KISACA
- TCK 134/1 uyarınca özel hayatın gizliliğini ihlal eden kişiye bir yıldan üç yıla kadar hapis verilir.
- Gizlilik görüntü veya ses kaydı alınarak ihlal edilmişse ceza bir kat artırılır; yani iki yıldan altı yıla çıkar.
- Görüntü veya sesleri hukuka aykırı biçimde ifşa etmenin cezası iki yıldan beş yıla kadar hapistir (TCK 134/2).
- Suç şikâyete bağlıdır; şikâyet için öğrenme tarihinden itibaren altı ay vardır ve dosya uzlaştırma kapsamına girer.
- Fail kamu görevlisiyse ve yetkisini kötüye kullandıysa ya da mesleğinin kolaylığından yararlandıysa ceza yarı oranında artırılır.
Evinizde, iş yerinizde ya da telefonunuzda izlendiğinizi fark ettiyseniz önce cezanın ne olduğunu bilmek istersiniz. TCK 134/1 özel hayatın gizliliğini ihlal edene bir yıldan üç yıla kadar hapis öngörüyor. İhlal görüntü veya ses kaydıyla yapılmışsa ceza bir kat artıyor ve iki yıldan altı yıla çıkıyor. Kaydı başkasına gösteren ya da yayan için ise ayrı bir hüküm var: iki yıldan beş yıla kadar hapis.
Kanun neyi özel hayat sayıyor?
Madde "özel hayat" kavramını tek tek saymıyor. Hâkim, olayın geçtiği yere, kişinin makul beklentisine ve izlenen davranışın niteliğine bakıyor. Konutun içi, soyunma ve duş alanı, yatak odası, tuvalet, özel yazışmalar ve kapalı kapılar ardındaki sohbetler bunun çekirdeği. Kalabalık bir meydandaki toplu fotoğraf ya da herkese açık bir etkinlik ise aynı korumayı görmez.
Sınır her zaman net değil. Bir kafede masa başında yapılan sohbetin kaydı ile aynı kafenin tuvalet koridoruna yerleştirilmiş kamera aynı kefeye konmaz. Kişinin kendi rızasıyla paylaştığı bir görüntüyü sonradan başkasına göstermek ise, rıza yalnızca belirli bir kişiye verildiği için ayrıca tartışılır.
Kayda alma cezayı neden iki katına çıkarıyor?
Temel suç, gizliliğin herhangi bir yolla bozulması. Gizlice izleme, dinleme, odaya girip bakma gibi davranışlar bu kapsamda. Kayıt devreye girince fiil kalıcı hâle geliyor, çoğaltılabiliyor ve kontrolden çıkıyor. Kanun koyucu da bu yüzden cezayı artırmış: verilecek ceza bir kat artırılır, yani temel ceza iki katına çıkar.
Hesap şöyle işliyor. Mahkeme önce bir yıldan üç yıla kadar olan aralıkta temel cezayı belirler, sonra artırımı uygular. Alt sınır iki yıl, üst sınır altı yıl olur. Telefonla çekilmiş tek bir görüntü de, gizli kamerayla aylarca biriken kayıt da bu aralığın içinde değerlendirilir; fark temel cezanın belirlenmesinde ortaya çıkar.
Ses ve görüntüleri ifşa etmek ayrı bir suç
TCK 134/2, kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa edene iki yıldan beş yıla kadar hapis öngörür. Basın ve yayın yoluyla yayımlanması hâlinde de aynı ceza verilir. İfşa eden kişi kaydı alan kişi olmak zorunda değil: size gelen bir videoyu gruba atan da bu fıkranın konusu olabilir. Bu konunun ayrıntısı için özel görüntü ve ses kaydını yayma suçunu ayrı inceledik.
Kamu görevlisi ya da meslek mensubu fail
TCK 137'ye göre bu bölümdeki suçlar kamu görevlisi tarafından görevin verdiği yetki kötüye kullanılarak ya da belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenirse ceza yarı oranında artırılır. Örnek olarak, yetkisini aşıp bir kişinin odasını kayda alan bir idari personel ya da müşterisinin görüntülerine erişimi olan bir teknik servis çalışanı bu hükme girebilir. Kamu görevlisi hakkında soruşturma yürütülürken izin usulü ayrıca devreye girebilir; bunu memurların yargılanma usulü yazısında anlattık.
