Görüşme talep edin

Bakırköy · İstanbul · Hafta içi 09.00 – 18.00, randevuyla

  1. Ana sayfa
  2. Makaleler
  3. Ceza Hukuku
  4. Soruşturma, tutuklama ve yargılama
  5. Sanığın savunmada yalan söylemesi suç mudur, sonuçları nelerdir

CEZA HUKUKU

Sanığın savunmada yalan söylemesi suç mudur, sonuçları nelerdir

Sanığın kendi savunmasında yalan söylemesi tek başına suç değildir; ama iftira, suç üstlenme ve kimlik kullanma gibi hâller cezalandırılır. Sonuçlar burada.

Yazan Av. Mustafa Yalçın6 dk okumaGüncelleme

KISACA

  • Ceza kanununda sanığın kendi savunmasında gerçeğe aykırı beyanda bulunmasını ayrı bir suç sayan ya da cezayı artıran genel bir hüküm yoktur.
  • Yalan tanıklık suçu (TCK 272) tanıklar için düzenlenmiştir; sanığın savunması tanıklık değildir.
  • İşlemediğini bildiği bir kişiye ihbar ya da şikâyet yoluyla suç isnat etmek iftiradır ve bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası gerektirir (TCK 267/1); savunmanın sınırlarını aşıp bu niteliğe bürünen isnatlar için risk vardır.
  • Başkasına ait kimliği kullanmak, işlenmeyen suçu üstlenmek ve suç uydurmak ayrı suçlardır (TCK 268, 270, 271).
  • Sanığın susma hakkı vardır (CMK 147/1-e); gerçeği söylemek zorunda hissetmeyenin yalan söylemesi gerekmez, susması meşrudur.

Hayır, savunmada gerçeği tam söylememek tek başına ayrı bir suç değil. Türk ceza kanununda sanığın kendi savunması sırasında yalan söylemesini ayrıca cezalandıran ya da cezayı artıran genel bir madde yok. Bu, yalanın hiçbir sonucu olmadığı anlamına da gelmiyor. Aşağıda hangi sonuçların gerçekten ortaya çıktığını sırayla yazıyorum; çünkü "yalan söylemek serbest" cümlesi de "yalan söylersem suç işlerim" cümlesi de yanlış.

Bir şeyi baştan söyleyeyim: bu yazı yalan söylemeyi öneren bir yazı değil. Savunmanın en güçlü hâli, dosyadaki delille uyumlu ve tutarlı anlatımdır. Yalan söylemek yerine meşru bir seçenek var: susmak.

Yalan tanıklık neden burada geçerli değil

İnsanların kafasını en çok karıştıran madde TCK 272. Yalan tanıklık suçu, mahkeme huzurunda ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı tanıklık yapan kişiye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörüyor (TCK 272/2). Ama bu madde tanıkları düzenliyor. Sanık, davanın tarafı; kendi savunmasını yapıyor, tanıklık yapmıyor. Dolayısıyla sanığın savunmadaki beyanları yalan tanıklık sayılmıyor.

Fark önemli, çünkü bir davada aynı kişi hem sanık hem tanık olmuyor. Birden çok sanığın yargılandığı dosyada bir sanığın diğeri hakkındaki beyanı ise tanıklık değil, sanığın savunması olarak değerlendiriliyor. Bu durumda başka bir madde devreye girebilir: iftira.

Savunma sırasında hangi yalanlar ayrı suç olur

Birinci grup iftira. Yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği hâlde bir kişiye hukuka aykırı bir fiil isnat ederek hakkında soruşturma ya da kovuşturma başlatılmasını sağlamaya çalışan kişi bir yıldan dört yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılıyor (TCK 267/1). Fiilin maddi eser ve delillerini uydurarak iftira edilirse ceza yarı oranında artırılıyor (TCK 267/2). Sanığın savunmasında "olayı bu kişi yaptı" demesi, doğru olduğunu düşünüyorsa serbest bir savunma. Yanlış olduğunu bilerek söylüyorsa ve bunu bir ihbar ya da şikâyet gibi sürdürüyorsa iftira riski doğuyor; savunma içinde kalan anlatımın iftira sayılıp sayılmayacağı ise dosyaya göre değişiyor. Kasıt burada belirleyici: yanılan ya da emin olmayan kişi iftira suçunu işlemiş sayılmıyor.

İkinci grup başkasının kimliği. İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kişi iftira hükümlerine göre cezalandırılıyor (TCK 268). Gözaltında bir arkadaşının ya da kardeşinin adını söylemek bu suçun tipik örneği.

Üçüncü grup suç üstlenme. Yetkili makamlara gerçeğe aykırı olarak suçu işlediğini veya suça katıldığını bildiren kimseye iki yıla kadar hapis cezası veriliyor. Bu suç üstsoy, altsoy, eş veya kardeşi cezadan kurtarmak amacıyla işlenirse cezanın dörtte üçü indirilebiliyor ya da tamamen kaldırılabiliyor (TCK 270). Yani başkası yerine suçu üstlenen kişi de ceza riski taşıyor.

