KISACA
- Evlilik, cinsel saldırı suçuna engel değildir; eşe karşı da TCK 102 uygulanır.
- Vücuda organ veya cisim sokulması eşe karşı işlenirse soruşturma ve kovuşturma mağdurun şikâyetine bağlıdır (TCK 102/2).
- Birinci fıkradaki temel hâl ve sarkıntılık zaten herkese karşı şikâyete bağlıdır.
- Şikâyet, mağdurun fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden itibaren altı ay içinde yapılmalıdır (TCK 73).
- Şikâyetten vazgeçme kural olarak davayı düşürür; ancak hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.
Evlilik cüzdanı, bir kişiye karşı cinsel saldırıda bulunma izni vermez. Ceza kanunu bunu açıkça ayrıma tabi tutmuyor: TCK m. 102 mağdur eş de olsa uygulanır. Fark yalnızca usulde. Eşe karşı vücuda organ veya cisim sokulması durumunda, soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlı. Bu kısa cümlenin pratik sonuçları var ve çoğu zaman yanlış anlaşılıyor.
Kanun metni ne diyor
TCK m. 102/2'nin ikinci cümlesi şöyle: “Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır.” “Bu fiil” ifadesi, aynı fıkranın ilk cümlesindeki vücuda organ veya sair bir cisim sokulmasını gösterir. Yani şikâyet şartı, eş mağdura karşı işlenen bu en ağır temel hâlde aranıyor.
Birinci fıkradaki suç, yani temel hâl ve sarkıntılık düzeyinde cinsel saldırı ise eş olup olmadığına bakılmaksızın mağdurun şikâyeti üzerine soruşturulur. Dolayısıyla eş mağdurlar bakımından şikâyet şartı her iki fıkrada da var; asıl değişiklik, yabancı mağdurlarda ikinci fıkra suçunun şikâyetsiz de soruşturulabilmesi, eş mağdurda ise bunun mümkün olmaması.
Şikâyet ne zaman yapılmalı
Şikâyete bağlı suçlarda süre TCK m. 73'te düzenli. Yetkili kimse altı ay içinde şikâyette bulunmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz (m. 73/1). Süre, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği ya da öğrendiği günden başlar (m. 73/2). Eşe karşı işlenen fiilde fail baştan belli olduğundan süre çoğu zaman olay gününden işler. Aile içinde yaşanan baskı, ayrılma korkusu ya da çocuklar yüzünden şikâyetin ertelenmesi gerekçe olsa da, kanunda bu nedenlerle süreyi durduran bir hüküm yoktur; süre kaçırılırsa şikâyet hakkı kaybolur.
Şikâyet Cumhuriyet başsavcılığına ya da kolluk makamlarına yapılabilir (CMK m. 158). Mahkemeye, valiliğe veya kaymakamlığa verilen dilekçe de ilgili başsavcılığa gönderilir. Ayrıntılı bir dilekçe, sonradan fiilin neyi kapsadığı tartışmasını azaltır. Dilekçe hazırlama konusunda cinsel saldırıya uğrayan kişi ilk ne yapmalı yazısında adım adım bilgi var; süre meselesini şikâyet süresi yazısında ayrıca anlattık.
Şikâyetten vazgeçme neyi değiştirir
Şikâyete bağlı suçlarda mağdurun vazgeçmesi, kanunda aksi yazılı olmadıkça davayı düşürür (TCK m. 73/4). Vazgeçme hükmün kesinleşmesinden sonra yapılırsa cezanın infazına engel olmaz. İştirak halinde suç işleyenlerden biri hakkındaki vazgeçme diğerlerini de kapsar (m. 73/5); vazgeçmeyi kabul etmeyen sanık bundan etkilenmez (m. 73/6). Kamu davası düşse bile, vazgeçme sırasında mağdur kişisel haklarından da vazgeçtiğini açıkça belirtmişse tazminat davası açamaz (m. 73/7).
