KISACA
- Çocuğa karşı cinsel istismar sarkıntılık düzeyinde kalırsa ceza üç yıldan sekiz yıla kadar hapistir (TCK m. 103/1).
- Mağdur on iki yaşını tamamlamamışsa sarkıntılıkta ceza beş yıldan az olamaz.
- Kanun sarkıntılığı tanımlamaz; fiilin cinsel istismar mı yoksa sarkıntılık düzeyinde mi kaldığını mahkeme, dosyadaki delillere bakarak belirler.
- Sarkıntılık düzeyindeki suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır.
- Nitelikli hâller (örneğin bakım ilişkisi, hısımlık) bu suçta da cezayı yarı oranında artırır (TCK m. 103/3).
Soruşturma evrakında "sarkıntılık düzeyinde" ifadesini ilk kez görmek, aileler için kafa karıştırıcı. İsnat çocuğa yönelik cinsel istismar, ama ceza bir önceki basamaktan farklı. Bu fark gerçek: TCK 103/1 temel istismarı sekiz yıldan on beş yıla kadar hapisle cezalandırırken, aynı fıkranın ikinci cümlesi sarkıntılık düzeyinde kalan istismarı üç yıldan sekiz yıla kadar hapse bağlıyor.
Kanun neyi söylüyor, neyi söylemiyor
Madde metni kısa: "Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur." Sarkıntılığın ne olduğu bu cümlede tanımlanmıyor. Hangi davranışın bu basamağa girdiği, yani fiilin kapsamı mahkemenin dosyaya bakarak belirleyeceği bir mesele. Dolayısıyla "şu davranış sarkıntılıktır, bu davranış istismardır" diye genel bir liste vermek doğru olmaz; fiilin nasıl işlendiği, mağdurun yaşı ve anlatımı, tanık ve rapor gibi deliller sonucu belirler.
Bu fıkradaki "çocuk" tanımı da önemli. Cinsel istismar deyimi iki grup çocuğu kapsıyor: on beş yaşını tamamlamamış ya da algılama yeteneği gelişmemiş çocuklara karşı yapılan her türlü cinsel davranış, ve diğer çocuklara karşı yalnızca cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedenle yapılan cinsel davranışlar. Birinci gruptaki çocuğun rızası cezayı kaldırmaz.
Mağdur on iki yaşından küçükse
Mağdur on iki yaşını tamamlamamışsa verilecek ceza, istismarda on yıldan, sarkıntılıkta beş yıldan az olamaz. Bu, sarkıntılık düzeyinde bile bir tür taban cezasıdır: üç yıl yerine beş yıl. Üst sınır sekiz yıl olarak kalıyor, yani aralık beş ile sekiz yıl arasında. Bu alt sınır yükselişi ayrıca on iki yaşından küçük çocuk yazısında ele alınıyor.
Nitelikli hâller bu basamakta da işler
TCK 103/3 bir nitelikli hâl listesi sayar ve ceza "yukarıdaki fıkralara göre" yarı oranında artırılır. Fiilin birden fazla kişiyle işlenmesi, toplu yaşama ortamının kolaylığından yararlanılması, kan veya kayın hısımlığı ya da üvey baba, üvey ana gibi bir ilişki, vasi, öğretici, bakıcı gibi gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesi, kamu görevinin nüfuzunun kötüye kullanılması bu listede. Kanunun lafzı "yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza" dediği için sarkıntılık düzeyindeki ceza da bu artırıma tabi olur. Örneğin bir öğretici tarafından işlenen sarkıntılık düzeyinde istismarda ceza alt ve üst sınırıyla birlikte yarı oranında artırılır.
Faili çocuk olan dosyalarda şikâyet şartı
Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır (TCK m. 103/1). Bu önemli bir istisna. İki çocuk arasındaki olaylarda aile şikâyet etmezse ya da şikâyet süresi (TCK m. 73'teki altı ay) dolarsa soruşturma yürümez. Şikâyete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür (TCK m. 73/4). Failin yetişkin olduğu dosyalarda ise suç resen soruşturulur, yani şikâyetin geri alınması kendiliğinden soruşturmayı bitirmez. Resen soruşturma konusu ayrı bir yazının konusu: şikâyet gerekli mi.
