Görüşme talep edin

Bakırköy · İstanbul · Hafta içi 09.00 – 18.00, randevuyla

  1. Ana sayfa
  2. Makaleler
  3. Ceza Hukuku
  4. Soruşturma, tutuklama ve yargılama
  5. İhbar ile şikâyet arasındaki fark nedir, hangisi gerekir

CEZA HUKUKU

İhbar ile şikâyet arasındaki fark nedir, hangisi gerekir

İhbar suçu bildirmek, şikâyet ise zarar görenin kovuşturma istemesidir. Şikâyete bağlı suçlarda altı ay süre ve vazgeçmenin sonucu TCK 73'te düzenlenir.

Yazan Av. Mustafa Yalçın5 dk okumaGüncelleme

KISACA

  • İhbar, bir suçu öğrenen herkesin yetkili makama bildirmesidir; şikâyet ise suçtan zarar görenin failin kovuşturulmasını istediğini açıklamasıdır.
  • İkisi de aynı yolla, Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluğa yazılı ya da tutanağa geçirilecek sözlü beyanla yapılır (CMK m. 158).
  • Şikâyete bağlı suçlarda yetkili kişi altı ay içinde şikâyette bulunmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz (TCK m. 73/1).
  • Şikâyete bağlı suçlarda zarar görenin vazgeçmesi davayı düşürür; şikâyete bağlı olmayan suçlarda vazgeçme tek başına bu sonucu doğurmaz.
  • Şikâyete bağlı suçlar kural olarak uzlaştırma kapsamındadır; cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, ısrarlı takip ve hakaret bunun dışındadır (CMK m. 253).

Yakınınız gözaltında mı? Gözaltı süresi, avukatla görüşme, itiraz ve ilk saatlerde aileye düşenler.

Rehbere git

Savcılığa bir olayı bildirmek isteyen biri sık sık şunu soruyor: "ihbar mı edeyim, şikâyetçi mi olayım?" Kanun başvuru yolunu aynı tutuyor, ama iki kavramın sonuçları farklı. Şikâyet, özellikle şikâyete bağlı suçlarda soruşturmanın şartı ve altı aylık süreye bağlı. İhbarın böyle bir şartı yok.

İki kavram, tek başvuru yolu

CMK 158/1, "suça ilişkin ihbar veya şikâyet"in Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabileceğini söylüyor. Yani hangi sözcüğü kullanırsanız kullanın, kapı aynı. Başvuru yazılı da olabilir, tutanağa geçirilmek üzere sözlü de (158/5).

Fark, kimin neden başvurduğunda. İhbarcı genellikle olaydan doğrudan zarar görmeyen, ama bir suç işlendiğini öğrenen kişi. Komşusunun bir yerde kaçak işlem yaptığını görenle, kendi telefonunu çaldıran aynı konumda değil. Şikâyetçi ise suçtan zarar gören, yani mağdur; faili kovuşturulmasını istediğini açıkça ifade ediyor.

Savcı kendiliğinden soruşturabildiği suçlarda ihbarı almakla yetinir: CMK 160/1'e göre bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez araştırmaya başlar. Başvurunun adının "ihbar" ya da "şikâyet" olması bu suçlarda sonucu değiştirmez.

Şikâyete bağlı suçlarda iş değişiyor

Kanun bazı suçların soruşturulmasını ve kovuşturulmasını mağdurun şikâyetine bağlamış. Bu suçlarda şikâyet olmadan savcılık işlem yapamaz. Şikâyet için TCK 73/1 altı ay veriyor: yetkili kişi altı ay içinde şikâyette bulunmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamıyor. Süre, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlıyor, zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla (73/2).

Hakaret suçunda ek bir sınır var. Şikâyete bağlı olan hakaret bakımından, şikâyet süresi her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemiyor. Bir kişi hakareti iki yıl sonra öğrendiğinde bile şikâyet hakkı kalmıyor.

Şikâyet hakkı olan birkaç kişiden biri süreyi kaçırırsa diğerlerinin hakkı düşmüyor (73/3). Örneğin aynı kişi birkaç mağdura hakaret etmişse, süreyi geçiren mağdurun durumu diğerini etkilemez.

Vazgeçmenin sonucu

Şikâyetten vazgeçme, şikâyete bağlı suçlarda davayı düşürüyor (TCK 73/4). Hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme ise cezanın infazını engellemiyor. İştirak halinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki vazgeçme, diğerlerini de kapsıyor (73/5); ama kanunda aksi yazılmadıkça sanık vazgeçmeyi kabul etmezse onu etkilemiyor (73/6).