Burada bir uyarı gerekir. Mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi ile uzlaştırma aynı şey değildir. Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaştırma yoluna gidilemez (CMK m. 253/3). Vazgeçme ise mağdurun tek taraflı iradesidir ve baskı altında verilmişse hâkim bunu değerlendirebilir. Evlilik içinde baskı ve bağımlılık ilişkisi güçlü olabileceğinden, mahkemeler vazgeçme beyanının özgürce yapılıp yapılmadığına dikkat eder. Konuyu cinsel saldırı şikâyetinden vazgeçme yazısında ayrıca işledik.
Şikâyetten bağımsız ilerleyen dosyalar
Eşe karşı işlenen fiilde cebir ve şiddet kasten yaralamanın ağır neticelerine neden olduysa, TCK m. 102/4 gereği ayrıca kasten yaralama hükümleri uygulanır. Bu suçun şikâyet şartı ve cezası ayrı değerlendirilir. Mağdur bitkisel hayata girer ya da ölürse ağırlaştırılmış müebbet hapis söz konusudur (m. 102/5). Bu ağır sonuçlu dosyalarda şikâyetin yokluğunun soruşturmayı engelleyip engellemeyeceği, dosyanın içeriğine ve savcılığın nitelendirmesine göre ayrıca bakılması gereken bir sorudur.
Ceza davası ile boşanma davası ayrı yürür
Eşe karşı cinsel saldırı iddiası, çoğu zaman boşanma davasıyla aynı dönemde gündeme gelir. İki dava birbirinden bağımsızdır. Boşanma davasında, eşlerden birinin diğerine hayatına kastetmesi, pek kötü davranması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunması boşanma sebebidir (TMK m. 162). Bu sebebe dayanan dava hakkı, boşanma sebebinin öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde ve her hâlde sebebin doğumundan itibaren beş yıl geçmeden kullanılmalıdır; affeden eşin dava hakkı yoktur. Yani aile mahkemesindeki süre ile ceza şikâyeti süresi kendi içlerinde, birbirinden ayrı işler. Birinin süresi geçmiş olsa bile öbürü açık kalabilir. Ceza dosyasındaki ifadeler ve raporlar boşanma davasına delil olarak sunulabilir; boşanma davasındaki beyanlar da ceza dosyasında tutarlılık tartışmasına konu olabilir. Bu yüzden iki dosyada anlatılanların birbiriyle uyumlu olması gerekir.
Ceza, mahkeme ve tutuklama
Eşe karşı organ veya cisim sokulması halinde ceza yine on iki yıldan az olamaz; şikâyet şartı cezayı değiştirmez, yalnızca soruşturmanın başlamasının koşuludur. Üst sınır yirmi yıl olduğundan dava ağır ceza mahkemesinde görülür (5235 sayılı Kanun m. 12). Tutuklama bakımından da CMK m. 100/3 ikinci fıkra suçunu katalog sayar; mağdurun eş olması bu hükmü ortadan kaldırmaz. Hâkim yine de kuvvetli şüphe, tutuklama nedeni ve ölçülülüğü gerekçesiyle göstermek zorundadır. Aile içi bir ilişkide ortak konut, çocuklar ve ortak malvarlığı gibi unsurlar, adli kontrol ve uzaklaştırma gibi tedbirlerin nasıl şekilleneceğini etkiler.
Koruma tedbirleri ayrı yol
Cinsel saldırı mağduru eş, ceza şikâyetinden bağımsız olarak 6284 sayılı Kanun'dan da yararlanabilir. Hâkim, şiddet uygulayan kişinin müşterek konuttan uzaklaştırılmasına, korunan kişiye yaklaşmamasına, iletişim araçlarıyla rahatsız etmemesine karar verebilir (m. 5). Tedbir kararı ilk defasında en çok altı ay için verilir ve karar verilebilmesi için şiddetin uygulandığına dair delil ya da belge aranmaz (m. 8). Bu yol, ceza davasının sonucunu beklemeden mağdurun güvenliğini sağlamayı amaçlar.
