Görüşme talep edin

Bakırköy · İstanbul · Hafta içi 09.00 – 18.00, randevuyla

  1. Ana sayfa
  2. Makaleler
  3. İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  4. Kıdem tazminatı zamanaşımı kaç yıl, süre nereden başlar

İŞ VE SOSYAL GÜVENLİK HUKUKU

Kıdem tazminatı zamanaşımı kaç yıl, süre nereden başlar

Kıdem tazminatı zamanaşımı beş yıldır ve iş sözleşmesinin sona erdiği günden işler. Hangi alacaklar aynı süreye bağlı, arabuluculuk süreyi nasıl etkiler.

Yazan Av. Mustafa Yalçın6 dk okumaGüncelleme

KISACA

  • Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, eşit davranma tazminatı ve yıllık izin ücreti için zamanaşımı süresi beş yıldır (4857 sayılı Kanun ek madde 3).
  • Süre, alacağın muaccel olduğu günden, yani iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten işlemeye başlar.
  • Dava açılması veya icra takibi yapılması zamanaşımını keser; arabuluculuk sürecinde geçen süre ise hesaba katılmaz.
  • Beş yıllık süre 25 Ekim 2017'den sonra sona eren sözleşmeler için geçerlidir; daha eski sözleşmelerde önceki süreler işler, ama kalan süre beş yıldan uzunsa yürürlük tarihinden beş yıl sonra, yani Ekim 2022'de dolmuştur.

Beş yıl. İş sözleşmeniz 25 Ekim 2017'den sonra bittiyse kıdem tazminatını isteme hakkınız, sözleşmenin sona erdiği günden başlayarak beş yıl sonra zamanaşımına uğrar. Aynı süre ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, eşit davranma tazminatı ve yıllık izin ücreti için de geçerli. Cevap kısa, ama bu sürenin nereden başladığı, neyin süreyi kestiği ve neyin durdurduğu üzerine çıkan sorular işin asıl yeri.

Kanun ne diyor

4857 sayılı İş Kanunu'nun ek 3. maddesi 2017'de 7036 sayılı Kanunla eklendi. Madde, iş sözleşmesinden doğan ve hangi kanuna tabi olursa olsun yıllık izin ücretinin ve dört tazminatın zamanaşımını beş yıl olarak belirliyor: kıdem tazminatı, bildirim şartına uyulmadan yapılan fesihten doğan tazminat, kötüniyet tazminatı ve eşit davranma ilkesine uyulmadan yapılan fesihten doğan tazminat.

Bu liste kapalı. Yani sayılmayan bir alacak başka kurala bağlı olabilir. Ücret gibi her ay doğan alacaklar için Türk Borçlar Kanunu'nun 147. maddesindeki dönemsel edim kuralı yine beş yıl öngörüyor; fazla mesai ve hafta tatili ücreti de uygulamada bu kapsamda sayılıyor. Sonuç aynı görünse de dayanak farklı, ve süre başlangıcı da farklı işliyor.

Süre hangi günden başlar

Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar (TBK m. 149). Muaccel, istenebilir hâle gelmek demek. Kıdem tazminatı bakımından bu an, iş sözleşmesinin sona erdiği gündür. İşveren sizi 14 Mart'ta çıkardıysa kıdem tazminatı o gün muaccel olur, beş yıllık süre de o günden itibaren sayılır.

İhbar süresi kullandırılarak yapılan işten çıkarmalarda sorun çıkabilir. Sözleşme, bildirim süresinin sonunda biter. Fesih bildirimini 1 Mart'ta alıp 15 Nisan'da ayrıldıysanız, süre sözleşmenin fiilen bittiği tarihe bağlanır. Bu fark bir iki hafta ederse önemsiz görünür; ama beşinci yılın son haftasına gelmiş bir dosyada o iki hafta belirleyici olabilir. Tarih konusunda tereddüt varsa kısa olanı esas alın.

