KISACA
- On iki yaşını doldurmamış çocuğun ceza sorumluluğu yoktur ve hakkında kovuşturma yapılamaz; yalnızca çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir (TCK m. 31/1).
- On iki ile on beş yaş arasında ceza sorumluluğu, çocuğun fiilin anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamadığına bağlıdır; on beş ile on sekiz yaş arasında ceza üçte bir oranında indirilir (TCK m. 31/2-3).
- Soruşturmayı çocuk bürosunda görevli savcı bizzat yürütür; ağır ceza görevine giren cinsel istismar davalarına çocuk ağır ceza mahkemesi, sarkıntılık düzeyindeki davalara çocuk mahkemesi bakar (5395 sayılı Kanun m. 15, 26).
- Çocuğun müdafii istemi aranmaksızın görevlendirilir ve duruşma kapalı yapılır (CMK m. 150/2, 185).
Cinsel suç iddiasının karşı tarafında bir yetişkin değil, başka bir çocuk olduğunda aile iki yönlü zorlanır: bir yanda mağdur çocuğun korunması, öbür yanda hakkında soruşturma açılan çocuğun geleceği. Yargılama hukuku bu ikinci çocuğa ayrı bir yol çiziyor. Önce sorulması gereken soru "ne suçlandı" değil, "fiil sırasında kaç yaşındaydı".
Yaş üç ayrı kapı açıyor
TCK 31 çocukları üç gruba ayırıyor ve her grubun sonucu farklı. Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmamış çocuğun ceza sorumluluğu yok; hakkında ceza kovuşturması yapılamıyor, yalnızca çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabiliyor (31/1).
On iki yaşını doldurmuş, on beş yaşını doldurmamış çocuk için iş biraz daha ince. Fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamıyorsa ya da davranışlarını yönlendirme yeteneği yeterince gelişmemişse ceza sorumluluğu yok, yine güvenlik tedbirleri var. Bu yetenek bulunuyorsa ceza veriliyor, ama diğer cezaların yarısı indiriliyor ve her fiil için verilecek hapis cezası dokuz yılı aşamıyor (31/2). On beş yaşını doldurmuş, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklarda ise ceza üçte bir oranında indiriliyor ve her fiil için verilecek hapis on beş yılı geçemiyor (31/3).
Ağustos 2026'da 7593 sayılı Kanun'la gelen 31/4, yalnızca kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama için bu indirimin uygulanmayabileceğini söylüyor; cinsel suçlar bu istisnanın içinde değil.
Soruşturmayı kim yürütür
5395 sayılı Kanun'un 15. maddesi, adli süreçteki çocuk hakkındaki soruşturmanın çocuk bürosunda görevli Cumhuriyet savcısı tarafından bizzat yapılmasını istiyor. 7593 ile kanundaki "suça sürüklenen çocuk" ibaresi "adli süreçteki çocuk" olarak değişti; yani eski ad gündelik dilde sürse de kanun metninde artık yeni terim geçiyor. Çocuğun ifadesi alınırken yanında sosyal çalışma görevlisi bulundurulabiliyor (15/2).
Soruşturma süresince savcı çocuk hakkında koruyucu ve destekleyici tedbirler uygulanmasını çocuk hâkiminden isteyebiliyor (15/3). Çocuk yetişkinlerle birlikte suç işlemişse soruşturma ve kovuşturma ayrı yürütülüyor; zorunlu görülürse davalar sonradan genel mahkemede birleştirilebiliyor (m. 17).
Gözaltı, adli kontrol ve tutuklama
Gözaltına alınan çocuk kolluğun çocuk biriminde, bu birim yoksa yetişkinlerden ayrı bir yerde tutulur (m. 16). Çocuğa zincir, kelepçe ve benzeri aletler takılamaz; kaçmayı ya da yaralanma tehlikesini önlemek için zorunlu önlemler hariç (m. 18). Çocuk bir müdafi olmadan ifade verecekse dikkat: çocuğun müdafii istemi aranmaksızın görevlendirilir (CMK 150/2), ve bu hak ihmal edilirse ifade ciddi bir tartışmaya açılır.
Adli kontrolde CMK 109'daki tedbirlere ek olarak çevre sınırları dışına çıkmama, belirli yerlere gidememe ve belirli kişilerle ilişki kurmama gibi çocuğa özgü tedbirler de var (5395 m. 20). Tutuklama ise ancak bu tedbirlerden sonuç alınamaması ya da uyulmaması hâlinde. Hâkim yine de çocuğun yaşına ve fiilin niteliğine bakar; tutuklama şartları ve on beş yaşından küçük çocuğun tutuklanması yazılarında ayrıntılar var.