Dördüncü grup suç uydurma. İşlenmediğini bildiği bir suçu yetkili makamlara işlenmiş gibi ihbar eden ya da işlenmeyen bir suçun delil veya emarelerini soruşturma yapılmasını sağlayacak biçimde uyduran kimseye üç yıla kadar hapis cezası veriliyor (TCK 271).

Kimlik bilgisi neden ayrı bir konu

Şüpheli veya sanık kimliğine ilişkin soruları doğru olarak cevaplamakla yükümlü (CMK 147/1-a). Bu konuda susma hakkı kimlik soruları için geçerli değil. Yani "adım soyadım nedir" sorusuna cevap vermemek ya da yanlış cevap vermek meşru bir savunma değil. Kamu görevlisine görevle bağlantılı olarak sorulduğunda kimliği veya adresiyle ilgili gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye idari para cezası verilebiliyor (5326 sayılı Kanun m. 40/1). Başkasının kimliğini kullanmak ise TCK 268 kapsamında.

Susma hakkı: yalana meşru alternatif

Sanığa yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamanın kanuni hak olduğu söylenmek zorunda (CMK 147/1-e). Duruşmada da sanığa, açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu bildiriliyor (CMK 191/3-c). Sanık açıklamada bulunmaya hazır olduğunu söylediğinde sorgusu yapılıyor. Susma hakkını kullanan sanık hakkında bu tutum "suçlu" sayılmasına gerekçe yapılamıyor.

Anlatmak isteyen sanık için de kanun bir imkân tanıyor: şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebilir ve aleyhine olan şüphe nedenlerini ortadan kaldırmak, lehine olan hususları ileri sürmek olanağı tanınır (CMK 147/1-f). Yani savunma konuşarak da yapılabilir, ama konuşmak, doğru olmayan şeyi söylemek anlamına gelmiyor.

Yalanın dolaylı sonuçları

Savunmadaki yalan ayrı suç olmasa bile mahkemede iz bırakıyor. Hâkim kararını yalnızca duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabiliyor ve bu delilleri vicdani kanaatiyle serbestçe takdir ediyor (CMK 217/1). Savunmada anlatılan bir şey kamera kaydı, mesaj dökümü ya da tanık beyanıyla çelişiyorsa, bu çelişki hâkimin savunmaya vereceği ağırlığı etkiliyor. Sanık bir noktada yalan söylediği anlaşılırsa, doğru söylediği diğer noktalara da güven zayıflayabiliyor.

Ceza belirlenirken hâkim, temel cezayı suçun işleniş biçimi, kusurun ağırlığı gibi ölçülere göre alt ve üst sınır arasında belirliyor. Takdiri indirimde ise failin fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları göz önünde bulundurulabiliyor; ancak failin duruşmada mahkemeyi etkilemeye yönelik şekli tutum ve davranışları takdiri indirim nedeni olarak dikkate alınmıyor (TCK 62/2). Savunmadaki yalan ceza artırımı değil, ama indirim ihtimalini zayıflatabilir. Kanunda açıkça yazılmadıkça cezalar artırılamıyor, bu yüzden "yalan söyledi, ceza artsın" denilemez.

Kendi aleyhine yalan söylemek

Tersi de görülüyor: sanık, işlemediği bir fiili üstlenebiliyor. Bunun nedeni baskı, korku ya da bir yakını korumak olabiliyor. Kanun bu yolu da cezalandırıyor (TCK 270). Üstelik ifade verilirken özgür iradeyi engelleyen kötü davranış, işkence, aldatma, cebir ya da tehdit gibi müdahaleler yasak (CMK 148/1) ve kanuna aykırı bir yarar vaat edilemiyor (CMK 148/2). Yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemiyor (CMK 148/3). Yani baskıyla alınmış bir ikrarın dosyada yer alması onu geçerli kılmıyor.

Ancak bir ifadenin baskıyla alındığını ileri süren kişinin bunu somut olarak anlatması ve ilk fırsatta mahkemeye söylemesi gerekiyor. "Kolluk beni zorladı" cümlesi tek başına yeterli sayılmıyor; zamanı, yeri ve nasıl yapıldığını anlatmak gerekiyor. Adli tıp muayenesi, ifade sırasındaki kayıtlar ve müdafi hazır olup olmadığı bu tür bir iddianın dayanağını oluşturuyor.

Savunmayı değiştirmek yalan sayılır mı

Soruşturmada bir şey söyleyip duruşmada başka bir şey söylemek de sık yaşanıyor. Sanığın savunmasını değiştirmesi, başlı başına suç değil. Kişi önce eksik hatırlamış, sonra belge gördükten sonra düzeltmiş olabilir. Hâkim değişikliğin gerekçesini soruyor ve cevabı delillerle birlikte değerlendiriyor. Burada önemli olan, değişikliği dürüstçe açıklayabilmek: "ilk ifademde tarihi yanlış söylemiştim, mesajlara bakınca doğrusunu gördüm" demek, nedensiz bir değişiklikten çok farklı okunuyor.