Hangi alacak hangi süreye bağlı

Bir işten ayrılırken genellikle birden fazla alacak aynı anda doğar. Süreler birbirine karışmasın diye aşağıdaki gibi ayırmak yararlı:

Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, eşit davranma tazminatı ve yıllık izin ücreti: ek 3. madde, beş yıl, sözleşmenin bittiği günden.

Ücret alacağı, fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti: uygulamada dönemsel edim sayıldığı için beş yıl, her biri kendi ödeme gününden. Mesela ödeme günü Nisan 2022 olan bir ücret farkı Nisan 2027'de zamanaşımına uğrar, işten ayrılma tarihine bakılmaz.

Hizmet tespiti davası ise başka bir süreye bağlı: 5510 sayılı Kanun m. 86'ya göre sigortalı, çalıştığını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde iş mahkemesine başvurarak ispatlamak zorunda. Onu buradaki beş yıllık kuralla karıştırmayın.

Ayrıntıya gireceğiniz yer fazla mesai alacağında zamanaşımı ve işten ayrılınca yıllık izin ücreti yazıları olabilir.

Süreyi kesen ve durduran şeyler

Kesilme ile durma aynı şey değil. Kesilince sayaç sıfırlanır ve yeni bir süre başlar. Durunca sayaç bekler, sebep ortadan kalkınca kaldığı yerden devam eder.

Borçlar Kanunu'nun 154. maddesine göre alacaklının dava açması, icra takibinde bulunması ya da borçlunun borcu ikrar etmesi zamanaşımını keser. İşçi alacağı için icra takibi bu yüzden süre dolmak üzereyken kullanılan pratik bir yoldur. İşveren kısmen ödeme yaptıysa bu da borcun ikrarı sayılabilir.

Arabuluculuk ayrı. 6325 sayılı Kanun'un 16. maddesine göre arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesabında dikkate alınmaz. Süreç başvuruyla değil, tarafların ilk toplantıya davet edilip bunun tutanakla belgelendiği tarihte başlar (m. 16/1). İş davalarında arabulucuya başvurmak ayrıca dava şartı (7036 sayılı Kanun m. 3). Başvuruyu nasıl yapacağınızı zorunlu arabuluculuk başvurusu yazısında anlattık.

Eski sözleşmelerde durum farklı

Beş yıllık kural geriye yürümüyor. 4857 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi, ek 3. maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra sona eren iş sözleşmelerinden doğan alacaklara uygulanacağını söylüyor. Daha önce biten sözleşmelerde önceki hükümler, yani genel kural olarak Borçlar Kanunu'nun 146. maddesindeki on yıllık süre işlemeye devam ediyor. Ama geçici maddenin ikinci fıkrası bir üst sınır koyuyor: süresinin henüz dolmamış kısmı ek 3'te öngörülen süreden uzunsa, ek 3'teki sürenin geçmesiyle zamanaşımı doluyor. Yani eski sözleşmelerde de süre, yürürlük tarihinden en geç beş yıl sonra, Ekim 2022'de dolmuş oldu.

Pratikte bu, 2017 öncesinde işten ayrılmış kişiler için bir şey ifade ediyor mu? Ek 3'te sayılan alacaklar bakımından artık ifade etmiyor: süre dolmuş durumda ve işveren zamanaşımını ileri sürerse talep reddedilir. Yine de sözleşmenin tam bitiş tarihini belgeyle doğrulamak gerekiyor.

Yeni değişiklik var mı

22 Nisan 2026'da çıkan 7578 sayılı Kanun İş Kanunu'nda değişiklikler yaptı. Merak edilen, bu paketin zamanaşımını da değiştirip değiştirmediği. Güncel metne baktığımızda ek 3. maddenin hâlâ beş yıl dediğini görüyoruz. 7578'in değiştirdiği "beş" sözcüğü başka bir yerde: ek 2. maddede eşinin doğum yapması hâlinde verilen ücretli izin beş günden on güne çıkarıldı. Yani kıdem tazminatında süre kısalmadı, uzamadı.

