Görüşme talep edin

Bakırköy · İstanbul · Hafta içi 09.00 – 18.00, randevuyla

  1. Ana sayfa
  2. Makaleler
  3. Aile Hukuku ve Boşanma
  4. Velayet davasında çocuk dinlenir mi? Yaş ve uzman raporu

AİLE HUKUKU VE BOŞANMA

Velayet davasında çocuk dinlenir mi? Yaş ve uzman raporu

Velayet davasında çocuğun beyanı hâkimin takdirine bağlıdır; uzman eşliğinde dinlenir. TMK m. 182 çerçevesinde süreç, yaş ve rapor etkisini anlatıyoruz.

Yazan Av. Mustafa Yalçın4 dk okumaGüncelleme

KISACA

  • Velayet davasında çocuk dinlenebilir; kararı hâkim çocuğun yaşına ve olgunluğuna göre verir, ayırt etme gücü olan çocuğun görüşü uygulamada genellikle alınır.
  • Çocuk çoğunlukla duruşma salonunda değil, mahkeme bünyesindeki pedagog veya psikolog eşliğinde dinlenir.
  • Çocuğun beyanı tek başına belirleyici değildir; hâkim bunu diğer delillerle birlikte değerlendirir.
  • Çocuğa ne söyleyeceği öğretilmesi, mahkeme tarafından olumsuz değerlendirilebilir.

Velayet davasında çocuk dinlenebilir, ama kanun metninde bunun için ayrı bir kural yok; hâkim yaşa ve olgunluğa bakarak karar verir. Dinleme kararı çocuğun yaşına, olgunluğuna ve dosyanın ihtiyacına göre verilir. Mahkeme dinlerse bunu çoğu zaman bir uzman eşliğinde, salonun dışında, çocuğu zorlamadan yapar.

Kanun ne diyor?

TMK m. 182/1'e göre mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler. Maddede çocuğun dinlenmesi için bir yaş sınırı yazmaz. Çocuğun dinlenme hakkı, Türkiye'nin taraf olduğu Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m. 12'de de yer alır; hâkim bu ilkeyi uygulamada gözetir.

Bu yüzden "falanca yaşta çocuk dinlenir" diye kesin bir cümle kuramayız. Küçük yaştaki çocuğun ifadesi çoğunlukla anlamlı kabul edilmez, büyüdükçe ve olgunlaştıkça beyanı ağırlık kazanır. Bunu belirleyen hâkimin gözlemi ve uzmanın görüşüdür.

Uzman raporu nedir?

Aile mahkemelerinin görevlendirdiği pedagog, psikolog ya da sosyal çalışmacı (4787 sayılı Kanun m. 5) çocukla ve ebeveynlerle ayrı ayrı görüşür. Bazen eve gider. Raporda çocuğun gelişimi, ebeveynle bağı, bakım koşulları ve çocuğun ifade ettikleri kısaca yazılır. Hâkim bu raporu delil olarak değerlendirir. Rapor bağlayıcı değildir; ama hâkimin raporu yok sayması için gerekçe göstermesi beklenir.

Raporu hazırlayan uzman, çocuğun doğrudan "kimi seçiyorsun" diye sorulmasını genellikle istemez. Çocuk üzerinde vicdan baskısı yaratmamak için görüşme dolaylı sorularla yürür.

Dinleme nasıl yapılır?

Çocuk duruşma salonuna alınmaz ya da kısa süreyle uzman eşliğinde getirilir. Hâkim sorularını sade yapar; ebeveynlerin ve avukatların salonda bulunup bulunmayacağı mahkemenin takdirindedir. Çoğu zaman anne ve babanın dinleme sırasında yanında bulunmaması tercih edilir ki çocuk rahat konuşsun.

Çocuk dinlenirken verdiği cevaplar tutanağa geçer. Bu tutanağı taraf avukatları inceler. Çocuğun söylediği, davanın diğer delillerinden bağımsız olarak değil, onlarla birlikte değerlendirilir.

Çocuğun beyanı ne kadar etkili?

Çocuğun yaşı büyüdükçe beyanın ağırlığı artar. Ama yaşı küçük olsa bile çocuğun söyledikleri (okula gitmek istemediği, bir ebeveynden korktuğu, bir evde rahat olduğu gibi) uzmanın dikkatini çeker ve rapora yansır. Hâkim bu beyanı başka delillerle karşılaştırır. Okul kayıtları işe yarar. Doktor raporu da öyle. Tanıklar ise çoğu zaman çocuğu günlük hayatta gören öğretmen ya da komşudur.

Dinleme sırasında çocuk ağlayabilir, susabilir ya da hiçbir şey söylemek istemeyebilir. Bu normaldir ve zorlanmaz. Uzman susmayı da bir veri olarak not eder; hâkim çocuğu konuşturmak için ısrar etmez, görüşmeyi sonlandırıp başka bir güne bırakabilir.

Çocuğun tercihi bağlayıcı olmadığı gibi, çocuk her zaman tercihini doğru değerlendirecek durumda da olmayabilir. Hediye ve ödülle yönlendirilmiş bir çocuk, uzmanın dikkatini çeker.

Varsayımsal bir örnek düşünelim

Boşanma davası sürerken evin iki çocuğundan biri okul çağında. Hâkim sosyal inceleme istiyor. Uzman çocukla okulunda ve mahkemedeki odada iki ayrı kez görüşüyor. Çocuk babayla vakit geçirmeyi sevdiğini, ancak annenin yanında kalmayı tercih ettiğini söylüyor. Uzman, çocuğun annenin ekonomik koşullarından kaygılandığını da rapora yazıyor. Hâkim bu raporu, öğretmen beyanı ve iki ebeveynin çalışma düzeniyle birlikte değerlendiriyor. Çocuğun cümlesi tek başına sonucu belirlemiyor.

