KISACA
- Fail icra hareketlerini kendi isteğiyle bırakırsa ya da kendi çabasıyla neticeyi önlerse teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz (TCK 36/1).
- Vazgeçme gönüllü olmalıdır: kişi devam edebilecekken durmuştur. Elinde olmayan bir engel yüzünden durmak gönüllü vazgeçme sayılmaz, teşebbüstür (TCK 35/1).
- Tamam olan kısım başlı başına suç oluşturuyorsa, örneğin kasten yaralama, fail yalnızca o suçun cezasını alır.
- Mağdurun ölmemesi ile gönüllü vazgeçme aynı şey değildir; ilkinde teşebbüs cezası on yıldan başlar, ikincisinde öldürmeden ceza verilmez.
- Vazgeçmenin gerçekten gönüllü olup olmadığı kişinin sözünden değil, olayın bütün olgularından çıkarılır.
Bıçak kaldırılmış, mağdur yerde, ama o an fail durmuş. Bir adım geri çekilmiş, bıçağı bırakmış ya da telefonu açıp ambulansı aramış. Sonradan savcılık yine de “öldürmeye teşebbüs” diyor. Hukukun bu duruma özel bir cevabı var: TCK 36, vazgeçmeyi cezalandırmak yerine ödüllendiren nadir maddelerden biri.
Maddenin söylediği
TCK 36/1 iki yolu birlikte sayar. Fail suçun icra hareketlerinden gönüllü vazgeçer ya da kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını veya neticenin gerçekleşmesini önlerse, teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz. Ama madde bir şarta daha bağlıdır: tamam olan kısım esasen bir suç oluşturuyorsa, yalnızca o suça ait ceza verilir.
Yani öldürmeyi yarıda bırakan biri, daha önce açtığı yaranın hesabından kurtulmaz. Ölüm gerçekleşmese de kasten yaralama, silahla yaralama gibi suçların cezası uygulanabilir. Örneğin yaralama için TCK 86/1 bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis öngörür; silah kullanıldıysa artırım gündeme gelir. Öldürmeye teşebbüsün on yıl ve üzerindeki aralığıyla bu fark çok büyük.
İki farklı vazgeçme
Birinci yol, icra hareketlerini bitirmeden bırakmaktır. Fail henüz son hareketi yapmamıştır, devam edebilecekken durur. Bıçağı kaldırmış ve vurmamış, tetiğe basmamış, mağduru boğmaya başlamış ve bırakmış gibi durumlar bu yola örnektir.
İkinci yol, hareketleri bitirdikten sonra neticeyi kendi çabasıyla önlemektir. Fail zaten ölümcül bir yara açmıştır, ama ardından mağduru hastaneye yetiştirir, ilk yardım yapar ya da ambulansı çağırarak hayatını kurtarır. Burada önemli olan çabanın sonuç doğurması: kişi çabaladı ama mağdur öldüyse bu madde uygulanmaz.
Gönüllü olmak ne demek
Madde “gönüllü” der. Bunun ölçüsü şu: kişi devam etmek isteseydi edebilir miydi? Edebilirdi ama kendi kararıyla durduysa vazgeçme gönüllüdür. Silahı tutukluk yapan, tam vuracakken biri tarafından tutulan, polis geldiği için kaçan kişi vazgeçmiş sayılmaz; bu kişi “elinde olmayan nedenlerle” tamamlayamamıştır ve TCK 35 uyarınca teşebbüsten sorumlu olur.
Sınır çoğu dosyada bulanıktır. Korku, pişmanlık, merhamet ya da yakalanma kaygısı hep birlikte iç dünyadadır. Failin sebebi dışarıdan belli olmadığı için mahkeme olayın bütününe bakar: mağdur direnmeye devam ediyor muydu, çevrede biri var mıydı, fail neden o an durdu, durduktan sonra ne yaptı?
Mağdurun ölmemesi aynı şey değil
Öldürmeye teşebbüs davasında sık yapılan karışıklık, mağdurun yaşaması ile failin vazgeçmesini birbirine eşitlemek. Mağdur hayattaysa bu, tek başına gönüllü vazgeçme kanıtı olmaz. Mağdurun kurtulması tesadüf ya da üçüncü kişilerin müdahalesiyle olduysa, fail teşebbüsten cezalandırılır. Öldürmeye teşebbüs cezası bu hesabın nasıl yapıldığını anlatıyor: temel hâlde on yıldan on sekiz yıla kadar.
