KISACA
- Katıldığınız aleni olmayan bir söyleşiyi diğer konuşanların rızası olmadan ses alma cihazıyla kaydederseniz TCK 133/2 uyarınca altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası söz konusudur.
- Konuşmaya katılmayan biri gizlice dinler ya da kaydederse ceza daha ağırdır: TCK 133/1'de iki yıldan beş yıla kadar hapis öngörülür.
- Kaydı başkasına dinletmek, paylaşmak ya da yayımlamak ayrı bir suçtur (TCK 133/3): iki yıldan beş yıla kadar hapis ve dörtbin güne kadar adli para cezası.
- Soruşturma ve kovuşturma şikâyete bağlıdır; şikâyet süresi fiili ve faili öğrendiğiniz günden başlayarak altı aydır.
- Kaydın mahkemede delil olarak kullanılıp kullanılamayacağı ayrı bir sorudur ve hukuka aykırı elde edilen delil reddedilebilir.
Cevap beklenenden sert: konuşmaya kendiniz katılmış olsanız bile, diğer konuşanların rızası olmadan ses kaydı almak TCK 133/2'ye göre suçtur. Ceza altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Kanun burada hapisle adli para cezası arasında seçim yapma imkânı verir.
Kanun tam olarak ne diyor?
TCK 133 üç ayrı fiili düzenler ve ilk iki fıkra çoğu zaman birbirine karıştırılır. Birinci fıkra, konuşmaya katılmayan üçüncü kişinin, konuşan taraflardan herhangi birinin rızası olmadan aleni olmayan konuşmayı bir aletle dinlemesini ya da ses alma cihazıyla kaydetmesini cezalandırır: iki yıldan beş yıla kadar hapis.
İkinci fıkra ise sizin sorduğunuz durumu anlatır. Katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi, diğer konuşanların rızası olmadan ses alma cihazıyla kayda alan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır. Yani kanun, kaydı yapan kişinin konuşmanın tarafı olmasını hafifletici saymıştır, ama suçsuz saymamıştır.
Aleni olmayan konuşma ne demek?
Cezayı doğuran şart, konuşmanın aleni olmamasıdır. Kapalı bir odada iki kişi arasındaki görüşme, telefon konuşması, birebir yapılan bir toplantı bu kapsama girer. Herkesin duyabileceği açık bir etkinlikte, kalabalık bir salonda yapılan bir konuşmayı kaydetmek ise aynı değerlendirmeye tabi olmaz. Sınır bazen belirsizdir: bir iş yerinde yarı açık alanda yapılan konuşmanın aleni sayılıp sayılmayacağı olayın koşullarına bakılarak çözülür.
Kaydı paylaşırsanız durum ağırlaşır
Kaydın alınması ile kullanılması ayrı fiillerdir. TCK 133/3, kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verileri hukuka aykırı olarak ifşa edeni iki yıldan beş yıla kadar hapis ve dörtbin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırır. Bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması hâlinde de aynı ceza verilir.
Bir ses kaydını sosyal medyada paylaşmak, bir gruba atmak ya da üçüncü bir kişiye dinletmek bu fıkranın konusudur. Kaydı kendi dosyanız için saklamak ile yaymak arasındaki fark, ceza aralığında belirgin bir farka dönüşür.
Şikâyet, süre ve uzlaştırma
TCK 139'a göre, kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme hariç, bu bölümdeki suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. 133. madde bu istisnalar arasında değildir. Kaydı alınan kişi, fiili ve faili öğrendiği günden başlayarak altı ay içinde şikâyetçi olmazsa soruşturma yapılamaz (TCK 73/1-2).
Şikâyete bağlı suçlar CMK 253/1-a kapsamında uzlaştırmaya tabidir. Yani dava açılmadan önce, savcılık aracılığıyla taraflara anlaşma önerilir. Taraflar anlaşır ve üzerine düşeni yerine getirirse kamu davası açılmaz. Hangi edimin kararlaştırılacağı ise iki tarafın pazarlığına bağlıdır.
Görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir (5235 sayılı Kanun m. 11). Üst sınır iki yıl olduğundan ve hapis ya da adli para cezası seçimlik öngörüldüğünden dava zamanaşımı TCK 66/1-e uyarınca sekiz yıldır.
Varsayımsal örnek: işveren görüşmesi
Varsayımsal bir örnek düşünelim: bir çalışan, işvereniyle ücret alacağı konusunda yaptığı yüz yüze görüşmeyi, karşı tarafa söylemeden telefonunun ses kayıt uygulamasıyla kaydediyor. Amacı yarın açacağı davada işverenin sözünü ispat etmek. Burada kayıt konuşmanın tarafınca alındığı için ilk bakışta 133/2 gündeme gelir. İşverenin şikâyet etmesi hâlinde savcılık, kaydın amacını, nasıl kullanıldığını ve paylaşılıp paylaşılmadığını soracaktır. Sonucu önceden söylemek mümkün değil; dosyadaki ayrıntılar, kaydın niteliği ve kullanım biçimi tartılır.
Kayıt almadan önce ve sonra yapılan hatalar
Şunlar sık görülür. Kaydı alıp bir arkadaş grubuna ya da sosyal medyaya yüklemek: bu, 133/3'ü devreye sokar. Rıza olduğunu sonradan "sanki" kanıtlayabilmek için karşı tarafa kaydı hatırlatmak veya ima etmek de işe yaramaz; rıza kayıttan önce var olmalıdır. Konuşmanın başında "bu görüşmeyi kaydediyorum" demek ve karşı tarafın itirazsız devam etmesi, uygulamada rızanın en açık göstergelerinden biridir; ancak bunun yeterliliği somut olaya göre değerlendirilir.
