KISACA
- Evine giren hırsızı öldürmek kendiliğinden meşru müdafaa sayılmaz; saldırının niteliği ve savunmanın orantısı olayın koşullarına göre tartılır (TCK m. 25/1).
- Kaçmakta olan ya da saldırı niteliği kalmayan hırsıza ateş etmek, saldırı bittiği için savunma sayılmayabilir.
- Orantı aşılmışsa ama bu mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan kaynaklanmışsa ceza verilmez (TCK m. 27/2).
- Silahın ruhsatsız taşınması ya da bulundurulması, öldürme suçundan bağımsız olarak ayrıca cezalandırılır (6136 sayılı Kanun m. 13).
- Dava, kasten öldürme gerektirdiği için ağır ceza mahkemesinde görülür.
Gece yarısı salondan ses geliyor. Işığı açtığınızda yabancı biri eşyalarınızı topluyor. Elinizde ruhsatlı bir tabanca ya da yakın bir bıçak var ve karar vermeniz saniyeler sürüyor. Sonra ne olacağını soruyorsunuz: bu bir meşru müdafaa mı?
Kısa cevap şu: otomatik olarak değil. Evinize girilmesi, savunma hakkınızı doğurur; ama savunmanın ne kadar ileri gidebileceğini kanun orantı ölçüsüne bağlıyor. Aynı evde, aynı hırsıza karşı iki farklı hareketin sonucu farklı çıkabilir.
Dört soru, dört ayrı eşik
Mahkeme olaya bakarken dört soru soruyor.
Birincisi: hırsız sadece mal mı çalıyor, yoksa size ya da yakınlarınıza yönelik bir saldırı mı başlatıyor? Eşyayı toplamakla, eli bıçaklı biçimde üzerinize yürümek aynı tehlikeyi taşımaz. İkincisi: hırsız silahlı mı, kaç kişi, ev halkı kimdir, çocuk ya da yaşlı var mı? Üçüncüsü: ateş ettiğiniz anda saldırı sürüyor muydu, yoksa hırsız kaçıyor muydu? Dördüncüsü: başka bir çare var mıydı, ve karşılık orantılı mıydı?
Bu dört soru TCK 25/1'in şartlarının ev ortamına uyarlanmış hali. Kanun saldırının haksız, gerçekleşen ya da gerçekleşmesi muhakkak olmasını ve savunmanın o anda, orantılı biçimde yapılmasını arıyor. Şartların genel anlatımı meşru müdafaa şartları yazısında bulunabilir.
Mal için can almak orantılı mı
Evde sizi tehdit etmeyen, sessizce eşya toplayan birine ateş etmek, savunma sayılmayabilir. Mal varlığı korunan bir değerdir ve ona yönelik saldırıya da karşılık verilebilir; ama karşılığın ağırlığı saldırının ağırlığıyla ölçülür. Cep telefonunu almak isteyen birine öldürücü güç kullanmak, genellikle orantı sorununa yol açar.
Ev dokunulmazlığı bu hesaba ayrıca giriyor. Biri konutunuza rızanız olmadan giriyorsa bu fiil kendiliğinden bir suç; TCK 116 konut dokunulmazlığının ihlalini cezalandırıyor. Ama bu, içeride olan herkese ölümcül güç kullanma yetkisi vermiyor. Konutun ihlali, orantının ölçüleri içinde değerlendirilen bir etken olarak girer.
Hırsız kaçarken vurmak
Hırsız aldığı eşyayla kaçmaya başladıysa saldırı çoğu zaman sona ermiştir. Arkasından ateş etmek, savunma değil, intikam ya da malı geri almak amacıyla yapılan bir fiil sayılabilir. Bu durumda dosya kasten yaralama ya da kasten öldürme olarak ilerler; ağırlık, olayın akışına, mesafeye ve ateş edilen yere bağlı.
Kaçan kişi, kaçarken sizi yaralayabilecek şekilde silahla tehdit ediyorsa durum farklı. Burada saldırı bitmemiş, hatta devam ediyor. Ayrımı çizen şey, saldırının hâlâ sizi ya da başkasını tehlikeye sokup sokmadığı.
