KISACA
- Dava zamanaşımı TCK 66'ya göre suçun cezasının üst sınırından hesaplanır; sarkıntılık düzeyinde sekiz yıl, temel hâlde on beş yıldır.
- Vücuda organ veya cisim sokulmasında üst sınır yirmi yıl olduğundan süre de yirmi yıl olarak uygulanır; ağırlaştırılmış müebbet gerektiren hâlde otuz yıldır.
- Dosyadaki delillere göre nitelikli hâller varsa süre hesabında bunlar da göz önünde bulundurulur (TCK 66/3).
- Zamanaşımı suçun işlendiği günden başlar; çocuğa karşı üstsoy veya nüfuz sahibi kişilerce işlenen suçlarda çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden işler.
- İfade alma, tutuklama, iddianame ve mahkûmiyet süreyi keser; kesilme süreyi en çok yarısı kadar uzatır.
Yıllar önce yaşanmış bir olay için bugün başsavcılığa gidilebilir mi? Ya da hakkında yıllar önceki bir olaydan dosya açılan kişi, zamanaşımının dolduğunu söyleyebilir mi? Cevap iki katlı: önce dava zamanaşımının kaç yıl olduğuna, sonra bunun şikâyet süresiyle birlikte nasıl işlediğine bakmak gerekiyor. Hesabı yapan kural TCK m. 66; cinsel saldırının fıkra fıkra ayrışan cezaları nedeniyle tek bir rakam vermek mümkün değil.
Süre cezanın üst sınırından çıkar
TCK m. 66/1, kamu davasının hangi süre sonunda düşeceğini cezanın ağırlığına göre sıralar. Ağırlaştırılmış müebbet gerektiren suçlarda otuz yıl, müebbet gerektirenlerde yirmi beş yıl, yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis gerektirenlerde yirmi yıl, beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis gerektirenlerde on beş yıl, beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezası gerektirenlerde sekiz yıl.
Hesapta cezanın üst sınırı esas alınır (m. 66/4). Bu yüzden TCK m. 102'nin her fıkrası farklı bir basamağa düşer:
Sarkıntılık düzeyinde kalan fiilin üst sınırı beş yıl olduğundan süre sekiz yıldır. Temel hâlin üst sınırı on yıldır; beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az basamağına girer ve süre on beş yıldır. Vücuda organ veya cisim sokulmasında üst sınır süreli hapsin genel sınırı olan yirmi yıldır; uygulamada bu fıkra için yirmi yıllık süre esas alınır. Mağdurun ölümü ya da bitkisel hayata girmesi hâlinde ağırlaştırılmış müebbet söz konusu olduğundan süre otuz yıldır.
Nitelikli hâller hesabı değiştirir
TCK m. 66/3, dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâllerinin de göz önünde bulundurulacağını söyler. Sarkıntılıkta üst sınır beş yıldır ama nitelikli hâl varsa yarı oranında artırım üst sınırı yedi buçuk yıla çıkarır. Bu rakam beş yılı aştığından süre sekiz yıldan on beş yıla yükselir. Yani aynı davranış, nitelikli hâl iddiası delille destekleniyorsa çok daha uzun süre kovuşturulabilir.
Bu kural savunma için de önemli. İddianamede nitelikli hâl yazıyorsa ama delili zayıfsa zamanaşımı hesabı bu zayıf unsur üzerinden yapılmamalıdır. Nitelikli hâlin gerçekten delille desteklenip desteklenmediğini tartışmak süre itirazında ilk adımdır. Nitelikli hâllerin ayrıntısı nitelikli cinsel saldırı hâlleri yazısında.
Süre ne zaman başlar
Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüste kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden işlemeye başlar (TCK m. 66/6). Çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda süre, çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden başlar. Bu hüküm çocuk mağdurlu dosyalar için çok önemli; konuyu çocuk istismarında zamanaşımı başlangıcı yazısında ayrıca anlattık.
Fail olay sırasında on iki ile on beş yaş arasındaysa sürelerin yarısı, on beş ile on sekiz yaş arasındaysa üçte ikisi uygulanır (m. 66/2).
Kesilme ve uzama
Kesilme, sürenin yeniden baştan işlemeye başlaması demek. TCK m. 67/2'ye göre şüpheli ya da sanıkların savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, tutuklama kararının verilmesi, iddianame düzenlenmesi ve mahkûmiyet kararı verilmesi zamanaşımını keser. Süre kesildiğinde yeniden işlemeye başlar; birden fazla neden varsa son nedenin gerçekleştiği tarihten itibaren hesap yapılır (m. 67/3). Kesilme olsa da süre sınırsız uzamaz: toplam süre kanunda belirtilen sürenin en çok yarısı kadar uzar (m. 67/4).
Örneğin on beş yıllık bir süre için kesilme sonrası toplam süre en çok yirmi iki buçuk yıla ulaşır. Dosyada hangi kesme nedenlerinin ne zaman gerçekleştiği tek tek incelenir ve hesap buna göre yapılır.
Durma ise ayrı: izin veya karar alınması gereken hâllerde ya da hakkında kaçaklık kararı verilmiş failde, bu engel kalkana kadar zamanaşımı işlemez (m. 67/1). Kesilme ve durmanın farkı için zamanaşımını kesen ve durduran işlemler yazısına bakabilirsiniz.
