KISACA
- Çocuk istismarı (TCK m. 103), CMK 100/3'teki katalog suçlardan biridir; bu, tutuklama nedeninin var sayılabileceği anlamına gelir, tutuklamanın zorunlu olduğu anlamına gelmez.
- Tutuklama için somut delillere dayanan kuvvetli şüphe, bir tutuklama nedeni ve ölçülülük aranır; adli kontrolün yetersiz kalacağı da gerekçede gösterilmelidir (CMK m. 100, 101).
- Adli kontrol yükümlülükleri arasında yurt dışına çıkış yasağı, düzenli imza, konutu terk etmeme ve belirlenen yerlere gitmeme vardır (CMK m. 109/3).
- Tutuklama kararına iki hafta içinde itiraz edilebilir; salıverilme isteminde bulunmak için süre sınırı yoktur ve her aşamada yapılabilir.
Yakınınız gözaltında mı? Gözaltı süresi, avukatla görüşme, itiraz ve ilk saatlerde aileye düşenler.
Rehbere gitYakını çocuk istismarı şüphesiyle gözaltına alınan bir aile için ilk sorular hep aynı: tutuklanacak mı, ne kadar kalacak, çıkması için ne yapılabilir? Kısa cevap şu: TCK 103'teki suçlar tutuklama bakımından ağır bir kategoride, yani hâkim bu yönde karar verirse şaşırtıcı olmaz. Ama karar otomatik değil; her dosyada ayrı gerekçelendirilmek zorunda.
Gözaltında ilk yirmi dört saat
Kolluk bir kişiyi yakaladıktan sonra Cumhuriyet savcısı onu bırakmazsa gözaltı kararı verilebilir. CMK 91/1'e göre gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkime götürmek için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yirmi dört saati geçemez; o zorunlu yol süresi de en çok on iki saattir. Gözaltı için kişinin suçu işlediği şüphesini gösteren somut deliller de aranır (91/2).
Toplu işlenen suçlarda delil toplamadaki güçlük ya da şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle savcı süreyi, her defasında bir günü geçmemek üzere üç gün uzatabilir (91/3). Yani toplam süre dört güne çıkabilir. Gözaltına alınan kişi çocuksa durum farklı: 5395 sayılı Kanun'un 16. maddesi çocuğun kolluğun çocuk biriminde, bulunmayan yerlerde yetişkinlerden ayrı bir yerde tutulmasını istiyor.
Hâkim neye bakar
Şüpheli sulh ceza hâkimine çıkarıldığında üç şeye bakılır. Birincisi, suçun işlendiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe. İkincisi, bir tutuklama nedeni: kaçma şüphesi, delilleri yok etme, tanık veya mağdur üzerinde baskı kurma girişimi (CMK 100/2). Üçüncüsü, tedbirin işin önemine ve beklenen cezaya göre ölçülü olması (100/1).
Çocukların cinsel istismarı (TCK 103), CMK 100/3-a-7'de sayılan katalog suçlardan. Katalogda olmak, tutuklama nedeninin var sayılabileceği anlamına geliyor. Hâkim yine de kararında kuvvetli şüpheyi, tutuklama nedenini, ölçülülüğü ve adli kontrolün yetersiz kalacağını somut olgularla göstermek zorunda (CMK 101/2). Gerekçesiz, kalıp cümlelerle yazılmış bir kararda bu eksiklik itirazın ana konusu olur.
Tutuklama yerine adli kontrol
CMK 109/1, tutuklama nedenleri bulunsa bile şüphelinin tutuklanmak yerine adli kontrol altına alınabileceğini söylüyor. 109/3'te bir veya birden fazla yükümlülük sayılıyor; bunlar arasında yurt dışına çıkamamak, hâkimin belirttiği yerlere düzenli başvurmak (imza), güvence yatırmak, konutu terk etmemek, belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek ve belirlenen yer veya bölgelere gitmemek var.
Konutu terk etmeme yükümlülüğünün ayrı bir özelliği: bu yükümlülük altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün sayılıyor (109/6). Hastaneye yatmayı da kapsayan tedavi tedbiri (109/3-e) bu kuralın dışında; geri kalan adli kontrol yükümlülüklerinde geçen süre mahsup edilmiyor (109/6). Bu fark, ev hapsi kararına itiraz edilip edilmeyeceği değerlendirilirken bilinmesi gereken bir ayrıntı.
