Görüşme talep edin

Bakırköy · İstanbul · Hafta içi 09.00 – 18.00, randevuyla

  1. Ana sayfa
  2. Makaleler
  3. Ceza Hukuku
  4. Rüşvet, sahtecilik ve örgüt suçları
  5. Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi: ceza ve savunma

CEZA HUKUKU

Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi: ceza ve savunma

Memur ya da öğretmen görevi sırasında öğrendiği suçu bildirmezse TCK 279 uyarınca altı aydan iki yıla hapis söz konusudur. Şartlar ve savunma yolları.

Yazan Av. Mustafa Yalçın4 dk okumaGüncelleme

KISACA

  • TCK m. 279 uyarınca görevi nedeniyle bir suçu öğrenip yetkili makamlara bildirmeyen ya da geciktiren kamu görevlisine altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.
  • Suçun görevle bağlantılı olarak öğrenilmesi şarttır; özel hayatta duyulan bir olay bu madde kapsamına girmez.
  • Suçu bildirmemesi gereken kişi adli kolluk görevini yapan biriyse ceza yarı oranında artırılır.
  • Ceza üst sınırı iki yıl olduğundan dosyada hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme gündeme gelebilir.

Bir memur ya da öğretmen, görevi sırasında bir suç işlendiğini öğrenir ve bunu yetkili makamlara iletmezse, TCK m. 279 uyarınca altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla karşılaşabilir. Madde yalnızca hiç bildirmemeyi değil, bildirimi geciktirmeyi de kapsar. Bu yüzden "nasıl olsa söylerim" diyerek günler geçirmek de sorun yaratabilir.

Madde ne söylüyor?

Kanun metni şöyle kurulmuştur: Kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenen kamu görevlisi, yetkili makamlara bildirimde bulunmayı ihmal eder ya da bu konuda gecikme gösterirse cezalandırılır. Ceza altı aydan iki yıla kadar hapistir. Adli para cezası seçeneği yoktur.

Üç unsur birlikte aranır. Birincisi, failin kamu görevlisi olması. İkincisi, bildirilmesi gereken olayın kamu adına soruşturma ve kovuşturma yapılmasını gerektiren bir suç olması. Üçüncüsü, bu bilginin görev nedeniyle öğrenilmiş olması. Üçünden biri eksikse madde uygulanamaz.

Hangi suçlar bildirim yükümlülüğü doğurur?

Maddenin dayanağı, kamu adına soruşturma ve kovuşturma gerektiren suçlardır. Mağdurun şikâyeti olmadan soruşturma açılamayan suçlarda kamu görevlisinin bildirim ihmali tartışmalı hale gelir ve bu, savunmanın önemli bir başlığıdır.

Bir okul müdürünün, öğrenciye yönelik bir istismar iddiasını duyup savcılığa haber vermemesi tipik örnektir. Bir tapu memurunun, işlem sırasında sahte belge sunulduğunu fark edip hiçbir şey yapmaması da öyle.

Görevle bağlantılı öğrenme ne demek?

Burada çizgi nettir. Hafta sonu komşusundan bir suç haberi duyan memur, bu bilgiyi görevi nedeniyle öğrenmemiştir. Aynı bilgi mesai içinde, görev yaptığı dairede ya da görevinin gereği yaptığı bir işlem sırasında ortaya çıkmışsa durum değişir. Savunmada ilk sorulacak şey, bilginin hangi vesileyle ve hangi tarihte edinildiğidir.

Dosyada bu noktada ispat sorunu çıkar. Savcılık, memurun olayı ne zaman öğrendiğini kanıtlamak zorundadır. Yalnızca "bilmesi gerekirdi" demek yeterli değildir.

Varsayımsal bir örnek düşünelim

Bir devlet okulunda rehber öğretmen, bir öğrencinin ailesi tarafından fiziksel şiddete uğradığını görüşmede öğreniyor. Görüşmeyi not alıyor ama okul müdürüne ve savcılığa bildirim yapmıyor, olayı "önce aileyle konuşalım" diyerek bekletiyor. Aylar sonra olay başka bir yoldan ortaya çıkıyor ve öğretmen hakkında soruşturma açılıyor. Bu durumda hem bildirimin hiç yapılmaması hem de gecikme değerlendirilir. Öğretmenin aileyle konuşmayı bir çözüm yolu olarak görmesi niyetini açıklar ama bildirim yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Yine de bu iyi niyet, cezanın belirlenmesinde dikkate alınabilir.

Adli kolluk görevlisi olursa ne değişir?

Kanunun ikinci fıkrası, suçun adli kolluk görevini yapan kişi tarafından işlenmesi halinde cezayı yarı oranında artırır. Polis ya da jandarma, bir suçu öğrenip savcılığa bildirmezse verilecek ceza yarı oranında artırılır. Kolluğun görevi zaten suçu soruşturma makamına iletmektir; bu yüzden kanun onlara daha ağır bir sorumluluk yükler.

Kamu görevlisi hakkında soruşturma nasıl yürür?

Kamu görevlisinin görevi sırasında işlediği iddia edilen suçlarda, soruşturma çoğu zaman özel bir usule tabidir. Bu konuyu 4483 sayılı Kanun: memurlar nasıl yargılanır yazısında ayrıca ele aldık. İzin verilmemesi halinde itiraz yolları için soruşturma izni verilmemesi kararına itiraz başlıklı yazıya bakabilirsiniz. İzin sürecinin işleyişi hakkında memur soruşturma izni kaç günde verilir yazısı bilgi verir.