Varsayımsal bir örnek

Varsayımsal bir örnek düşünelim: Ayşe adlı işçi, yedi yıl çalıştığı yerden 2 Şubat 2022'de çıkarılıyor. Kıdem tazminatını alamıyor, ama o dönemde ailesinin yanına taşınıyor ve işi unutuyor. Süre 2 Şubat 2027'de dolacak. Ayşe 2026 sonbaharında bir avukata gittiğinde hâlâ zamanı var. Önce arabulucuya başvuruyor; arabuluculuk iki hafta sürüyor ve son tutanak düzenleniyor. Bu iki hafta sayaçtan düşüyor, yani asıl bitiş tarihi iki hafta ileri kayıyor. Dava dilekçesine son tutanağı ekliyor.

Aynı hikâyede Ayşe 2027 Mart'ında başvursaydı, işveren zamanaşımı def'ini ileri sürerse alacak tahsil edilemezdi. Burada sonuç tahmin etmiyoruz; yalnızca tarihin neden belirleyici olduğunu gösteriyoruz.

Süreyi kaçıranların yaptığı hatalar

İlk hata, fesih tarihini yanlış almak. Çıkış bildirgesindeki tarih, ihtarname tarihi ve fiilen çalışılan son gün birbirinden farklı olabilir. İkinci hata, işverenle yapılan yazışmaları zamanaşımını durduran bir şey sanmak. "Haftaya ödeyeceğiz" mesajı bazen borcun ikrarı sayılabilir, ama bunu sizin lehinize kullanıp kullanamayacağınız yazının içeriğine bağlı. Üçüncü hata, ibraname imzalamak. İmzalanan ibraname alacağı bütünüyle ortadan kaldırmasa da dava süreci başlamadan önce ciddi bir engel çıkarabilir.

Bir de hesap hatası var: kıdem tazminatını kendi başınıza hesaplamak ve gerçek rakamın altında kalmak. Dava açmadan önce kıdem ve ihbar tazminatının hesabını kontrol edin.

İşveren zamanaşımını nasıl ileri sürer

Zamanaşımı kendiliğinden işleyen bir ret sebebi değil. Borçlar Kanunu'nun 161. maddesi, zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkimin bunu kendiliğinden göz önüne alamayacağını söylüyor. İşveren cevap dilekçesinde "zamanaşımı def'inde bulunuyorum" derse mahkeme tarihleri inceler. Dilekçede bunu hiç yazmazsa, süre dolmuş olsa bile mahkeme alacağı esastan değerlendirir. Dolayısıyla beş yılı geçirmiş birinin dava açması her zaman boşuna olmaz; ama bunu hesaba katıp ona göre beklenti kurmak gerekir.

Süre işlemişse işçinin cevabı da değişiyor. Bazen sürenin gerçekten dolmadığı, çünkü işveren kısmi ödeme yaptığı ya da yazılı bir ikrarda bulunduğu için sürenin kesildiği ortaya çıkıyor. Bu yüzden tarihleri tek tek yazdığınız bir kronoloji hazırlamak işe yarar: işe giriş, son çalışılan gün, fesih bildiriminin tebliği, ödemeler, ihtarnameler, arabuluculuk başvurusu.

Elinizde bulunması gereken belgeler

Zamanaşımı tartışması çıktığında tarih ispatı belgeye dayanıyor. Fesih bildirimi ya da istifa dilekçesi, işten çıkış bildirgesi, SGK hizmet dökümü, son ay bordrosu ve banka hesap hareketleri bu iş için yeterli bir başlangıç. SGK hizmet dökümünü e-Devlet'ten alabilirsiniz; son işe giriş ve çıkış tarihleri orada yazar. İşveren bildirimi gecikmeli yaptıysa SGK kaydındaki tarih ile gerçek çıkış günü arasında fark oluşabilir. O durumda gerçek tarihi mesajlar, tanıklar ya da giriş-çıkış kayıtları gösterir.

