Görüşme talep edin

Bakırköy · İstanbul · Hafta içi 09.00 – 18.00, randevuyla

  1. Ana sayfa
  2. Makaleler
  3. Ceza Hukuku
  4. Rüşvet, sahtecilik ve örgüt suçları
  5. Başkasının suçunu üstlenmek suç mu, cezası nedir

CEZA HUKUKU

Başkasının suçunu üstlenmek suç mu, cezası nedir

Yetkili makama gerçeğe aykırı biçimde suçu işlediğini söyleyen kişi TCK m. 270 uyarınca hapisle karşılaşır. Yakınlar için indirim ve kaldırma ihtimali.

Yazan Av. Mustafa Yalçın4 dk okumaGüncelleme

KISACA

  • Suç üstlenme, işlemediği suçu işlemiş ya da suça katılmış gibi yetkili makama bildirmektir ve TCK m. 270 uyarınca iki yıla kadar hapis cezası öngörülür.
  • Üstsoy, altsoy, eş veya kardeşi cezadan kurtarmak için yapılırsa mahkeme cezanın dörtte üçünü indirebilir ya da cezayı tamamen kaldırabilir.
  • Arkadaş, nişanlı, amca ya da komşu için üstlenmede bu özel indirim hükmü yer almaz.
  • Üstlenme asıl failin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; soruşturma gerçek kişiye yönelebilir ve ikinci bir dosya açılabilir.

Evin yakınında bir kaza yapıldı, direksiyondaki kardeşinizdi ama ehliyeti yoktu, siz "ben kullanıyordum" dediniz. Ya da arkadaşınızın üzerine kayıtlı silah için karakola gidip "benimdi" dediniz. Bu davranış TCK m. 270 kapsamında suç üstlenme sayılır. Ceza iki yıla kadar hapistir; yakınlarınızı kurtarmak için yaptıysanız mahkeme cezayı dörtte üç oranında indirebilir, hatta hiç ceza vermeyebilir.

Suç üstlenme tam olarak nedir?

TCK m. 270/1 şöyle der: yetkili makamlara gerçeğe aykırı olarak suçu işlediğini ya da suça katıldığını bildiren kimseye iki yıla kadar hapis cezası verilir. Üç unsur öne çıkar. Bildirimin yetkili makama yapılması, bildirilenin gerçeğe aykırı olması ve bildirimde bulunanın "ben yaptım" ya da "ben de oradaydım" demesi.

Yetkili makam polis, jandarma, Cumhuriyet savcısı ya da hakimdir. Yakın çevreye, komşuya veya aile içinde yapılan itiraf bu suçu oluşturmaz, çünkü ortada soruşturma yapacak bir makam yoktur.

Hangi durumlarda uygulanır?

En sık görülen örnekler trafik kazaları, ruhsatsız silah, uyuşturucu bulunan araç ve kavga dosyalarıdır. Kazada alkollü sürücü yerine eşin direksiyonda olduğunu söylemesi, kavgada kardeşin yerine "ben vurdum" denilmesi tipik olaylardır.

Burada ayrım önemlidir. Gerçekten suça katılmış biri rolünü olduğundan fazla gösteriyorsa, bildirim gerçeğe aykırı hale gelebilir. Yani yalnızca "hiç yoktum ama ben yaptım" demek değil, "tek başıma yaptım" diyerek başkasının payını da üstlenmek de tartışma konusu olur. Dosyada hangi cümlenin hangi tutanakta geçtiği bu yüzden belirleyicidir.

Yakınlar için indirim ve cezasızlık

Kanun, üstsoy, altsoy, eş veya kardeşi cezadan kurtarmak amacıyla yapılan üstlenmede iki imkan tanır. Mahkeme cezanın dörtte üçünü indirebilir ya da cezayı tamamen kaldırabilir. Üstsoy anne, baba ve büyükanne, büyükbaba gibi geriye doğru giden yakınlardır; altsoy çocuk ve torunlardır.

