KISACA
- Suç uydurma, işlenmediğini bildiği bir suçu yetkili makamlara işlenmiş gibi ihbar eden ya da işlenmeyen bir suçun delil veya emarelerini uyduran kişiye üç yıla kadar hapis cezası verilen suçtur (TCK m. 271).
- İftiradan farkı, bir kişiye fiil isnat edilmemesidir; olmayan olay ihbar edilir.
- Maddede alt sınır yazılmaz; ceza üç yıla kadar hapistir.
- Delil uydurma yalnızca soruşturma yapılmasını sağlayacak biçimde gerçekleşirse suçu oluşturur.
Hiç yaşanmamış bir olayı polise ya da savcılığa anlatmak, görünüşte zarar vermeyen bir davranış gibi gelebilir. Ortada kendisine suç isnat edilen bir kişi yoksa kimseye haksızlık yapılmış olmaz diye düşünülür. Kanun bu bakışı paylaşmaz. TCK m. 271, işlenmediğini bildiği bir suçu yetkili makamlara işlenmiş gibi ihbar eden ya da işlenmeyen bir suçun delil veya emarelerini soruşturma yapılmasını sağlayacak biçimde uyduran kimseye üç yıla kadar hapis cezası verilmesini öngörür.
Madde iki ayrı fiili cezalandırır
Birinci fiil ihbardır. Kişi gerçekte olmayan bir olayı, örneğin hırsızlığı, bir saldırıyı ya da bir kaçırma olayını, bu olay yaşanmamış olduğunu bildiği halde yetkili makama bildirir. Kast bu noktada kilit unsurdur: bildirimi yaparken olayın gerçek olmadığını bilmek gerekir.
İkinci fiil delil uydurmadır. Olay hiç yaşanmamıştır ama kişi, bir soruşturma açılmasını sağlayacak biçimde iz, eşya ya da emare üretir. Örneğin evinin kapısını kendisi kırıp hırsızlık yaşanmış gibi sahne kurması bu gruba girer. Burada ihbar şart değildir; delillerin soruşturmayı başlatacak nitelikte olması yeterlidir.
İftiradan farkı nedir?
İki suç sık karıştırılır. İftirada belirli bir kişiye işlemediği bir fiil yüklenir, mağdur vardır ve ceza bir yıldan dört yıla kadar hapistir. Suç uydurmada ise ortada gerçek bir mağdur olmayabilir, çünkü olay hiç yaşanmamıştır ve kimseye isnat edilmemiştir. Bu yüzden Kanun suç uydurmaya daha hafif bir ceza öngörmüştür. Ayrıntılı karşılaştırma için iftira suçunun cezası ve şartları yazısına bakabilirsiniz.
Ancak sınır her zaman net değildir. Uydurulan olayda sonradan bir kişi şüpheli gösterilirse dosya iftiraya kayabilir. Bu geçiş, savunmada ilk incelenecek konudur.
Varsayımsal bir örnek düşünelim
Bir kişi aracını başka bir yere bırakır ve karakola giderek aracının çalındığını söyler. Kamera kayıtları, aracın kendi isteğiyle park edildiğini gösterir. Burada ortada gerçekleşmemiş bir hırsızlık vardır ve kişi bunu bilerek bildirmiştir. Eğer kişi belirli bir kişiyi de şüpheli olarak göstermişse, iftira da gündeme gelir. Sonuç tahmini yapmak yerine, her olayda kast, delil ve ihbar içeriği ayrı ayrı incelenir.
Soruşturma ve kovuşturma süreci
Bu suç resen soruşturulur; şikayet beklenmez. Savcılık, ihbarın gerçeğe uymadığını tespit ettiğinde ihbar eden hakkında ayrı bir soruşturma başlatabilir. İfade verirken iki durumu karıştırmamak gerekir: yanılarak ya da yanlış anlayarak bildirimde bulunmak suç sayılmaz, çünkü Kanun işlenmediğini bildiği halde ibaresini arar. Bilmek ise dışarıdan ispat edilen bir olgudur; mesajlar, kamera kayıtları, tanık anlatımları ve kişinin olay öncesi davranışı bu ispatta kullanılır.
Hükmedilen hapis cezası iki yılı geçmezse hapis cezasının ertelenmesi (TCK m. 51) ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması (CMK m. 231) değerlendirilebilir; bir yıl ya da altındaki cezada seçenek yaptırım da gündeme gelir (TCK m. 50). Bunların şartları dosyanın durumuna göre ayrıca incelenir.
Savunmada öne çıkan noktalar
Birinci nokta kasttır. Kişi olayın yaşandığına gerçekten inanmış olabilir. Örneğin eşyasını kaybedip çalındığını düşündüğü bir durumda yapılan ihbar, sonradan eşya bulunsa bile suç oluşturmaz.
İkinci nokta, ihbarın yetkili makama yapılmış olmasıdır. Arkadaşa söylenen bir söz bu suçu oluşturmaz.
Üçüncü nokta, uydurulan delilin soruşturma yapılmasını sağlayacak nitelikte olup olmadığıdır. Soruşturma başlatmaya elverişli olmayan ucuz bir kurgu, suçun maddi şartını taşımayabilir.