Dava hangi mahkemede, nasıl görülür
Çocuk mahkemesi asliye ceza ve sulh ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlara bakar; ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda ise çocuk ağır ceza mahkemesi görevli (5395 m. 26). TCK 103/1'in temel hâli sekiz yıldan on beş yıla kadar olduğu ve 103/2 daha da ağır olduğu için bu fiillerden çocuğun yargılandığı davalar çocuk ağır ceza mahkemesinde görülür. Sarkıntılık düzeyinde kalan fiilin üst sınırı sekiz yıl olduğundan (görev belirlenirken ağırlaştırıcı nedenler gözetilmez, 5235 m. 14) o dava çocuk mahkemesine gider. Mahkemenin kuruluşu, çocuk mahkemesi yazısında anlatılıyor.
Sanık on sekiz yaşından küçükse duruşma kapalı yapılır ve hüküm de kapalı duruşmada açıklanır (CMK 185). Çocuk, velisi, vasisi, çocuğun bakımını üstlenen aile veya kurum temsilcisi duruşmada hazır bulunabilir; mahkeme çocuğun yararı gerektiriyorsa onu salondan çıkarabilir (5395 m. 22). Dosyaya sosyal inceleme raporu girer; sosyal inceleme raporu yazısı bu belgeyi anlatıyor.
Sarkıntılık düzeyindeki davranış
TCK 103/1'in üçüncü cümlesine göre sarkıntılık düzeyinde kalmış cinsel istismarın failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlı. Yani bu alt grupta şikâyet olmadan dosya ilerlemez. Şikâyet süresi, fiili ve failin kim olduğunu öğrenmekten itibaren altı aydır (TCK 73/1); şikâyetten vazgeçilirse kural olarak dava düşer (TCK 73/4). Cinsel davranışın sarkıntılığın ötesine geçtiği dosyalarda şikâyet aranmaz. Burada kritik soru, davranışın sarkıntılık sınırında kalıp kalmadığı; bu ayrımı iddianamedeki nitelendirme ve adli tıp raporu belirler.
Varsayımsal bir örnek
Varsayımsal bir örnek düşünelim: on altı yaşında bir lise öğrencisi hakkında, on dört yaşındaki bir akrabasına karşı cinsel davranışta bulunduğu iddiasıyla soruşturma açılsın. Fail on beşini doldurduğu için TCK 31/3 devreye girer, ceza üçte bir oranında indirilir. İddia vücuda organ ya da cisim sokulmasını içeriyorsa temel ceza yüksek bir alt sınırdan başlar. Savcı, çocuk bürosunda ifadeyi alır, sosyal inceleme raporu hazırlanır, adli kontrol ya da tutuklama kararı tartışılır. Sonuç, fiilin niteliğine, çocuğun gelişim düzeyine ve raporlara bağlıdır; burada gösterilen yalnızca basamakların sırasıdır.
Aile yaygın olarak nerede hata yapıyor
Aile içi cinsel suç iddialarında çocuğa "söyleme, ben hallederim" ya da mağdur tarafla görüşüp "uzlaşmaya" çalışmak sık görülen hatalar. Birincisi çocuğun susma hakkını yanlış kullanmasına yol açabilir; ikincisi, CMK 100/2-b-2'deki baskı girişimi kuralı yüzünden tutuklama nedeni olarak gündeme gelebilir. Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, şikâyete bağlı olsalar bile, uzlaştırma yoluna gidilemediği için (CMK 253/3) mağdur ailesiyle yapılan özel bir anlaşma kendiliğinden dosyayı kapatmaz; yalnız şikâyete bağlı sarkıntılık hâlinde vazgeçmenin hukuki sonucu TCK 73'e göre ayrıca değerlendirilir.
İkinci hata, yaşın tespitini hafife almak. Nüfus kaydındaki doğum tarihi ile gerçek yaş arasındaki fark ya da fiil tarihi ile doğum tarihi arasındaki hesap, TCK 31'in hangi fıkrasının uygulanacağını belirler; bu yüzden kimlik ve doğum belgelerini ilk günden toplayın.
Ceza sorumluluğu olmayan çocukta ne olur
Cezası olmayan, hâlâ bir sonucu var. On iki yaşından küçük ya da algılama yeteneği gelişmemiş çocuk için dosya kapanmıyor; yerini koruyucu ve destekleyici tedbirler alıyor. 5395 sayılı Kanun'un 5. maddesi bu tedbirleri aileyle başlayan bir sıralamayla veriyor: danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık ve barınma. 7593 ile eklenen 5/A maddesi ise ceza sorumluluğu olmayan çocuklar için yönlendirme tedbirleri tanımlıyor: belirli bir saat aralığında sosyal hizmet görevi, kitap okuma, dijital cihazların bir süre denetime açılması gibi.