Dikkat edin: madde "indirebilir" diyor. Yani zorunlu değil, hakimin takdiri var. Amacın gerçekten yakını kurtarmak olduğunu gösteren olay anlatımı, tutanaklardaki ifade ve ilk beyanın zamanı bu takdiri etkiler. Nişanlı, sevgili, amca, dayı, kayınpeder ya da yakın arkadaş bu sayımda yer almaz.

İftira ve suç uydurmadan farkı

Üç suç birbirine karışır. İftira (TCK m. 267) bir başkasını suçsuz olduğunu bilerek suçlamaktır; bir yıldan dört yıla kadar hapis öngörülür. Suç uydurma (TCK m. 271) işlenmemiş bir suçu işlenmiş gibi bildirmek veya delil uydurmaktır; üç yıla kadar hapis verilir. Suç üstlenmede ise kişi kendini suçlar, bir başkasını hedef almaz.

Bir istisnaya dikkat: işlediği suç nedeniyle soruşturmayı engellemek için başkasının kimliğini kullanan kişi, TCK m. 268 uyarınca iftira hükümlerine göre cezalandırılır. Yani başkasının adıyla ifade vermek, kendi adınızla üstlenmekten çok daha ağır sonuç doğurabilir.

Varsayımsal bir örnek düşünelim

Ali'nin ağabeyi alkollü araç kullanırken küçük bir kazaya karışır. Ali olay yerine yetişir, polise "araç bendeydi" der ve ifade tutanağına imzasını atar. Sonradan kamera kaydı ve tanık beyanları ağabeyin sürücü olduğunu gösterir. Savcılık hem ağabey hakkında hem Ali hakkında dosya açar. Ali'nin dosyasında TCK m. 270 uygulanır; kardeş olduğu için indirim veya cezasızlık tartışılır, ama karar mahkemenin takdirindedir ve sonucu önceden söylemek mümkün değildir.

Pratikte yapılan hatalar

Birincisi, "nasıl olsa küçük bir olay, üstlenirim" düşüncesidir. Üstlenilen suçun sonuçları sizin adli kaydınıza işleyebilir. İkincisi, ifade verdikten sonra tutanağı okumadan imzalamaktır. Üçüncüsü, vazgeçmeyi geciktirmektir. Doğruyu ne kadar erken, kayıt altına alınabilir biçimde söylerseniz savunma o kadar toparlanır.

Cezanın iki yıla kadar olduğunu hatırlayın. TCK m. 50 uyarınca bir yıl veya daha kısa hapis seçenek yaptırıma çevrilebilir; iki yıl ve altındaki cezalarda erteleme (TCK m. 51) ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması (CMK m. 231) gündeme gelebilir. Bunlar şartlara bağlıdır, otomatik değildir.

Soruşturma sürecinde ne olur?

Üstlenme beyanı tutanağa geçtiğinde kolluk ya da savcı çoğu zaman doğrulama yapar. Kamera kaydı, HTS dökümü, araç takip verisi, tanık beyanı ve bilirkişi raporu gibi deliller çelişkiyi ortaya çıkarabilir. Çelişki görülürse savcılık iki yönde ilerler: asıl failin tespiti için soruşturma sürer, üstlenen kişi hakkında ise TCK m. 270 kapsamında ayrı bir dosya açılır.

Bu aşamada üstlenen kişiye şüpheli sıfatıyla ifade sorulur. Şüphelinin susma hakkı, avukat yardımından yararlanma hakkı ve delil toplanmasını isteme hakkı vardır. İlk ifadede söylenenler sonraki aşamalarda sürekli karşınıza çıkar. Bu nedenle ikinci ifadede ne söyleyeceğinizi önceden planlamak gerekir.

Mahkemede nelere bakılır?