Dördüncü nokta, kişinin kendisini suçlu göstermesi ihtimalidir. Başkasını koruma amacıyla gerçeğe aykırı biçimde suçu üstlenmek ayrı bir suçtur; ayrıntı için suç üstlenme suçu yazısına bakabilirsiniz. Tanıklık sırasında yapılan gerçek dışı beyanlar da ayrı değerlendirilir; bunun için yalan tanıklık yazısı konuya ışık tutar.
Delilleri yok etme ile karıştırılmamalı
Suç uydurma, olmayan bir olayı varmış gibi göstermektir. Gerçekten işlenmiş bir suçun izlerini silmek ise başka bir suçtur ve suç delillerini yok etme veya gizleme başlığı altında incelenir. Dosyanızda hangi fiilin iddia edildiğini bilmek, savunmanın yönünü belirler.
Sık yapılan hatalar
İfadeden önce dosyayı görmeden konuşmak, tutanağa geçen beyanı sonradan düzeltmeyi zorlaştırır. Bildirimde bulunmuş kişiler, "ben sadece öyle sandım" cümlesini ifadenin sonunda söyleyip başta tutarsız anlatım yapabiliyor. Bunun yerine, ne zaman neyi gördüğünüzü, hangi bilgiye dayandığınızı ve ihbardan sonra ne yaptığınızı düzenli biçimde anlatmak daha sağlıklıdır.
Dosyanız varsa
Suç uydurma iddiasıyla ifadeye çağrıldıysanız ya da hakkınızda iddianame düzenlendiyse, delilleri ve ihbar metnini birlikte okumak gerekir. Ceza hukuku alanındaki çalışmalarımıza çalışma alanı sayfasından ulaşabilirsiniz. Telefonla arayabilir ya da WhatsApp'tan yazabilirsiniz; iletişim sayfası bilgileri içerir. İfadeden önce yapılan bir değerlendirme, sonradan düzeltilmesi güç hataların önüne geçer.
Delil uydurma halinde dikkat edilecekler
Madde, işlenmeyen bir suçun delil veya emarelerini uyduran kişiyi de cezalandırır. Burada uydurulan şeyin soruşturma yapılmasını sağlayacak biçimde olması gerekir. Evde gerçekte olmayan bir soygunu andıran dağınıklık yaratmak, kırık bir cam bırakmak, sahte bir not hazırlamak bu kapsamda tartışılır. Olay yerinde bulunan her iz otomatik olarak bu suçu oluşturmaz; izin kasten oluşturulduğunun gösterilmesi gerekir.
Savcılık aşamasında ne olur?
İhbarın gerçek dışı olduğu anlaşıldığında, savcılık önce ifadenizi alır. Burada olayı neden bildirdiğinizi, ne gördüğünüzü ve hangi belgeye dayandığınızı sorar. İfadenizin tutarlı olması, daha sonraki aşamada kastınızın ispat edilmesini güçleştirir. Şüpheli sıfatıyla çağrılmışsanız, avukat yardımından yararlanma ve susma hakkınız vardır. Ayrıca soruşturma dosyasına erişim hakkınız bulunur; dosyada kısıtlama kararı yoksa ifadeden önce incelemeniz mümkündür.
Ceza belirlenirken hâkimin baktıkları
Üç yıla kadar hapis cezası öngörülen bu suçta hâkim, ihbarın niteliğine, uydurulan delilin ciddiyetine ve kolluğun boşa harcadığı çabaya bakar. Birkaç saatte anlaşılan kaba bir yalan ile günlerce süren, çok sayıda tanığın ifadesinin alındığı bir soruşturma aynı ağırlıkta görülmez. Kişinin daha önce adli sicil kaydının bulunup bulunmaması ve duruşmadaki tutumu da değerlendirmeye girer.
Sık sorulan sorular
Suç uydurmanın cezası kaç yıldır?
TCK m. 271'e göre üç yıla kadar hapis cezası verilir. Maddede ayrıca bir alt sınır belirtilmemiştir; hâkim bu sınır içinde cezayı takdir eder.
Suç uydurma ile iftira arasındaki fark nedir?
İftirada belirli bir kişiye işlemediği fiil isnat edilir. Suç uydurmada ise gerçekte hiç gerçekleşmemiş bir olay, belirli bir kişiye yöneltilmeden ihbar edilir ya da delilleri uydurulur.
Çaldırdığını iddia ettiği eşyayı kendisi saklayan kişi ne ile suçlanır?
Eşyanın çalındığını bildirip aslında olayın hiç yaşanmadığını bilen kişi suç uydurmadan sorumlu olabilir. Sigorta ya da başka bir menfaat amacı varsa başka suç tipleri de değerlendirilir.
Suç uydurma halinde etkin pişmanlık hükmü var mı?
Madde 271'in kendisinde etkin pişmanlık düzenlemesi yoktur. Bu nedenle dönme, daha çok cezanın belirlenmesinde ve takdir indiriminde dikkate alınır.
Dayanak mevzuat
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 50, 51, 267, 271
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve uygulama değişebilir; yazının tarihine dikkat edin.