Eski olayı bildirmek isteyen mağdur için uyarı
Zamanaşımı dolmadıysa başsavcılığa başvurmak mümkündür. Ama birinci fıkradaki suçlar şikâyete bağlıdır ve şikâyet süresi altı aydır; süre, fiilin ve failin öğrenildiği günden işler (TCK m. 73). Olay yıllar önce yaşandıysa ve fail baştan belliyse, altı ay çoktan geçmiş olabilir. Bu durumda zamanaşımı dolmamış olsa da şikâyete bağlı fıkra kapsamında soruşturma yapılamaz. Organ veya cisim sokulması ise, eşe karşı işlenmemişse, şikâyete bağlı değildir ve kamu davası zamanaşımı dolana kadar savcılık kendiliğinden soruşturabilir. Bu fark, eski bir olayı bildirip bildirmemeyi belirleyen en önemli ayrıntıdır. Süre ayrıntısı için cinsel saldırı şikâyet süresi yazısına bakın.
Düşme kararı ve itiraz
Zamanaşımı dolmuşsa, savcı soruşturma aşamasında kovuşturma olanağı kalmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Dava açılmışsa mahkeme davanın düşmesine karar verir. Bu karar mağdurun tazminat hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz; zarar görenin hukuk davası ayrı bir süreye ve ayrı bir hesaba tabidir. Soruşturma aşamasında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararına suçtan zarar gören, tebliğden itibaren iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir (CMK m. 173). Mahkemenin verdiği düşme kararına karşı ise kanun yoluna başvurulur; süreyi ve mercii kararda gösterilir.
Kanun değişikliği ve suç tarihi
TCK m. 102 18 Haziran 2014'te değiştirildi (6545 sayılı Kanun). O tarihten önceki olaylarda, ceza sınırları ve nitelikli hâller bakımından suçun işlendiği tarihte yürürlükte olan hükümle yeni hüküm karşılaştırılır; sanığın lehine olan uygulanır (TCK m. 7/2). Eski bir olay için zamanaşımı hesabı yapılırken hangi metnin esas alınacağı bu yüzden önemli. Hesabı yapmak için olay tarihi, o tarihteki madde metni ve sonradan yapılan kesme nedenleri bir arada incelenmelidir.
Varsayımsal bir örnek
Varsayımsal bir örnek düşünelim: on iki yıl önce yaşandığı iddia edilen bir olay için kişi hakkında yeni bir şikâyet yapılıyor. Fiilin vücuda cisim sokulmasını içerdiği söyleniyor. Süre yirmi yıllık basamakta ise zamanaşımı henüz dolmamıştır. Fiil sarkıntılık düzeyinde olsaydı, aradaki bir kesme nedeni yoksa sekiz yıllık süre dolmuş olurdu. Hâkim önce fiilin niteliğini belirleyecek; sonra delillerin gücünü ve kesme nedenlerini değerlendirecek. Bu örnekte sonuç tahmin edilmiyor, yalnızca hesap mantığı gösteriliyor.
Belgeleri toplamak
Zamanaşımı hesabında kullanılacak her tarih bir belgeye dayanmalıdır. Savcılık ifade tutanağı, tutuklama kararı, iddianamenin düzenlenme tarihi ve varsa mahkûmiyet hükmü zamanaşımını kesen işlemlerdir; UYAP üzerinden dosyaya erişen avukat bu tarihleri tek tek çıkarır. Olay tarihinin tespiti de ayrı bir iştir: mağdurun anlatımındaki “yaklaşık” tarih ile sağlık kaydı, mesaj veya tanık beyanındaki tarih arasında fark varsa hesap değişir.
Savunmada ve şikâyette sık yapılan hatalar
Şüpheli tarafında en yaygın hata, “çok eski, dava açılamaz” diye ifadeye gitmemek. Süre kesilmiş, uzamış ya da durmuş olabilir; hesabı dosyaya bakmadan yapmak yanıltır. Mağdur tarafında ise “zamanaşımı dolmadığına göre her şikâyet işler” varsaymak. Şikâyete bağlı fıkraların altı aylık ayrı süresi var ve bu süre dolduysa dosya yürümez.
Ayrıca bir not: zamanaşımının dolduğu gerçekten anlaşılırsa mahkeme düşme kararı verir; bu kararın nasıl alındığı zamanaşımı dolunca düşme kararı yazısında anlatılıyor.
Hesabı dosya üzerinde yapmak için
Zamanaşımı itirazı küçük tarihlerle kazanılır ya da kaybedilir. Olay tarihi, ilk ifade, tutuklama ve iddianame tarihleri bir tabloya dökülmeden doğru sonuç çıkmaz. Durumunuzu telefonla ya da WhatsApp'tan anlatabilirsiniz; bilgiler iletişim sayfasında, genel çerçeve ceza hukuku sayfasında.
Sık sorulan sorular
Cinsel saldırıda zamanaşımı kaç yıl?
Fıkraya göre değişir. Sarkıntılık düzeyindeki fiilde sekiz yıl, temel hâlde on beş yıl, organ veya cisim sokulmasında uygulamada yirmi yıl, mağdurun ölümü hâlinde otuz yıldır. Nitelikli hâl varsa süre buna göre yeniden hesaplanır.
Zamanaşımı hangi günden başlar?
Tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden başlar (TCK 66/6). Çocuğa karşı üstsoy veya çocuk üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kişilerce işlenmişse çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işler.
Zamanaşımı durur mu, kesilir mi?
Kesilir. Savcı huzurunda ifade alma, tutuklama, iddianame ve mahkûmiyet kararı süreyi keser ve süre baştan başlar. Kesilme sonrası toplam süre, kanundaki sürenin en çok yarısı kadar uzar (TCK 67).
Eski bir olayı şimdi bildirmek mümkün mü?
Zamanaşımı dolmadıysa mümkündür. Ancak olay şikâyete bağlı fıkra kapsamındaysa altı aylık şikâyet süresinin geçip geçmediği de ayrıca incelenir (TCK 73).
Dayanak mevzuat
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 7, 66, 67, 73, 102
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 173
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve uygulama değişebilir; yazının tarihine dikkat edin.