Varsayımsal bir örnek

Varsayımsal bir örnek düşünelim: bir kavga dosyasında sanık, ifadesinde olay yerinde bulunmadığını söylüyor. Güvenlik kamerası kaydı onu olay yerinde gösteriyor. Bu yalan tek başına yeni bir suç doğurmuyor. Ama sanık, kavgayı kuzeninin başlattığını bile bile "o yaptı" derse ve kuzeni hakkında soruşturma açılırsa iftira gündeme gelebilir. Önce bakılacaklar: söylenen şey bilinen bir gerçeğe mi aykırı, başkası hakkında bir isnat içeriyor mu, bu isnat bir soruşturmaya yol açtı mı, delillerle nasıl örtüşüyor. Sonucu tahmin etmiyorum; yalnız hangi etkenlerin tartıldığını gösteriyorum.

Sık yapılan hatalar

İlk hata, panikle konuşmak. Kolluk ifadesinde hızlı verilen kısa bir cümle, sonradan düzeltilmesi güç bir iz bırakıyor. Hatırlamadığı şeyi "hatırlamıyorum" diye söylemek yerine tahmin yürütmek bir diğeri. Üçüncüsü, aileyi koruma düşüncesiyle suçu üstlenmek: bu hem yeni bir suç doğuruyor hem de gerçek dosyayı çarpıtıyor.

Başka bir yanlış, avukatsız ifade vermek. Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamıyor (CMK 148/4); ama kolluk ifadesinin hükme esas alınamaması, o ifadenin soruşturmada hiç iz bırakmadığı anlamına gelmiyor.

Ne anlatacağınıza karar verirken

Ne söyleyeceğinize ifadeden önce, dosyayı görerek karar vermek hem hak hem akıl. Hâkimin ya da savcının karşısında kendiliğinden gelişen cümleler, yazılı savunmaya göre daha az kontrollü. Durumunuzu anlatmak için büroyu arayabilir ya da WhatsApp'tan yazabilirsiniz; iletişim sayfasında numaralar var. İfadeye çağrıldıysanız ya da duruşma tarihi yaklaşıyorsa aramanın pratik faydası şu: hangi noktada susup hangi noktada anlatacağınızı dosyaya bakarak belirliyoruz. Diğer yazılar ceza hukuku sayfasında.

Bağlantılı yazılar: susma hakkı, kolluk ifadesi ile savcılık ifadesi arasındaki fark, mahkemede sorgu nasıl yapılır, sanık duruşmada nasıl savunma yapar.

Sık sorulan sorular

Sanık yalan söylerse ayrı bir suçtan ceza alır mı?

Kendi savunmasında gerçeği söylememesi tek başına ayrı bir suç değildir. Ama başkasının kimliğini kullanmak, işlemediği suçu üstlenmek, suç ya da delil uydurmak ve işlemediğini bildiği kişi hakkında ihbar ya da şikâyette bulunmak ayrı suçları oluşturabilir (TCK 267, 268, 270, 271).

Savunmadaki yalan cezayı artırır mı?

Kanun, savunmadaki yalanı ayrı bir artırım nedeni olarak saymıyor; kanunda açıkça yazılmadıkça cezalar artırılamaz. Ancak hâkim delilleri serbestçe takdir ettiği için yalan olduğu anlaşılan beyan, savunmanın güvenilirliğini zedeleyebilir.

Kimliğimi yanlış söylersem ne olur?

Şüpheli veya sanık kimliğine ilişkin soruları doğru cevaplamakla yükümlüdür (CMK 147/1-a). Kamu görevlisine kimlik veya adres bilgisi konusunda gerçeğe aykırı beyan idari para cezası gerektirir (5326 sayılı Kanun m. 40). Başkasının kimliğini kullanmak ise TCK 268 kapsamında iftira hükümlerine göre cezalandırılır.

Yalan söylemek yerine susabilir miyim?

Evet. Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamak sanığın kanuni hakkıdır ve ifade öncesinde kendisine bildirilmesi gerekir (CMK 147/1-e, 191/3-c). Susma hakkı kullanıldı diye kimse suçlu sayılmaz.

Başkasını suçlayan sanığın durumu ne olur?

Suçlama doğruysa bu bir savunma biçimidir. TCK 267/1'e göre iftira, yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği bir kişiye suç isnat etmektir ve bir yıldan dört yıla kadar hapis gerektirir. Yalnız savunma içinde kalan bir anlatımın iftira sayılıp sayılmayacağı dosyaya göre değişir; isnadın yanlış olduğunun bilinmesi şarttır.

Dayanak mevzuat

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 62, 267, 268, 270, 271, 272
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 147, 191, 217
  • 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m. 40

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve uygulama değişebilir; yazının tarihine dikkat edin.

Dosyanızı birlikte okuyalım.

Belgelerinizi getirin; ilk görüşmede hangi sürenin işlediğini, hangi yolun kısa olduğunu ve ücretin nasıl oluştuğunu açıkça konuşalım. Hafta içi 09.00 – 18.00, randevuyla.