kurulmuş merkezlerde, savcının nezaretinde alınıp kayda geçirilir; kovuşturmada çocuğun yeniden dinlenmesi ancak zorunluluk hâlinde istenir (CMK 236/5). Bu işleyişin ayrıntısı çocuk izlem merkezi yazısında anlatılıyor.

Failin aynı evde yaşadığı durumlarda çocuğun ev dışına alınması gündeme gelir. Çocuğun bedensel ve zihinsel gelişimi tehlikedeyse hâkim onu ana babadan alarak bir aile yanına ya da kuruma yerleştirebilir (TMK 347). Çocuğun korunmaya ihtiyacı olduğunu öğrenen sağlık ve eğitim kuruluşlarının Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'na bildirimi ise kanundan doğan bir yükümlülüktür (5395 sayılı Kanun m. 6).

Zaman geçmesi ceza yolunu kapatmayabilir

Dava zamanaşımı normalde suçun işlendiği günden işler. Çocuklara karşı üstsoy ya da çocuk üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kişilerce işlenen suçlarda ise çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar (TCK 66/6). Babası ya da üvey babası tarafından istismar edilen birinin yirmili yaşlarında yaptığı başvuru, bu nedenle zamanaşımına takılmayabilir. Süre hesabında nitelikli hâller dahil üst sınır esas alınır (TCK 66/3-4); yarı oranındaki artırım bu hesabı da etkiler. Genel çerçeve için çocuk istismarında zamanaşımının başlangıcı yazısına bakabilirsiniz.

Aile içinde yapılan ve sonradan pahalıya gelen hatalar

Çocuğa olayı tekrar tekrar anlattırmak, soruları yönlendirmek, kıyafet ya da mesaj gibi izleri yıkamak, silmek ya da atmak delili ve çocuğun sonraki beyanını zayıflatır. İsnat edilen taraf için de tehlike büyüktür: çocuk ya da anne ile görüşüp "şikâyet etme, geri al" demek, tanık ya da mağdur üzerinde baskı yapma girişimi olarak tutuklama nedeni sayılabilir (CMK 100/2-b). Şüpheli konumundaysanız bu tür bir temas kurmak yerine ifade vermeden önce hukuki desteği düşünmek gerekir.

Durumunuzu anlatmak için

Bu dosyalarda ilk günler belirleyicidir: çocuğun koruma altına alınması, adli muayene, ifade tarihi ve gözaltı süresi kısa aralıklarla ilerler. İster çocuğun yakını, ister hakkında isnat bulunan kişi olun, durumunuzu anlatmak için bizi arayabilir ya da WhatsApp'tan yazabilirsiniz. Ayrıntılar iletişim sayfasında, çalışma çerçevemiz ise ceza hukuku sayfasında yer alıyor. Çocuğun cinsel istismarında ceza aralıklarını yaşa göre ayrıca görmek için çocuğun cinsel istismarı cezası yazısı da yardımcı olur.

Sık sorulan sorular

Ensest için kanunda ayrı bir madde var mı?

Hayır. Aile içindeki bu fiiller çocuk yaşına göre TCK 103 (çocuğun cinsel istismarı) ya da TCK 104 (reşit olmayanla cinsel ilişki) kapsamında değerlendirilir. Hısımlık, 103'te cezayı yarı oranında artıran, 104'te ise cezayı on yıldan başlatan bir ağırlaştırıcıdır.

Kuzenle ilişki ensest sayılır mı, cezası artar mı?

Kan hısımlığında artırım üçüncü dereceye kadardır. Amca, dayı, hala, teyze ve yeğen üçüncü derecedir; kuzenler dördüncü derecede olduğu için bu bent kapsamına girmez. Çocuğun yaşı ve rızası yine de belirleyicidir ve fiil başka bir nitelikli hâl taşıyorsa artırım o yoldan gelebilir.

Aile şikâyet etmezse soruşturma yapılır mı?

Evet. TCK 103 ve 104/2-3 kapsamındaki suçlarda şikâyet aranmaz (failin de çocuk olduğu sarkıntılık hâli hariç). İhbar, hastane ya da okul bildirimi, doğum ya da gebelik gibi herhangi bir yoldan haber alan savcılık soruşturmayı kendiliğinden başlatır.

Zamanaşımı çocuk büyüyünce mi işlemeye başlar?

Çocuğa karşı üstsoy veya çocuk üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kişilerce işlenen suçlarda dava zamanaşımı, çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar (TCK 66/6). Bu yüzden yıllar sonra yapılan başvuru da dava konusu olabilir.

Dayanak mevzuat

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 66, 103, 104
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 100, 236, 253
  • 5395 sayılı Kanun m. 6
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 129, 347
  • 5235 sayılı Kanun m. 11, 12, 14

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve uygulama değişebilir; yazının tarihine dikkat edin.

Dosyanızı birlikte okuyalım.

Belgelerinizi getirin; ilk görüşmede hangi sürenin işlediğini, hangi yolun kısa olduğunu ve ücretin nasıl oluştuğunu açıkça konuşalım. Hafta içi 09.00 – 18.00, randevuyla.