Vazgeçerken kişisel haklardan da vazgeçilip vazgeçilmediği önemli. Vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklayan zarar gören, artık hukuk mahkemesinde de dava açamıyor (73/7). Bu yüzden vazgeçme dilekçesinin içeriği, düşünülenden daha çok şey belirliyor.

Yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturma evresine geçildikten sonra suçun şikâyete bağlı olduğu anlaşılırsa, mağdur açıkça şikâyetten vazgeçmedikçe yargılama devam ediyor (CMK 158/7).

Varsayımsal bir örnek

Varsayımsal bir örnek düşünelim: iki arkadaş arasında bir tartışma çıkmış ve biri diğerine herkesin önünde ağır bir söz söylemiş olsun. Söz karşı tarafa ulaştığında ne yazık ki üç ay geçmiş. Hakaret şikâyete bağlı; ancak altı aylık süre henüz dolmamış ve fiilin üzerinden iki yıl da geçmemiş. Şikâyetçi olmak isterse Başsavcılığa dilekçe verebilir. Olay için bir tanık da varsa dilekçeye yazması, delillerin toplanmasını kolaylaştırır. Savcılığın bu olayda ne karar vereceğini önceden söylemek mümkün değil. Hakaretin yargılama biçimi için hakaret suçunda şikâyet süresi yazısına bakabilirsiniz.

Uzlaştırma ile ilişkisi

Şikâyete bağlı suçların çoğu aynı zamanda uzlaştırma kapsamında. CMK 253/1-a, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçları uzlaştırma kapsamına alıyor. Ancak 253/3 bir istisna listesi koyuyor: cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, ısrarlı takip ve hakaret şikâyete bağlı olsa bile uzlaştırma yoluna gidilemiyor.

Pratikte bu, şikâyet ettikten sonra dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilebileceği anlamına geliyor. Şikâyetten vazgeçmekle uzlaşmak aynı şey değil: vazgeçmede 73/7'deki kişisel hak ayrımına dikkat etmek gerekirken, uzlaşmada anlaşmanın içeriği belirleyici olur. Ayrıntı için kovuşturma aşamasında uzlaşma yazısına bakın.

Yakalamada fark

CMK 90/3 ilginç bir ayrıntı veriyor: soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlı olmakla birlikte, çocuklara, beden veya akıl hastalığı, malûllük ya da güçsüzlükleri nedeniyle kendilerini idare etmekten aciz olanlara karşı işlenen suçüstü hâllerinde yakalama şikâyete bağlı değil. Yani suçüstü bir durumda polis, şikâyet olmasa da yakalama yapabiliyor.

İhbar eden kişi kim olarak anılır

İddianame düzenlenirken ihbarda bulunan kişinin kimliği, açıklanmasında sakınca bulunmuyorsa iddianamede gösterilir; şikâyette bulunan kişinin kimliği ve şikâyetin yapıldığı tarih ise ayrıca yazılır (CMK 170/3-e, f ve g). Dolayısıyla ihbar etseniz de kimliğiniz dosyada saklı kalacak diye bir garanti yok; sakınca değerlendirmesini mahkeme ve savcı yapıyor.

Hangisini seçmeli

Mağdursanız ve failin cezalandırılmasını istiyorsanız "şikâyetçiyim" demek en güvenlisi. Böylece şikâyete bağlı suçlarda şikâyet şartı sağlanmış olur ve ileride iddianamede şikâyetçi sıfatınız yazılır. Mağdur değil de bir suçu bildiriyorsanız ihbar yeterli. Hangi suçun şikâyete bağlı olduğundan emin değilseniz, şikâyetçi olduğunuzu yazın; fazlası zarar vermez.

Şüpheniz varsa şikâyetçi olduğunuzu yazmak fazladan bir kayıp getirmez; ama ileride vazgeçmek isterseniz bunun hukuki sonuçlarını tartmak gerekir. Dilekçede kimin kime ne yaptığını, tarihi ve eldeki delilleri kısa yazın. Savcının soyut bir başvuruyu işleme almaması ihtimaline karşı da suç duyurusu nasıl yapılır yazısındaki ayrıntılara bakabilirsiniz. Bir şikâyetin uzun sürdüğünü düşünüyorsanız soruşturmanın süresi hakkındaki yazıya da göz atın.

Bildirmemenin de bir bedeli olabilir

Herkesin her suçu bildirmek gibi genel bir yükümlülüğü yok, ama kanun iki durumda bildirmeme için ceza öngörüyor. İşlenmekte olan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi bir yıla kadar hapis cezasıyla karşılaşıyor; işlenmiş olmakla birlikte sebebiyet verdiği neticelerin sınırlandırılması halen mümkün olan bir suçu bildirmeyen için de aynı hüküm uygulanıyor (TCK 278/1, 278/2). Tanıklıktan çekinebilecek olan kişiler bakımından ise ceza verilmiyor (278/4).