Bu tedbirler ceza değil; ama çocuğun yaşamına ciddi biçimde dokunuyorlar. Ailenin bu aşamada dosyadaki sosyal inceleme raporuna ve çocuğun okul, sağlık ve aile durumuna ilişkin belgelere sahip çıkması gerekiyor. Rapor ne kadar eksiksizse tedbirin çocuğun gerçek ihtiyacına o kadar yakın seçilmesi mümkün oluyor.
Sonuç cezanın hesabı ve zamanaşımı
Mahkeme önce TCK 103'ün öngördüğü cezadan temel cezayı belirler, nitelikli hâlleri ekler, sonra yaş küçüklüğü indirimini ve takdiri indirimi uygular (cezanın belirlenmesini düzenleyen 61. maddenin beşinci fıkrası). Dava zamanaşımı da çocuk lehine kısalır: fiil sırasında on iki ile on beş yaş arasındaysa kanundaki sürelerin yarısı, on beş ile on sekiz arasındaysa üçte ikisi geçince kamu davası düşer (TCK 66/2).
Hüküm sonrası için iki yol var: erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması. Fiil sırasında on sekiz yaşından küçüklerde erteleme sınırı üç yıl (TCK 51/1); geri bırakmada denetim süresi üç yıl (5395 m. 23). Ayrıntı çocuklarda hükmün açıklanmasının geri bırakılması yazısında.
Dosyanın ilk günlerinde yapılacak iş
Çocuk hakkında cinsel suç soruşturması açıldığını öğrendiyseniz, ilk günler hem çocuğun ifadesi hem de ailenin tavrı bakımından belirleyici. Savcılığın ve çocuk bürosunun işleyişine, çocuğun yaşına göre uygulanacak fıkraya ve olası tedbirlere dosya görülerek karar verilir. Durumunuzu anlatmak için bizi arayabilir ya da WhatsApp'tan yazabilirsiniz; iletişim sayfasında bilgiler var. Cinsel suçlara ilişkin diğer yazılar ceza hukuku sayfasında.
Sık sorulan sorular
On bir yaşındaki çocuk cinsel istismardan yargılanabilir mi?
Hayır. TCK 31/1'e göre fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmamış çocukların ceza sorumluluğu yoktur ve hakkında ceza kovuşturması yapılamaz. Çocuğa özgü güvenlik tedbirleri, yani koruma, bakım ve eğitim niteliğindeki önlemler uygulanabilir.
On altı yaşındaki çocuk, on dört yaşındaki bir çocuğa karşı cinsel davranışta bulunursa ne olur?
TCK 103/1-a on beş yaşını tamamlamamış çocuğa karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranışı istismar sayar. Fail on beş ile on sekiz yaş arasındaysa ceza TCK 31/3 uyarınca üçte bir oranında indirilir. Mağdur on beş yaşını tamamlamamışsa onun rızası fiili istismar olmaktan çıkarmaz; fiilin nitelendirilmesi ve cezanın hesabı mahkemeye aittir.
Cinsel istismar suçlamasında çocuk tutuklanabilir mi?
Evet, ama istisnai. 5395 sayılı Kanun'un 20. maddesine göre önce adli kontrol tedbirleri denenir; tutuklama ancak bunlardan sonuç alınamadığında ya da tedbirlere uyulmadığında gündeme gelir. On beş yaşını doldurmamış çocuklar için üst sınırı beş yılı aşmayan suçlarda tutuklama yasağı vardır (m. 21), ama TCK 103 bu sınırı aştığı için bu yasak burada işlemez.
Çocuk hakkında verilen hapis cezası ertelenebilir mi?
Fiil sırasında on sekiz yaşını doldurmamış kişilerde erteleme sınırı üç yıldır (TCK m. 51/1). Hükmün açıklanmasının geri bırakılması da mümkündür ve denetim süresi üç yıldır (5395 sayılı Kanun m. 23). Hangisinin uygulanacağı sonuç cezaya ve mahkemenin kanaatine bağlıdır.
Dayanak mevzuat
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 31, 51, 61, 66, 73, 103
- 5395 sayılı Kanun m. 5, 15, 16, 17, 18, 20, 21, 22, 23, 26
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 100, 150, 185, 253
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve uygulama değişebilir; yazının tarihine dikkat edin.