Suç oluşmayan durumlar
Her kamera, her fotoğraf bu suça girmez. Bir sitenin giriş kapısını, otopark girişini ya da kendi bahçenizi gören güvenlik kamerası, kimsenin özel alanını görmediği sürece 134'e takılmaz. Kamu alanında çekilen bir sokak görüntüsü de kural olarak özel hayatın gizliliğini ihlal etmez. Burada sorulan şey kameranın varlığı değil, neyi gördüğü ve görüntünün sonra ne yapıldığıdır. Aynı kamera açısı bir komşunun penceresine çevrildiğinde tablo değişir; bunu komşunun balkona ve eve kamera yöneltmesi yazısında ayrıca ele aldık.
Hukuka uygunluk nedenleri de var. Kişinin açık rızası, kanunun verdiği yetkinin kullanılması ya da yargı kararıyla yapılan izleme fiili hukuka uygun kılabilir. Ancak rıza genel olamaz, belirli bir kişiye ve belirli bir amaca verilmiş olması gerekir. Rızanın ardından geri alındığı bir olayda kayda devam etmek yine suç tartışması doğurur.
Tutuklama, erteleme ve ceza dışı yollar
Temel suçun üst sınırı üç yıl, kayıt hâlinde altı yıldır. Tutuklama için CMK 100'deki şartlar aranır: somut delile dayanan kuvvetli şüphe, bir tutuklama nedeni ve ölçülülük. Tutuklama zorunlu değildir; hâkim imza yükümlülüğü ya da yurt dışına çıkış yasağı gibi adli kontrol tedbirlerinin yeteceğini düşünebilir.
Ceza verilirse hükmün açıklanmasının geri bırakılması (CMK 231) ancak hükmedilen ceza iki yıl veya daha az ise gündeme gelir; hapis cezasının ertelenmesi için de iki yıl sınırı vardır (TCK 51). Kayıt hâlinde alt sınır zaten iki yıl olduğundan bu yollar çok dar kalır. Hükmedilen ceza bir yıla inmişse seçenek yaptırımlar da mümkündür (TCK 50). Suç uzlaştırma kapsamında olduğu için kamu davasının açılmasının ertelenmesi (CMK 171) ise bu dosyalarda uygulanmaz.
Şikâyet, süre ve uzlaştırma
Suç şikâyete bağlıdır (TCK 139). Altı aylık süre, fiili ve faili öğrendiğiniz günden başlar (TCK 73). Süreyi kaçırırsanız soruşturma açılamaz, bu yüzden "sonra bakarız" demek zarar verir. Şikâyet en kısa yoldan savcılığa yazılı ya da sözlü yapılır; ayrıntılar için ihbar ile şikâyet arasındaki farka bakabilirsiniz.
Şikâyete bağlı suçlarda uzlaştırma girişimi yapılır (CMK 253/1-a). Uzlaşma olursa dava açılmaz. Olmazsa kamu davası açılır. Uzlaştırma yöntemi uzlaştırma süresi ve uzlaştırmacının görevi yazısında anlatılıyor.
Mahkeme ve zamanaşımı
Cezanın üst sınırı on yılı geçmediği için dava asliye ceza mahkemesinde görülür (5235 sayılı Kanun m. 11, 12). Dava zamanaşımı, üst sınıra göre belirlenir (TCK 66): temel hâlde üst sınır üç yıl olduğundan sekiz yıl; kayıt nedeniyle artırılan hâlde üst sınır altı yıl olduğundan onbeş yıl. Zamanaşımının hangi işlemlerle kesildiğini zamanaşımını kesen ve durduran işlemler yazısından okuyabilirsiniz.
Mağdurun ceza davası dışındaki yolları
Ceza yargılaması failin cezalandırılmasını hedefler; görüntünün internetten kalkması ya da uğradığınız zararın giderilmesi için ayrı başvurular gerekir. Medeni Kanun'un 24. ve 25. maddeleri, kişilik hakkına saldırının önlenmesini, sürüyorsa durdurulmasını ve sona ermişse hukuka aykırılığın tespitini hâkimden istemenize izin verir; maddi ve manevi tazminat talebiniz saklıdır. Özel hayatın gizliliği nedeniyle içeriğin kaldırılması için 5651 sayılı Kanun'un 9/A maddesi de işler: Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'na doğrudan başvurabilirsiniz; erişim engeli talebinizi başvurduğunuz saatten itibaren yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkiminin kararına sunmanız gerekir. Bu yollar ceza şikâyetinizden bağımsızdır ve aynı anda yürütülebilir. Yayılan görüntülerin kaldırılması için ayrıca yayılan özel görüntüler nasıl kaldırılır yazısını okuyabilirsiniz.