Varsayımsal bir örnek
Varsayımsal bir örnek düşünelim: boşanma davası devam eden bir çiftte, kadın eşinin kendisine zorla cinsel ilişkide bulunduğunu söylüyor. İlk şikâyeti olaydan iki ay sonra yapıyor ve altı aylık süre içinde kalıyor. Eş sanık ise ilişkinin rızaya dayandığını savunuyor. Dosyada boşanma davasındaki ifadeler, mesajlar, sağlık kuruluşu kayıtları ve varsa adli tıp raporu birlikte değerlendirilecek. Bu örnekte sonuç tahmin edilmiyor; yalnızca şikâyetin zamanında yapılmasının soruşturmanın ön şartı olduğunu ve delillerin hangi alanlardan geldiğini gösteriyor.
Sık yapılan hatalar
Mağdur tarafında en yaygın hata, boşanma sürecini bekleyip şikâyeti sonraya bırakmak. Altı ay işlemeye devam eder ve süre kaçınca ceza yolu kapanır. Bir başka hata, şikâyeti yalnızca “şiddet” diye anlatıp cinsel boyutu yazmamak; başsavcılık cinsel saldırı suçu açısından soruşturma açabilmek için olayı bu başlıkla öğrenmelidir.
Bir diğer hata, olaydan sonra sağlık kuruluşuna gitmeyi ve yazışmaları saklamayı ihmal etmek. Vücuttaki bulgular zamanla kaybolur; mesajlar silinir. Şikâyet süresi içinde olsanız bile delil toplamak ilk günlerde çok daha kolaydır.
Şüpheli eş tarafında hata ise mağdura baskı yapmak veya şikâyetten vazgeçirmeye çalışmak. Böyle bir girişim tutuklama nedeni olarak değerlendirilebilir (CMK m. 100/2-b). Vazgeçme beyanı alınmış olsa bile mahkeme bunun serbest iradeyle verilip verilmediğine bakar.
Dosyanızı anlatmak için
Mağdur olarak şikâyet süresini mi kaçırdığınızı düşünüyorsunuz, yoksa eşiniz hakkında şikâyet sonucu soruşturma mı başladı? Her iki durumda da dosyanın tarihleri ve ifadeler hukuki durumu belirler. Zaman geçtikçe delil kaybı da büyüyeceği için erken aramak fark yaratır. Durumunuzu telefonla ya da WhatsApp'tan anlatabilirsiniz; bilgiler iletişim sayfasında, genel çerçeve ceza hukuku sayfasında. Ceza aralıkları için vücuda organ veya cisim sokulması cezası yazısına bakabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
Evli çiftlerde cinsel saldırı suçu oluşur mu?
Evet. TCK 102 mağdurun kim olduğuna göre ayrım yapmaz; eşe karşı işlenen fiil de suçtur. Kanun yalnızca organ veya cisim sokulması halinde, fiil eşe karşı işlenmişse soruşturma ve kovuşturmayı şikâyete bağlar.
Eşe karşı cinsel saldırıda şikâyet süresi kaç ay?
Altı aydır. Süre, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden başlar (TCK 73/1-2).
Şikâyetten vazgeçilirse dava düşer mi?
Şikâyete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça mağdurun vazgeçmesi davayı düşürür (TCK 73/4). Hükmün kesinleşmesinden sonra yapılan vazgeçme ise cezanın infazına engel olmaz.
Şikâyet edilmezse savcı kendiliğinden soruşturma açabilir mi?
Eşe karşı organ veya cisim sokulması suçunda hayır; şikâyet yoksa soruşturma yapılamaz. Mağdur süre içinde şikâyetçi olmazsa soruşturma ve kovuşturma imkânı ortadan kalkar (TCK 73/1).
Dayanak mevzuat
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 73, 102
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 100, 158, 253
- 5235 sayılı Kanun m. 12
- 6284 sayılı Kanun m. 5, 8
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 162
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve uygulama değişebilir; yazının tarihine dikkat edin.