Heyecan, korku ve telaşın yeri
Orantı bozulmuş olabilir. Ev halkının hayatı tehlikedeyken, karanlıkta, bir silah sesi duyduğunuz anda ateş ettiniz ve sonradan hırsızın silahsız olduğu anlaşıldı. Bu durumda TCK 27/2 devreye girer: meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmişse faile ceza verilmez. Karar, ceza verilmesine yer olmadığı şeklinde çıkar (CMK 223/3-c). Sınır aşımının ayrıntıları meşru müdafaada sınırın aşılması yazısında.
Mazur görülebilirlik, olayın gece mi gündüz mü olduğuna, ışık durumuna, hırsızın elinde ne bulunduğunu fark edip edemeyeceğinize, ev halkının orada olup olmamasına bağlı. Hâkim bunu sonradan, soğukkanlı bir gözle değil, o anki koşulları kendisine yerleştirerek değerlendirmeye çalışıyor.
Varsayımsal iki olay
Varsayımsal bir örnek düşünelim: A, gece uyanıp salonda bir kişinin eşyaları çantaya koyduğunu görüyor. Hırsız A'yı görünce çantayı bırakıp kapıya yöneliyor. A, ruhsatlı tabancasıyla ateş ediyor ve hırsız ölüyor. Burada saldırının sürüp sürmediği, hırsızın elinde silah olup olmadığı, ateşin nereye ve ne kadar mesafeden açıldığı tartışılır; meşru müdafaa kabul edilmeyebilir.
İkinci olay: B, evde eşi ve çocuğuyla uyurken kapının kırıldığını duyuyor. Karanlıkta iki kişi içeri giriyor, biri B'ye doğru bir bıçakla atılıyor. B, ateş ediyor. Burada saldırı gerçekleşiyor, hayat tehlikede, ev halkı var. Meşru müdafaa kabul edilme ihtimali yüksek sayılabilir ama sonuç kesin değil; mahkeme olayı tek tek inceler.
Kimin eve girdiği de önemli
Her yabancı hırsız değildir. Eve kapıyı çalmadan giren kişi komşu, tanıdık, evin eski sakini, sarhoş bir yolcu ya da yanlış daireye giren biri olabilir. Savunanın o anda kime baktığını sanmış olduğu, sonradan ortaya çıkan gerçeğin ne olduğundan farklı olabilir. Kanun, kişinin o andaki durum değerlendirmesini de göz önüne alıyor: gerçekten haksız bir saldırı olmadığı hâlde var sanılarak yapılan karşılıkta hata hükümleri gündeme gelir (TCK 30/3). Kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır. Hatanın kaçınılmaz sayılması için o anki koşulların neden yanlış izlenim doğurduğunun gösterilmesi gerekiyor.
Mahkemenin dosyada aradığı delil
Ev içi olaylarda en büyük sorun, anı bilen az kişi bulunması. Genellikle bir sanık, bir ölü ya da yaralı ve belki uyanık kalmış bir aile bireyi var. Bu yüzden mahkeme maddi delillere yöneliyor: kapının ya da pencerenin kırılma izleri, hırsızın yanında bulunan alet ve silahlar, ateşin açıldığı yer ile ölen kişinin düştüğü yer arasındaki mesafe, kovan ve mermi izleri, otopsi raporunun yara yönü ve mesafe bilgisi. Evde güvenlik kamerası varsa kayıt, çoğu dosyada savunmanın en güçlü dayanağı olur. Komşuların duyduğu sesler ve 112 çağrı kayıtları da olayın zamanlamasını gösteriyor.
Yara yönü özellikle önemli. Hırsızın sırtından alınmış bir mermi ile göğsünden alınmış bir mermi aynı olay anlatısını desteklemez. Bu tür teknik bilgiler adli tıp ve balistik raporlarıyla netleşir; rapora itiraz yolları adli tıp raporuna itiraz yazısında anlatılıyor.
Tutuklama ihtimali
Böyle bir olayda şüpheli, ilk günlerde tutuklanabilir. Kasten öldürme suçlaması katalog suçlar arasında olduğundan, kuvvetli şüphe ve tutuklama nedeni bulunduğu düşünülürse hâkim tutuklamaya karar verebilir. Burada belirleyici olan, ifadenizde ve delillerde meşru müdafaa iddiasının ne kadar görünür olduğu. Tutuklama kararına karşı itiraz süresi iki haftadır (CMK 268). Tutuklama şartları için cinayet şüphelisi tutuklanır mı yazısına, gözaltı sürecine ise öldürme şüphesiyle gözaltında ilk günler yazısına bakabilirsiniz.