Varsayımsal bir örnek
Varsayımsal bir örnek düşünelim: bir kişi, ortak kullanılan bir deponun soyunma bölmesine gizli kamera yerleştirdiği iddiasıyla yargılanıyor. Hâkim önce görüntü kaydı olup olmadığını, kamera açısının neyi gösterdiğini ve kaydın başkalarına gösterilip gösterilmediğini araştırır. Kayıt varsa 134/1'deki artırım uygulanır, paylaşım varsa 134/2 ayrıca tartışılır. Sonuç, bilirkişi raporuna, tanıklara ve görüntülerin akıbetine göre değişir; baştan tahmin edilemez.
Delil toplarken yapılan hatalar
Kameranın yerini fotoğraflamadan sökmek en sık görülen hatadır. Görüntüyü paylaşan kişinin hesabını, mesaj tarihini ve bağlantıyı silinmeden önce ekran görüntüsüyle saklamak gerekir. Görüntü kaydı gerçekten sizdeyse onu çoğaltıp başkalarına göstermeyin; bu kez siz ifşa sorumluluğuna girebilirsiniz. Cihazı kurcalamadan, olduğu gibi teslim etmek en güvenlisi. Kameranın nasıl delil sayıldığı için kamera kaydı ceza davasında nasıl delil olur yazısına bakın.
Şüpheli sizseniz, kameranın sizce neden orada olduğunu ifadeden önce düşünün. Güvenlik amacı ile izleme amacı arasındaki fark ifadenizde ve dosyada belirleyici olur. Susma hakkınız ve avukat isteme hakkınız her aşamada geçerlidir.
Durumunuzu anlatmak için
Şikâyet süresi altı ay gibi kısa olduğundan ve görüntüler hızla yayıldığından, ilk günlerde atılan adımlar dosyanın gücünü belirler. Mağdur ya da şüpheli olarak durumunuzu anlatmak için bürodan telefonla ya da WhatsApp'tan bize ulaşabilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, ceza davalarındaki çalışma alanımız ceza hukuku sayfasında yer alıyor.
Sık sorulan sorular
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu şikâyete bağlı mı?
Evet. TCK 139 uyarınca kişisel verileri kaydetme ve verileri hukuka aykırı olarak verme ya da ele geçirme dışında bu bölümdeki suçlar şikâyete bağlıdır; 134 de bunlardan biridir. Şikâyet süresi, fiili ve faili öğrendiğiniz günden itibaren altı aydır (TCK 73).
Rızam olmadan görüntümü kaydeden kişiye ne ceza verilir?
Özel hayatınızın gizliliği görüntü veya ses kaydıyla ihlal edilmişse temel ceza bir kat artırılır. Böylece hapis aralığı iki yıldan altı yıla çıkar. Kaydı ayrıca yayanlar için TCK 134/2'deki iki yıldan beş yıla kadar hapis hükmü de gündeme gelir.
Özel hayatın gizliliğini ihlal davasında uzlaşma olur mu?
Şikâyete bağlı suçlar CMK 253 gereği uzlaştırma kapsamındadır ve 134 bu kapsamdan çıkarılmamıştır. Uzlaşma sağlanırsa kamu davası açılmaz ya da açılmışsa düşer. Şikâyetçi uzlaşmayı kabul etmezse dosya olağan yoldan yürür.
Bu suçta hangi mahkeme görevli?
Cezanın üst sınırı on yılı aşmadığı için dava asliye ceza mahkemesinde görülür. Görev belirlenirken 5235 sayılı Kanun'un 12. ve 14. maddeleri esas alınır.
Dayanak mevzuat
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 50, 51, 66, 73, 134, 137, 139
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 100, 171, 231, 253
- 5235 sayılı Kanun m. 11, 12
- 5651 sayılı Kanun m. 9/A
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve uygulama değişebilir; yazının tarihine dikkat edin.