Hakim üç noktayı inceler. Birincisi, beyanın gerçekten yetkili makama yapılıp yapılmadığı. İkincisi, beyanın gerçeğe aykırı olup olmadığı ve bunu kişinin bilerek söyleyip söylemediği. Üçüncüsü, amacın yakını kurtarmak olup olmadığı. Son nokta indirim ve cezasızlık için esastır.

Amaç sorusunda ifade tutanağı kadar olay öncesi ve sonrası davranışlar da önem taşır. Örneğin kişi yakınını korumak için hemen karakola gitmişse bu, aylar sonra gelen bir beyandan farklı değerlendirilebilir. Hakim ayrıca üstlenen kişinin beyanını hangi baskı ya da duygusal koşullar altında verdiğini de sorabilir. Ailevi baskı ya da korku gibi durumlar varsa bunları dosyaya ilk fırsatta sunmak gerekir.

Doğruyu söylemek ve savunma hakkı

Bu yazı sizi bildirimi sürdürmeye yönlendirmek için değil. Susma hakkınız vardır, avukat talep edebilirsiniz ve içeriğini bilmediğiniz tutanağı imzalamak zorunda değilsiniz. Üstlenme niyetiyle gelen ama pişman olan kişiler için en sağlıklısı, dosyayı birlikte okuyup doğru adımı seçmektir.

Benzer konular için suç uydurma suçunu, iftira suçunun cezasını, suçluyu kayırma suçunu ve suç delillerini yok etmenin cezasını okuyabilirsiniz. Başkasının kimliğini kullanma konusuna da bakın.

Dosyanız için ne yapabilirsiniz?

İfadeniz alınmadan önce, alındıysa tutanak ve kayıtlar elinize geçer geçmez durumu bir avukatla gözden geçirin. Hangi cümlenin kimin adına söylendiği, kayıtların saati ve ifadenin alındığı yer dosyaya göre değişir. Ceza hukuku çalışma alanımızdan genel çerçeveye bakabilir, dosyanızı bizimle paylaşmak için iletişim sayfasından telefonla arayabilir veya WhatsApp'tan yazabilirsiniz. İlk ifadeden önce yapılan bir görüşme, sonradan düzeltilmesi güç hataların önüne geçer.

Sık sorulan sorular

Suç üstlenmenin cezası kaç yıldır?

TCK m. 270/1 uyarınca iki yıla kadar hapis cezası verilir. Alt sınır kanunda ayrıca gösterilmediği için genel kurallar devreye girer.

Kardeşim için suçu üstlenirsem ceza alır mıyım?

Kardeş, eş, üstsoy ve altsoy için işlenen fiilde ceza dörtte üç oranında indirilebilir ya da tamamen kaldırılabilir. Bu mahkemenin takdirindedir, kesin bir sonuç sayılmaz.

Arkadaşım için suçu üstlenmek de aynı hükme girer mi?

Evet, suç oluşur. Ancak yakınlara tanınan indirim ve kaldırma imkanı arkadaş için tanınmamıştır.

Suçu üstlendikten sonra vazgeçebilir miyim?

Doğruyu söylemek mümkündür ve savunmanızı toparlamanız için önemlidir. Madde 270'te ayrı bir etkin pişmanlık hükmü bulunmadığından davranışınızı dosyanızdaki tarihlerle birlikte değerlendirmek gerekir.

Üstlenme, gerçek failin cezalandırılmasını engeller mi?

Hayır. Gerçek faile ulaşıldığında onun hakkında ayrıca soruşturma yürütülür; üstlenen kişi de kendi fiilinden yargılanır.

Dayanak mevzuat

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 270
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 267, 268, 271
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 50, 51
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve uygulama değişebilir; yazının tarihine dikkat edin.

Dosyanızı birlikte okuyalım.

Belgelerinizi getirin; ilk görüşmede hangi sürenin işlediğini, hangi yolun kısa olduğunu ve ücretin nasıl oluştuğunu açıkça konuşalım. Hafta içi 09.00 – 18.00, randevuyla.