Varsayımsal bir örnek
Varsayımsal bir örnek düşünelim: bir aile içi tartışmada A, eşinin boğazına sarılıyor ve birkaç saniye sıktıktan sonra bırakıyor. Eşi nefes alıyor, A ise odadan çıkıp ambulansı arıyor. Savcılık boğaz bölgesindeki izlere ve daha önceki şiddet kayıtlarına dayanarak öldürmeye teşebbüs diyor. Savunma ise A'nın kendi isteğiyle durduğunu, bırakma anında engelleyen kimse olmadığını, hemen ardından yardım çağırdığını söyleyebilir. Mahkeme, bırakma anında ne olduğunu ve izlerin ağırlığını tartacak. Vazgeçme kabul edilirse yaralama ya da darp suçlarından ceza gündeme gelir; edilmezse teşebbüs hesabı yapılır. Hangi yöne gideceği tahmin edilemez.
Savunma neye dayanır
Vazgeçmeyi ileri süren savunmanın, bunu destekleyen olgulara dayanması gerekir. Destek olabilecek olgular şunlar: failin bırakma anındaki davranışı, mağdurun ya da tanıkların anlatımı, kamera kaydı, arama kayıtları (ambulans çağrısı gibi) ve olay sonrası fail davranışı. Yaralamanın niteliği de önemli: ölümcül bir yara açılmışsa vazgeçme ile ölümün önlenmesi arasındaki bağ tartışılır.
Kast konusundaki tartışma da bu noktada ortaya çıkar. Fail baştan öldürme kastıyla hareket etmediyse ortada zaten teşebbüs yoktur, yaralama vardır. Bu ayrım öldürmeye teşebbüs mü kasten yaralama mı yazısında ele alındı.
Vazgeçtikten sonra yapılanlar
Yardım çağırdıktan sonra olay yerinden ayrılmak ya da delil gizlemek, vazgeçmenin samimiyetini şüpheli hâle getirir. Mağdura yardım ederken yaptıklarınızın kayda geçmesi, yani ambulansı aramak, kamera görüntüsü bırakmak, yardım ettiğinize dair tanık bulundurmak sonradan önem kazanır. Aksine ifade verirken “vazgeçtim” demek tek başına yetmez; hangi sebeple, nasıl ve ne yaparak vazgeçtiğiniz anlatılmalı.
Ayrıca ifade öncesi müdafi görüşmesi ve susma hakkı meşrudur; ayrıntı için susma hakkı yazısına bakabilirsiniz.
Mahkeme ve tutuklama
Vazgeçme ileri sürülse bile iddianame öldürmeye teşebbüsten açılmışsa görevli mahkeme ağır ceza mahkemesidir (5235 sayılı Kanun m. 12). Kasten öldürme suçları CMK 100/3'teki katalog suçlar arasındadır; tutuklama nedeni var sayılabilir ama kuvvetli şüphenin somut delillere dayanması ve ölçülülük aranır. Gönüllü vazgeçme savunması, tutuklama itirazında da bir argüman olarak kullanılabilir.
Gönüllü ve gönüllü olmayan: birkaç durum
Bazı durumları yan yana koymak ayrımı netleştirir. Fail mağduru boğarken ağlayan çocuğunu görüp bırakırsa ya da pişmanlıkla bıçağı yere atarsa, devam edebilirdi ama kendi kararıyla durdu: gönüllü vazgeçme tartışması başlar. Fail ateş etmeye çalışır, silah tutukluk yapar: elinde olmayan nedenle durmuştur, teşebbüs vardır. Komşular içeri dalıp failin elinden tutar: engel dışarıdan gelmiştir, teşebbüs vardır. Mağdur ilk darbeden sonra kaçıp saklanır ve fail onu bulamaz: yine elinde olmayan neden.
Gri bölge ise korkudur. Fail polis sirenini duyup kaçarsa bu gönüllü değil. Ama kişi, işlediği fiilin sonuçlarından korkarak bıraktıysa bunun gönüllülük sayılıp sayılmayacağı tartışmalıdır. Hâkimler bu noktada olayın bütününe bakar ve kişinin bırakma anında hâlâ devam edebilecek durumda olup olmadığını sorar.
Başka sanıklar varsa
Birden fazla kişi saldırıya katılmışsa ve bunlardan biri vazgeçtiyse, bunun diğerlerine yansıyıp yansımayacağı ayrıca tartışılır. İştirak hâlinde işlenen suçlarda yalnızca gönüllü vazgeçen suç ortağı gönüllü vazgeçme hükümlerinden yararlanır (TCK 41/1). Suçun, vazgeçenin gösterdiği gayret dışında başka bir sebeple işlenmemiş olması ya da bütün gayretine rağmen işlenmiş olması hâllerinde de bu hükümler uygulanır (TCK 41/2). Yani vazgeçmenin yararı diğer sanıklara yansımaz, ama vazgeçenin kendi çabası sonuç vermese bile ayrıca değerlendirilir. Çok sanıklı dosyaların mantığı için cinayette müşterek faillik yazısına bakabilirsiniz.