Süre dolmak üzereyse ne yapmalı

Takvime bakıp günleri sayın. Beşinci yılın dolmasına birkaç ay kaldıysa, evrak toplamakla vakit kaybetmeyin. Çıkış tarihini gösteren belge ve bordroları bulun, ardından icra takibi başlatarak süreyi kesmeyi ya da arabulucuya başvurarak sürenin işlemesini durdurmayı düşünün. Hangisinin sizin dosyanız için uygun olduğu, alacağın tutarına, işverenin tutumuna ve elinizdeki belgelere göre değişir.

Durumunuzu anlatmak için bizi arayabilir ya da WhatsApp'tan yazabilirsiniz. Süre sınırına yaklaşmış bir dosyada her gün önem taşıdığı için erken başvurmak, seçenekleri açık tutar. İletişim bilgileri için iletişim sayfasına, genel çerçeve için iş hukuku sayfasına bakabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Kıdem tazminatı zamanaşımı kaç yıl?

Beş yıl. İş sözleşmesi 25 Ekim 2017'den sonra sona erdiyse kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, eşit davranma tazminatı ve yıllık izin ücreti beş yıllık zamanaşımına bağlıdır. Süre iş sözleşmesinin bittiği günden itibaren işler.

Beş yıl geçtikten sonra kıdem tazminatı istenebilir mi?

Hukuken alacak ortadan kalkmaz, ama işveren zamanaşımı def'ini ileri sürerse mahkeme talebi reddeder. Hâkim zamanaşımını kendiliğinden dikkate alamaz, işverenin bunu söylemesi gerekir. İşveren dilekçesinde ileri sürmezse süre dolmuş olsa bile mahkeme alacağı esastan inceler; ileri sürerse talep reddedilir.

Arabulucuya başvurmak zamanaşımını durdurur mu?

Arabuluculuk sürecinin başlamasından bitmesine kadar geçen süre zamanaşımı hesabında dikkate alınmaz (6325 sayılı Kanun m. 16). Yani bu süre içinde sayaç işlemez. Süreç, başvuru anında değil, tarafların ilk toplantıya davet edilmesi ve bunun tutanakla belgelendiği tarihte başlar. Kıdem tazminatı davası için arabulucuya başvurmak ayrıca dava şartıdır; başvurmadan açılan dava usulden reddedilir.

İcra takibi başlatmak zamanaşımını keser mi?

Evet. Borçlar Kanunu'na göre alacaklının dava açması ya da icra takibinde bulunması zamanaşımını keser ve kesildikten sonra yeni bir süre başlar. Süre dolmaya yakınsa icra takibi süreyi kesmenin yollarından biridir; dava açmadan önce ise arabulucuya başvurmak gerekir.

Fazla mesai ve ücret alacaklarında süre de işten ayrıldığım günden mi başlar?

Hayır. Her alacağın süresi kendi muacceliyet tarihinden işler. Kıdem tazminatı için bu tarih iş sözleşmesinin sona ermesidir. Ücret gibi dönemsel alacaklar ise ayrıca beş yıllık süreye tabidir (TBK m. 147) ve her biri kendi ödeme gününden sayılır; fazla mesai ve hafta tatili ücreti de uygulamada bu kapsamda değerlendirilir.

Dayanak mevzuat

  • 4857 sayılı İş Kanunu ek madde 3 ve geçici madde 8
  • 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m. 86
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 146, 147, 149, 154, 161
  • 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3
  • 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 16

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve uygulama değişebilir; yazının tarihine dikkat edin.

Dosyanızı birlikte okuyalım.

Belgelerinizi getirin; ilk görüşmede hangi sürenin işlediğini, hangi yolun kısa olduğunu ve ücretin nasıl oluştuğunu açıkça konuşalım. Hafta içi 09.00 – 18.00, randevuyla.