Bir başka hata da kaydı mahkemeye hiçbir açıklama yapmadan sunmaktır. Hâkim, kanuna aykırı elde edilen delilin reddi gerektiğini düşünebilir (CMK 206/2-a). Bunu hukuka aykırı delil konusunu ayrı bir yazıda anlattık.
Delil olarak kullanılması ayrı bir soru
Ses kaydı yaygın biçimde ispat aracı olarak düşünülür. Tehdit davasında ses kaydı ve tanık delili sorusu bu yüzden sık gündeme gelir. CMK 217/2'ye göre yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. Kaydın hukuka uygun olup olmadığı ise kaydın nasıl alındığına ve hangi davada kullanılacağına göre tartışılır. Kayıt almak suç sayılsa dahi mahkemenin onu tamamen yok sayacağı sonucu çıkmaz, ama aynı şekilde mahkeme kaydı otomatik kabul etmek zorunda da değildir.
Komşu suçlar da vardır: konuşmanın dışında özel hayata ait görüntü veya sesleri gizlice kayda almak özel hayatın gizliliğini ihlal suçuna, gizli kamera kaydı ise başka bir düzenlemeye girer. Telefon dinleme ise yargı kararıyla yapılan ayrı bir koruma tedbiridir, bunun için telefon dinleme şartlarına bakabilirsiniz.
Kaydı alan kişinin savunması neye dayanabilir?
Soruşturmada kaydı alan kişi genellikle üç noktada savunma kurar. Birincisi, konuşmanın aleni olduğu, yani 133. maddenin kapsamına girmediği. İkincisi, karşı tarafın kayıttan haberdar olduğu ve itiraz etmediği, dolayısıyla rızanın bulunduğu. Üçüncüsü, kaydın amacının bir hakkı korumak olduğu ve bunun hukuka uygunluk bakımından tartılması gerektiği. Bu savunmaların hiçbiri otomatik sonuç vermez; hâkim her birini dosyadaki tanık anlatımları, mesaj geçmişi ve kaydın içeriğiyle birlikte değerlendirir.
İfade vermeden önce telefonunuzdaki kaydı silmeyin, düzenlemeyin ya da başka bir cihaza aktarırken değiştirmeyin. Özgün dosyanın bozulması sizi daha zor duruma sokar.
Hakkınızda şikâyet varsa ya da kayıt almayı düşünüyorsanız
Soruşturma açıldıysa ifade vermeden önce avukatla görüşmek susma hakkını ve savunmanın dayanacağı noktaları netleştirir. Henüz kayıt almadıysanız ve ispat sorununuz varsa, başka bir yolla delil toplamak mümkün olabilir. Hangisinin sizin için uygun olduğu dosyaya bağlıdır.
Durumunuzu anlatmak için büroyu arayabilir ya da WhatsApp'tan yazabilirsiniz; şikâyet süresi altı ay olduğundan ve ifade çağrısı genellikle kısa süreli bildirimle geldiğinden zamanında bilgi almak işinizi kolaylaştırır. İletişim sayfasından ulaşabilirsiniz. Genel çerçeve için ceza hukuku çalışma alanı sayfasına da göz atabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
Kendi telefon görüşmemi karşı tarafa söylemeden kaydedebilir miyim?
Kanun metni kaydı yapanın konuşmaya katılıp katılmadığına göre ayrım yapar. Konuşmanın tarafıysanız dahi diğer konuşanların rızası yoksa TCK 133/2 uygulanabilir. Bu hüküm yalnızca aleni olmayan söyleşileri kapsar; kaydın ceza sorumluluğu doğurup doğurmayacağı somut olaya göre değerlendirilir.
Sakladığım ses kaydını kimseyle paylaşmazsam yine de suç olur mu?
Suç, kaydın alınmasıyla tamamlanır; paylaşmanız aranmaz. Paylaşmak ya da yayımlamak ise TCK 133/3 kapsamında ayrıca ve daha ağır cezayla karşılanır. Kaydı hiç kullanmadığınız hâl ceza sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Karşı taraf şikâyet etmezse ne olur?
TCK 139 gereği bu suçların soruşturulması şikâyete bağlıdır. Şikâyet hakkı olan kişi altı ay içinde başvurmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz (TCK 73). Hüküm kesinleşmeden önce şikâyetten vazgeçilirse dava düşer (TCK 73/4).
Bu suçta uzlaştırma yapılır mı?
Şikâyete bağlı suçlar CMK 253/1-a kapsamında uzlaştırmaya tabidir. Dosya savcılıkça uzlaştırma bürosuna gönderilir, uzlaştırmacı taraflara teklifte bulunur; anlaşma sağlanır ve edim yerine getirilirse kamu davası açılmaz ya da düşer.
Ses kaydını davada delil olarak sunabilir miyim?
Suç hukuka uygun biçimde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir (CMK 217/2); kanuna aykırı elde edilen delil ise reddedilir (CMK 206/2-a). Kaydın hangi koşulda alındığı, içeriği ve hangi davada kullanılacağı mahkemenin tartacağı konulardır.
Dayanak mevzuat
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 66, 73, 133, 139
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 206, 217, 253
- 5235 sayılı Kanun m. 11
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve uygulama değişebilir; yazının tarihine dikkat edin.