Görevle ilgili diğer suçlama türlerini de karıştırmamak gerekir. Bildirimin ihmali ile görevi ihmal farklı suçlardır; ayrım için görevi ihmal suçu ve cezası yazısı faydalı olur. Daha geniş bir suç tipi için görevi kötüye kullanma suçu incelenebilir.

Savunmada nelere bakılır?

Savunmanın ilk sorusu, olayın gerçekten kamu adına soruşturulacak bir suç olup olmadığıdır. İkinci soru, bilginin görevle bağlantılı olarak edinilip edinilmediği. Üçüncü olarak, bildirim yapıldıysa hangi tarihte, kime ve hangi yolla yapıldığı ispatlanmalıdır. Yazılı havale, evrak kaydı ya da e-posta bu konuda en güçlü delildir. Üstlere sözlü iletilen bir uyarı varsa, o kişinin tanık olarak dinletilmesi gerekebilir.

Gecikme iddiasında ise sürenin makul olup olmadığı tartışılır. Kanun belirli bir gün sayısı vermez. Bilginin doğrulanması için kısa bir süre geçmesi her dosyada farklı değerlendirilir.

Cezanın infazı ve seçenekler

Ceza üst sınırı iki yıl olduğundan, mahkeme koşulları varsa hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ya da cezanın ertelenmesine karar verebilir. Bir yıl ve altındaki cezalarda seçenek yaptırımlar da gündeme gelir. Bunlar mahkemenin takdirine bağlıdır ve sanığın sabıkası, duruşmadaki tutumu gibi unsurlara göre değişir.

Disiplin soruşturması ayrı yürür

Ceza davası bir yana, aynı olay nedeniyle idari bir soruşturma da açılabilir. Disiplin soruşturması ile ceza soruşturması birbirinden bağımsızdır. Birinde verilen karar diğerini otomatik olarak bağlamaz. Bu yüzden idareye verilen savunma ile savcılıkta verilen ifade birbiriyle çelişmemelidir. Bir tarafta "olayı duymadım", diğer tarafta "üstüme bildirdim" demek, dosyada en çok zarar veren tutarsızlıktır.

Pratikte şu belgeleri toplamak işe yarar: görev tanımı, olayın gerçekleştiği güne ait nöbet ya da mesai çizelgesi, varsa yazışma kayıtları ve bilgiyi verdiğiniz kişiye ait ifade. Bu belgeler hem bilginin ne zaman edinildiğini hem de bildirimin nasıl yapıldığını gösterir.

Üstüne bildirmek yeterli mi?

Memurlar arasında yaygın bir kanı, amire haber vermekle işin bittiği yönündedir. Kanun ise "yetkili makamlara" bildirimden söz eder. Amirin kendisi yetkili makam değilse, bilgi savcılığa ya da kolluğa ulaşmamış olabilir. Amire yapılan bildirim yine de önemlidir; çünkü görevlinin ihmal etmediğini, olayı sakladığını düşünmeyi güçleştirir ve gecikme iddiasına karşı süreyi gösterir. Yine de bildirimin sonunda adli makamlara ulaşıp ulaşmadığını takip etmek, daha güvenli bir yoldur.

Dosya ayrıntıya bağlıdır

Bu tür dosyalarda kayıtların, havale yazılarının ve görev tanımının dikkatle incelenmesi gerekir. Soruşturma başladıysa ifade vermeden önce hukuki destek almak, ifadenin sonraki aşamayı belirlemesi bakımından önemlidir. Durumunuzu anlatmak için bürodan telefonla ya da WhatsApp üzerinden bize ulaşabilirsiniz. Ceza yargılamalarının genel çerçevesi için ceza hukuku çalışma alanımıza göz atabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Öğretmen öğrencisinin yaşadığı bir suçu bildirmezse ceza alır mı?

Öğretmen kamu görevlisidir. Suçu görevi nedeniyle öğrenmişse ve yetkili makamlara bildirmeyi ihmal ederse ya da geciktirirse TCK m. 279 kapsamında yargılanabilir. Her somut olayda suçun niteliği ve öğrenme biçimi ayrıca incelenir.

Suçu geç bildirmek de cezayı gerektirir mi?

Evet. Madde metni yalnızca bildirmemeyi değil, bu hususta gecikme göstermeyi de cezalandırır. Gecikmenin gerekçesi savunmada önem taşır.

Suçu bildirmeme cezası kaç yıldır?

Altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıdır. Adli kolluk görevini yapan kişi için bu ceza yarı oranında artırılır.

Kamu görevlisi olmayan biri suçu bildirmezse ne olur?

TCK m. 279 yalnızca kamu görevlisine uygulanır. Kamu görevlisi olmayan kişi, bu madde nedeniyle cezalandırılmaz.

Dayanak mevzuat

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 279
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 50, 51
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve uygulama değişebilir; yazının tarihine dikkat edin.

Dosyanızı birlikte okuyalım.

Belgelerinizi getirin; ilk görüşmede hangi sürenin işlediğini, hangi yolun kısa olduğunu ve ücretin nasıl oluştuğunu açıkça konuşalım. Hafta içi 09.00 – 18.00, randevuyla.