Tutuklu kalma süresi
TCK 103/1'in temel hâli (sekiz yıldan on beş yıla) ve 103/2 için üst sınır on yılı aşıyor; dava ağır ceza mahkemesinde görülür (ağır ceza görevi yazısına bakın) ve CMK 102/2 uygulanır: tutukluluk süresi en çok iki yıldır; zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek uzatılabilir ve uzatma süresi üç yılı geçemez, yani toplam en çok beş yıl eder. Sarkıntılık düzeyinde kalan fiilde (üç yıldan sekiz yıla) üst sınır on yılı aşmadığı için dava asliye ceza mahkemesine gider ve 102/1 gereği süre en çok bir yıl, zorunlu hâlde altı ay daha uzatılabilir; görev belirlenirken nitelikli hâller gözetilmez (5235 m. 14). TCK 103, uzatmanın beş yıla çıktığı Dördüncü Kısım bölümlerinde yer almıyor. Soruşturma evresinde ağır ceza işlerinde sınır bir yıl (102/4). Şüpheli suç tarihinde on beş yaşını doldurmamış bir çocuksa süreler yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamışsa dörtte üç oranında uygulanıyor (102/5).
Bu süreler üst sınır. Tutukluluğun her aşamada gereksiz hâle gelip gelmediği ayrıca denetleniyor.
İtiraz ve tahliye yolları
Tutuklama kararına karşı itiraz edilebilir (CMK 101/5); itiraz süresi iki hafta (CMK 268). Süreci tutuklamaya itiraz yazısında adım adım anlattık. İtirazın yanında tutuklu ya da müdafii, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında salıverilme istemiyle başvurabilir (CMK 103/1, 104); savcı da şüpheliyi adli kontrolle serbest bırakmayı hâkimden isteyebilir. İtiraz süresi kaçmışsa bile tahliye istemi ayrı bir yol olarak açık kalır.
Dava açıldıktan sonra tutukluluğun kontrolü
Tutuklu kalmak, kararın bir kez verilip unutulması anlamına gelmiyor. Soruşturma evresinde şüpheli tutukevindeyken, tutukluluğun devamının gerekip gerekmediği en geç otuzar günlük sürelerle sulh ceza hâkimi tarafından, savcının istemi üzerine ve şüpheli ya da müdafii dinlenerek incelenir; şüpheli bu incelemeyi kendisi de isteyebilir (CMK 108/1-2). Kovuşturmada ise mahkeme, tutuklu sanığın durumunu her oturumda ya da koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında, bu otuz günlük süre içinde de kendiliğinden değerlendirir (108/3).
Uygulamada bu inceleme çoğu kez dosya üzerinden ve kısa bir cümleyle yapılıyor. Savunmanın görevi, her incelemeden önce yeni bir olguyu dosyaya koymak: delillerin toplanmış olması, tanık beyanlarının alınması, sağlık raporu, yerleşik adres, adli kontrole uyum taahhüdü gibi. Sadece "tahliyesini talep ederim" yazan bir dilekçe, ilk karardaki gerekçeyi yerinden oynatmıyor.
Varsayımsal bir örnek
Varsayımsal bir örnek düşünelim: mahalledeki bir spor kursunda çalışan biri hakkında, veli şikâyeti üzerine istismar iddiası gündeme gelsin. Kişinin sabit adresi ve çalıştığı yer belli, daha önce adli sicil kaydı yok, çocuğa ulaşma girişimi iddia edilmiyor. Savunma, kaçma şüphesini ortadan kaldıran bu olguları ve adli kontrolün yeterli olacağını hâkime anlatabilir. Öte yandan çocuğa yakın bir çevrede çalışmak ya da çocuğa mesaj atıldığına dair kayıt bulunması hâkimi baskı riskine daha duyarlı hâle getirebilir. Hangisinin ağır basacağı dosyadaki delillere ve ifadelere göre değişir; burada yalnızca hangi olguların tartıldığı gösteriliyor.
Avukat zorunluluğu ve geçirilen sürenin hesabı
Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda müdafi bulunmayan şüpheli veya sanık için, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir (CMK 150/2-3). TCK 103/1'in temel hâli sekiz yıldan başladığı için bu hüküm bu dosyalarda devreye girer; sarkıntılık düzeyinde kalan fiilde alt sınır üç yıl olduğundan şüpheli çocuk değilse zorunlu müdafilik bu bentten doğmaz, ama müdafi seçme ve talep hakkı baki kalır. Kolluk ifadesi alınırken avukat seçmek istemiyorsanız bile baro tarafından görevlendirilen biri ifadede bulunur; ama kendi seçtiğiniz bir müdafi ile çalışmak, dosyanın baştan sona aynı kişide kalması bakımından ayrı bir avantajdır.