Kamu görevlileri için daha ağır bir kural var: kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçu göreviyle bağlantılı olarak öğrenip yetkili makamlara bildirimde bulunmayı ihmal eden veya geciktiren kamu görevlisi altı aydan iki yıla kadar hapisle cezalandırılıyor (TCK 279). Bu iki hüküm de ihbarın yalnızca bir hak olmadığını gösteriyor.

Dilekçede dikkat edilecek ayrıntılar

Başvuru metninde olguları anlatmak yeterli; hukuki nitelendirmeyi savcı yapıyor. Yine de iki ayrıntı sonradan işe yarıyor. Birincisi, şikâyetin yapıldığı tarih iddianamede yazıldığı için (CMK 170/3-g) başvurunuzun tarihini kanıtlayan bir kayıt alın. İkincisi, dilekçede fiilin kim tarafından, ne zaman ve nasıl işlendiğini somut yazın. CMK 158/6'ya göre soyut ve genel bir ihbar ya da açıkça suç oluşturmayan bir fiil, araştırma yapılmadan soruşturmaya yer olmadığı kararıyla sonuçlanabiliyor. Şikâyet edilene de bu durumda şüpheli sıfatı verilemiyor.

Savcılık kovuşturmaya yer olmadığı kararı verirse itiraz hakkı suçtan zarar görene tanınıyor; kararın tebliğiyle iki haftalık süre başlıyor (CMK 173/1). Bu yüzden mağdursanız şikâyetçi sıfatını dosyada net tutmak, ileride itiraz yolunu açık bırakır.

Başvurudan önce süreyi hesaplamak

Şikâyete bağlı bir suç söz konusuysa, altı ayın nereden başladığı kritik. Olayı ne zaman öğrendiğinizi, failin kimliğini ne zaman bildiğinizi tarih tarih yazın. Süre işliyorsa vakit kaybetmeden başvurmak gerekir; geçmişse başka bir yol olup olmadığına bakılır. Durumunuzu anlatmak için iletişim sayfasındaki numaradan arayabilir ya da WhatsApp'tan yazabilirsiniz. Alanla ilgili diğer konular ceza hukuku sayfasında.

Sık sorulan sorular

İhbar ile şikâyet aynı şey mi?

Hayır. İhbar, suçtan zarar görmeyen birinin de yapabildiği bildirimdir; savcı suç şüphesini öğrenince kendiliğinden soruşturma başlatır. Şikâyet ise suçtan zarar görenin failin kovuşturulmasını istemesidir ve şikâyete bağlı suçlarda soruşturmanın şartıdır. Başvuru yolu ikisinde de CMK 158'dir.

Şikâyete bağlı olmayan suçta şikâyetten vazgeçersem dava düşer mi?

Düşmez. TCK 73/4 kovuşturma yapılabilmesi şikâyete bağlı suçlarda zarar görenin vazgeçmesinin davayı düşürdüğünü söyler. Şikâyete bağlı olmayan bir suçta savcı kamu adına soruşturmaya devam eder; vazgeçme beyanınız olsa bile dosya kapanmayabilir.

Şikâyet süresi ne zaman başlar?

Şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği ya da öğrendiği günden başlar ve altı aydır (TCK 73/1, 73/2). Zamanaşımını geçmemek koşuluyla işler. Şikâyete bağlı hakaret suçunda ayrıca her hâlde fiilden itibaren iki yılı geçemez (73/2).

Birden fazla mağdur varsa süre herkes için ortak mı?

Hayır. Şikâyet hakkı olan birkaç kişiden biri altı aylık süreyi geçirirse bundan dolayı diğerlerinin hakları düşmez (TCK 73/3). Her mağdurun kendi öğrenme tarihi ve süresi ayrıca değerlendirilir.

Yanlış ihbar ya da şikâyet cezayı gerektirir mi?

Suç işlemediğini bile bile birine suç isnat eden kişi iftira suçundan bir yıldan dört yıla kadar hapisle cezalandırılır (TCK 267/1). Kötü niyetli olmayan, olguları anlatan ve sonucu savcılığa bırakan bildirim bu kapsama girmez.

Dayanak mevzuat

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 90, 158, 160, 170, 173, 253
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 73, 267, 278, 279

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve uygulama değişebilir; yazının tarihine dikkat edin.

Dosyanızı birlikte okuyalım.

Belgelerinizi getirin; ilk görüşmede hangi sürenin işlediğini, hangi yolun kısa olduğunu ve ücretin nasıl oluştuğunu açıkça konuşalım. Hafta içi 09.00 – 18.00, randevuyla.