Olaydan sonra yapılacaklar
Olay yeri ve eşyalar olduğu gibi bırakılmalı. 112'yi aramak, yaralı varsa tıbbi yardım çağırmak ve kolluğa olayı bildirmek hem hukuken hem vicdanen doğru yol; olay yerinden uzaklaşmak ve silahı saklamak ise savunmayı zayıflatır. Gözaltına alındığınızda ifade vermeden önce müdafi ile görüşmek, olayın akışını düzenli şekilde anlatmak mümkün. Kasten öldürme suçlamasında alt sınırı beş yılı aştığından müdafi istem aranmaksızın görevlendirilir (CMK 150).
Silah konusu ayrıca ele alınıyor. Silahın ruhsatsız olması hâlinde 6136 sayılı Kanun m. 13 gereği iki yıldan dört yıla kadar hapis ve adli para cezası söz konusu; yalnızca bir adet ateşli silah ve mutat sayıdaki mermisi ev ya da işyerinde bulundurulmuşsa ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis ve adli para cezasıdır. Bu, öldürme suçundan ayrı ve bağımsız bir sorumluluk.
Yargılama ve görevli mahkeme
Öldürme suçlaması müebbet gerektirdiği için dosya ağır ceza mahkemesinde görülür (5235 sayılı Kanun m. 12). Soruşturmada savcı meşru müdafaa şartlarının bulunduğu kanısına varırsa kovuşturmaya yer olmadığına karar verebilir (CMK 172); bu karara suçtan zarar gören, tebliğden itibaren iki hafta içinde itiraz edebilir (CMK 173). Aksi hâlde iddianame düzenlenir. Mahkeme beraat (CMK 223/2-d), ceza verilmesine yer olmadığı ya da mahkûmiyet kararı verebilir.
Mahkûmiyet durumunda ceza kasten öldürme hükümlerine göre belirlenir; haksız tahrik gibi indirim sebepleri ayrıca tartışılır. Kasten öldürmenin cezası için kasten öldürme cezası yazısına bakabilirsiniz.
Dosya için ilk adım
Evde yaşanan bir olay sonrası gözaltına alındıysanız ya da soruşturma başladıysa, ifade vermeden önce müdafi ile görüşmek en önemli adım. Neyi nasıl anlattığınız, savunmanın zeminini belirler. Durumunuzu anlatmak için iletişim sayfasındaki numaradan arayabilir ya da WhatsApp'tan yazabilirsiniz; genel bilgi için ceza hukuku sayfasına da bakabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
Evime giren hırsızı vurursam hemen suçlu olur muyum?
Hayır, ama dosya açılır ve olayın ayrıntısı incelenir. Hırsızın silahlı olup olmadığı, sizin ya da ev halkının hayatının tehlikede olup olmadığı, vurduğunuz anda saldırının sürüp sürmediği belirleyicidir. Şartlar varsa meşru müdafaa kabul edilir ve beraat kararı çıkabilir.
Kaçan hırsızı vurmak meşru müdafaa sayılır mı?
Kaçan kişinin saldırısı genellikle sona erdiği için bu durum meşru müdafaa kapsamına girmeyebilir. Mahkeme olayı kasten yaralama ya da kasten öldürme olarak değerlendirir. Haksız tahrik veya sınırın aşılması gibi hükümler yine tartışılabilir.
Evde ruhsatsız silah bulundurmak bu durumu nasıl etkiler?
Meşru müdafaa kabul edilse bile ruhsatsız silah bulundurmak ayrı bir suçtur ve ayrıca cezalandırılır (6136 sayılı Kanun m. 13). Ruhsat durumu bu yüzden dosyanın ayrı bir başlığıdır.
Hırsıza karşı tehdit ya da havaya ateş etmek yeterli olur mu?
Orantı sorusunda daha hafif araçlar ve olayın koşulları dikkate alınır. Havaya ateş etme gibi bir uyarı, hırsızın tehlikeli biçimde saldırıya geçip geçmediğine göre değerlendirilir. Havaya ateş etmenin kendisi ayrıca değerlendirilir.
Dayanak mevzuat
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 25, 27, 30, 81, 116
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 100, 150, 172, 173, 223, 268
- 5235 sayılı Kanun m. 12
- 6136 sayılı Kanun m. 13
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve uygulama değişebilir; yazının tarihine dikkat edin.