Ebeveynin yapması ve yapmaması gerekenler

Görüşmeden önce çocuğa sakin bir dille, bir uzmanla konuşacağını ve doğruyu söylemesinin yeterli olduğunu anlatın. Cevap ezberletmeyin, "babana/anneni böyle söyle" gibi yönlendirmelerden kaçının. Uzmanlar bunu görüşmede kolayca fark eder ve rapora yazar.

Çocuğu mahkeme koridorunda bekletmeyin, karşı tarafla gerginlik yaşanan anlarda yanınızda bulundurmayın. Randevu saatini ve yolunu önceden planlayın.

Karşı ebeveyni çocuğun yanında kötülemek hem çocuğa zarar verir hem de dosyada aleyhinize delil olabilir. Mahkeme çocuğun diğer ebeveynle ilişkisini destekleyen tarafı olumlu değerlendirir. TMK m. 182/2 uyarınca kişisel ilişki gerekleri yerine getirilmezse velayetin değiştirilebileceği ihtar edilir.

Görüşme günü ve sonrası

Görüşme gününde çocuğu aç ve uykusuz götürmeyin; okul, ders ya da sevdiği bir etkinlikle çakışmayacak bir saat isteyin. Mahkemeye gitmeden önce ne olacağını sade bir dille anlatmak çocuğu rahatlatır. "Hâkim amca/teyze sana birkaç soru soracak, bildiğini söylemen yeterli" gibi bir açıklama yeterlidir.

Görüşmeden sonra çocuğa "ne konuştun, ne söyledin" diye sormak çoğu zaman ters etki eder. Çocuk kendiliğinden anlatırsa dinleyin, ama sorgulamayın. Aksi halde çocuk kendini iki ebeveyn arasında hakem gibi hisseder; uzmanlar bunu sıkça rapora yazar.

Duruşma sonrasında karşı ebeveynle çocuk hakkında konuşurken de aynı dikkat gerekir. Mesajlaşmalar dosyaya girebilir. Çocukla ilgili yazışmalarda kısa, nazik ve olgusal bir dil kullanmak sizi korur.

Avukatın rolü

Dinleme sırasında avukatın çocuğa doğrudan soru yöneltmesi genellikle istenmez; sorular hâkim ya da uzman aracılığıyla iletilir. Avukat sorularını önceden yazılı olarak bildirebilir. Bu sayede çocuğun karşısında yetişkinlerin tartışması önlenir. Hazırlığın büyük kısmı dinlemeden önce yapılır: ebeveyne neyi yapıp neyi yapmaması gerektiğini anlatmak, raporu okumak ve itiraz noktalarını belirlemek bu aşamaya dahildir.

Sonuçta çocuğun mahkemedeki deneyimi mümkün olduğunca kısa ve nazik tutulur. Bu hem çocuğun hem de dosyanın yararınadır.

Rapora itiraz

Rapor hakkında eksik ya da yanlış bir değerlendirme olduğunu düşünüyorsanız, itirazınızı yazılı olarak ve gerekçesiyle mahkemeye sunun. Hâkim ek rapor isteyebilir veya heyetten yeni bir uzman görüşü alabilir. Delilleri sunmadan sadece "rapor hatalı" demek yeterli olmaz.

Velayet davasının genel akışını velayet davası nasıl açılır, çocuk kime verilir yazısında bulabilirsiniz. Sonradan değişiklik için velayetin değiştirilmesi davası ve ortak velayet yazıları da yararlı olacaktır. Çocukla ilişki düzeni için çocukla kişisel ilişki nasıl kurulur başlığına bakın.

Çocukla ilgili davalarda her dosya kendi ayrıntısıyla ilerler. Aile hukuku alanındaki hizmetimizle ilgili bilgi almak isterseniz telefonla arayabilir veya WhatsApp'tan yazabilirsiniz. Uzman görüşmesi gibi anlar sonradan geri alınamadığından, hazırlığı baştan doğru yapmak işinizi kolaylaştırır.

Sık sorulan sorular

Çocuk mutlaka dinlenir mi?

TMK m. 182'de çocuğun dinlenmesine dair ayrı bir hüküm yoktur. Hâkim çocuğun yaşını ve olgunluğunu gözeterek karar verir; ayırt etme gücü olan çocuğun görüşünün alınması uygulamada beklenir. Çok küçük çocuklar çoğu zaman doğrudan dinlenmez.

Çocuk duruşma salonuna gelir mi?

Genellikle gelmez. Dinleme yapılacaksa uzman eşliğinde, çocuğun rahat edeceği bir odada yapılması tercih edilir.

Çocuk anne ya da babayı seçtiğini söylerse karar buna göre mi verilir?

Hayır. Çocuğun tercihi önemli bir bilgidir ama bağlayıcı değildir. Hâkim çocuğun yararına göre karar verir.

Uzman raporuna itiraz edilebilir mi?

Evet. Taraflar rapora karşı itirazlarını mahkemeye bildirir, ek rapor veya yeni bilirkişi isteyebilir.

Çocuğa önceden ne söylenmeli?

Doğru ve yaşına uygun biçimde, kimseyi kötülemeden. Cevapları ezberletmek olumsuz sonuç doğurur.

Dayanak mevzuat

  • 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 182
  • 4787 sayılı Kanun m. 5
  • Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m. 12

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve uygulama değişebilir; yazının tarihine dikkat edin.

Dosyanızı birlikte okuyalım.

Belgelerinizi getirin; ilk görüşmede hangi sürenin işlediğini, hangi yolun kısa olduğunu ve ücretin nasıl oluştuğunu açıkça konuşalım. Hafta içi 09.00 – 18.00, randevuyla.