Tutuklulukta ya da gözaltında geçen süre boşa gitmez. TCK 63 uyarınca hüküm kesinleşmeden önce şahsi hürriyeti sınırlayan bütün hâllerde geçirilen süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir. Adli kontrol altında geçen süre ise kural olarak mahsup edilmez; yukarıda anlattığımız konutu terk etmeme yükümlülüğü bunun istisnası. Bu hesap, tutuklu kalan kişinin yakınlarının "ceza çıkarsa ne kadarı yatmış sayılır" sorusuna kanun düzeyinde verilen cevaptır.
Çocuğun şüpheli olduğu hâl
Şüpheli de çocuksa ayrı hükümler var. 5395 sayılı Kanun'un 20. maddesi adli kontrol tedbirlerini sayıyor; tutuklama ancak bu tedbirlerden sonuç alınamaması ya da tedbirlere uyulmaması hâlinde gündeme geliyor. 21. madde on beş yaşını doldurmamış çocuklar hakkında üst sınırı beş yılı aşmayan suçlarda tutuklamayı yasaklıyor; TCK 103'ün üst sınırı beş yılı aştığı için bu yasak istismar dosyalarında işlemiyor. Ayrıntılar için çocuk fail yargılaması yazısına bakın.
Aile ve şüpheli için hatalar
En çok görülen hata, mağdur çocuğa ya da ailesine ulaşmaya çalışmak: arkadaş aracılığıyla "konuşmak", mesaj atmak, özür dilemek. CMK 100/2-b-2 mağdur veya başkaları üzerinde baskı girişimini tutuklama nedeni sayıyor; niyet iyi olsa bile bu hareket tutuklu kalmayı güçlendirir.
İkincisi, gözaltı ifadesinde avukat olmadan konuşmak. Susma hakkını kullanmak meşrudur, ne zaman konuşulacağına dosya görüldükten sonra karar vermek gerekir (susma hakkı). Üçüncüsü, adli kontrol yükümlülüklerini hafife almak: imzayı atlamak ya da yasaklı bölgeye gitmek tutuklamaya dönüşebilir; bunun ayrıntısı adli kontrol yazısında.
Süre kısa, ilk adım önemli
Gözaltı yirmi dört saatle başlıyor; hâkim önüne çıkmadan önce müdafiin dosyaya bakması, hangi delillere dayanıldığını öğrenmesi ve tutuklama talebine karşı somut olgular sunması mümkün. Gözaltına alınan yakınınız için durumu anlatmak istiyorsanız bizi arayabilir ya da WhatsApp'tan yazabilirsiniz; iletişim sayfasında numaralar var. Konuyla ilgili diğer yazılar ceza hukuku sayfasında.
Sık sorulan sorular
Çocuk istismarından gözaltına alınan herkes tutuklanır mı?
Hayır. CMK 100/3 bu suçu katalog suçlar arasında sayar, ancak hâkim yine de somut delile dayanan kuvvetli şüpheyi, bir tutuklama nedenini ve tedbirin ölçülü olduğunu kararında göstermek zorundadır (CMK m. 101/2). Adli kontrol yeterliyse tutuklama yerine o yol seçilir.
Gözaltı en çok ne kadar sürer?
Yakalama anından itibaren yirmi dört saat; hâkime gönderme için zorunlu süre buna dahil edilmez, ama o süre en çok on iki saattir (CMK m. 91/1). Toplu işlenen suçlarda savcı, her defasında bir günü geçmemek üzere üç gün daha uzatabilir. Şüpheli çocuksa kolluğun çocuk biriminde tutulur.
Tutuklu kişi ne zaman tahliye edilir?
Kanun tek bir tahliye tarihi vermez. Ağır ceza işlerinde tutukluluk süresi en çok iki yıldır; zorunlu hâllerde gerekçeli olarak uzatılabilir ve uzatma süresi üç yılı geçemez, yani toplam en çok beş yıl olur (CMK m. 102/2). Sarkıntılık düzeyinde kalan fiilde dosya asliye cezaya düştüğü için sınır bir yıldır, zorunlu hâlde altı ay daha uzatılır (102/1). Bunun öncesinde her aşamada tahliye isteminde bulunmak ve her otuz günde bir yapılan incelemede itiraz etmek mümkündür.
Adli kontrol altında kişi mağdurla görüşebilir mi?
Adli kontrol kararında hâkim, belirlenen yer ve bölgelere gitmemek gibi yükümlülükler koyabilir (CMK m. 109/3-l). Mağdurla temas konusunda ne yasaklandığı kararın metnine bağlıdır; kararı okumadan iletişim kurmak yeni bir tutuklama gerekçesi olabilir.
Dayanak mevzuat
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 91, 100, 101, 102, 103, 104, 108, 109, 150, 268
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 63, 103
- 5395 sayılı Kanun m. 16, 20, 21
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve uygulama değişebilir; yazının tarihine dikkat edin.