Hesabın nasıl değiştiğini görmek
Bir örnek hesap farkı gösterir. Teşebbüs kabul edilirse temel hâlde on yıldan on sekiz yıla kadar hapis söz konusu (TCK 35/2, 81). Gönüllü vazgeçme kabul edilir ve tamam olan kısım yaralama oluşturuyorsa, temel kasten yaralama bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapistir; silahla işlenmişse yarı oranında artırılır ve iki yıl üç aydan dört yıl altı aya kadar bir aralık doğar. Yaralanmanın niteliği ağırsa (TCK 87) aralık yeniden yükselir. Yani vazgeçme cezayı sıfırlamayabilir ama aradaki mesafe yıllarla ölçülür.
Pişmanlık ile vazgeçme aynı şey değil
Sık yapılan bir karışıklık da pişmanlığı vazgeçmeyle aynı saymaktır. TCK 36 olay sürerken, fiilin icrası aşamasında vazgeçmeyi düzenler. Fiil bittikten sonra duyulan pişmanlık, zararı gidermeye çalışmak ya da mağdura destek olmak ise bu maddenin kapsamına girmez. Bunlar TCK 62'deki takdiri indirim kapsamında, failin fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışlar olarak değerlendirilebilir. İkisinin sonucu ise çok farklıdır: biri teşebbüs cezasını tümüyle ortadan kaldırabilir, diğeri yalnızca cezayı hafifletir.
Bu konuyu konuşmak için
Gönüllü vazgeçme, kâğıt üzerinde tek bir cümle gibi görünür ama bir dosyada bütün ayrıntıların tartıldığı en hassas noktadır. Soruşturma sürüyorsa ya da yakınınız gözaltındaysa, ifadeden önce telefonla arayarak ya da WhatsApp'tan yazarak durumu anlatabilirsiniz. İlk ifade, sonradan vazgeçme savunmasının inandırıcılığını belirleyebilir. Bilgiler iletişim sayfasında, genel çerçeve ceza hukuku sayfasında yer alıyor.
Sık sorulan sorular
Öldürmekten vazgeçen kişi cezasız kalır mı?
Öldürme teşebbüsünden dolayı cezalandırılmaz (TCK 36/1), ancak o ana kadar gerçekleşen kısım başlı başına bir suçsa, örneğin yaralama, bu suçun cezası verilir. Yani tamamen cezasız kalma garantisi yoktur.
Gönüllü vazgeçme ile teşebbüs arasındaki fark nedir?
Teşebbüste fail sonucu tamamlamak istemiş ama elinde olmayan bir nedenle tamamlayamamıştır. Gönüllü vazgeçmede ise fail devam edebilecekken kendi isteğiyle durmuştur. Aradaki ayrım, durmanın kişinin kendi kararı olup olmadığına bakar.
Silah tutukluk yaptığı için ateş edemeyen biri gönüllü vazgeçmiş sayılır mı?
Hayır. Failin irade dışı bir engel nedeniyle fiili sürdürememesi gönüllü vazgeçme değil, teşebbüstür. Vazgeçmenin gönüllü sayılması için devam etme imkânı olduğu hâlde bırakmak gerekir.
Yaralayıp sonra hastaneye götüren kişi cezalandırılır mı?
Kişi kendi çabasıyla ölümün gerçekleşmesini önlemişse öldürme teşebbüsünden cezalandırılmaz. Ancak yaralama başlı başına suç olduğu için, kasten yaralamanın cezası verilir. Çaba sonuç doğurmazsa ve mağdur ölürse bu hüküm uygulanmaz.
Gönüllü vazgeçmeyi mahkemeye nasıl kanıtlarım?
Doğrudan kanıtlama yoktur; mahkeme olay sırasında kişinin ne yaptığına, vazgeçtikten sonraki davranışına, tanık anlatımlarına ve kamera görüntülerine bakar. Yardım çağırma, silahı bırakma gibi olgular delil niteliği taşır.
Dayanak mevzuat
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 21, 35, 36, 41, 81, 86, 87
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 100
- 5235 sayılı Kanun m. 12
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve uygulama değişebilir; yazının tarihine dikkat edin.