Mahkeme, tutuklama ve zamanaşımı
Üst sınırı sekiz yıl olduğu için dava asliye ceza mahkemesinde görülür (5235 sayılı Kanun m. 14: görev belirlenirken ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenler gözetilmez, kanundaki üst sınır esas alınır). Alt sınır beş yıldan fazla olmadığı için zorunlu müdafilik kuralı (CMK m. 150/3) sarkıntılıkta işlemez; ama şüpheli veya sanık çocuksa müdafi istemi aranmaksızın görevlendirilir (CMK m. 150/2).
TCK 103 CMK 100/3'teki katalog suçlar arasında. Bu, tutuklamanın zorunlu olduğu anlamına gelmez; kuvvetli şüphe, tutuklama nedeni ve ölçülülük ayrıca aranır. Tutuklama konusuna ayrı yazıda bakabilirsiniz.
Dava zamanaşımı, üst sınırı beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az olan suçlarda on beş yıldır (TCK m. 66/1-d). Sarkıntılığın üst sınırı sekiz olduğundan bu basamağa girer. Fail mağdurun üstsoyu ya da mağdur üzerinde hüküm ve nüfuzu olan biriyse süre çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden başlar (TCK m. 66/6); ayrıntısı zamanaşımı başlangıcı yazısında.
Ceza nasıl belirlenir, indirim neler getirir
Mahkeme önce kanundaki aralıktan (üç ila sekiz yıl, ya da beş ila sekiz yıl) bir temel ceza belirler. Alt sınırdan ayrılırken fiilin işleniş biçimi, süresi ve sonuçları gibi etkenler gözetilir. Sonra nitelikli hâl varsa artırım, indirim nedeni varsa indirim gelir. En sık görülen indirim takdiri indirimdir: failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi etkenler mahkemece değerlendirilir ve diğer cezalarda altıda birine kadar indirim yapılabilir (TCK m. 62). "Yapılabilir" kelimesi önemli, indirim hakkı değil mahkemenin takdiri.
Sonuçta tabloyu bütün bunlar birlikte belirler; yalnız "üç yıl" veya "sekiz yıl" rakamlarına bakmak yanıltır. Bir kişinin somut cezasını önceden söylemek, dosyayı görmeden mümkün değil.
Çocuk kimdir, yaşı nasıl hesaplanır
Hesap yaparken en sık hata yaşta oluyor. Mağdurun "on iki yaşını tamamlamamış" olması, olay tarihinde on iki yaşını bitirmemiş olması demek. Doğum tarihi nüfus kaydından alınır; olay tarihi ile arasındaki süre gün gün hesaplanır. Yaş sınırının bir gün altında ya da üstünde olması alt sınırı üç yıldan beş yıla çıkarıp çıkarmadığını belirler. Fail çocuksa onun yaşı da önem taşır: fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmamış kişiye ceza verilmez, on iki ile on beş arası ve on beş ile on sekiz arası farklı kurallara tabidir (TCK m. 31).
Soruşturmada neler beklenir
Savcılık, ihbar veya şikâyetle suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez işin gerçeğini araştırmaya başlar (CMK m. 160). Çocuk mağdur için beyan özel ortamda alınabilir; psikoloji, psikiyatri, tıp ya da eğitim alanında yetişmiş bir kişi çocuğun yanında bulunur (CMK m. 236/3-4). Şüpheli ise çağrıldığında susma hakkı ve avukat hakkı hatırlatılarak ifadeye alınır. Çağrı kâğıdı geldiğinde bunu bir uyarı olarak okuyun ve ifade gününü beklemeden hukuki destek almayı düşünün.
Varsayımsal bir örnek
Varsayımsal bir örnek düşünelim: dokuz yaşındaki bir çocuk, ailesine yakın bir kişinin kendisine istemediği biçimde dokunduğunu anlatıyor. Aile savcılığa başvuruyor. Bu durumda mağdur on iki yaşından küçük olduğu için ceza alt sınırı beş yıla çıkar; fail çocuğa bakıcılık yapan biriyse artırım gündeme gelir. Fiilin sarkıntılık düzeyinde mi kaldığı yoksa temel istismar sayılıp sayılmayacağı, çocuğun anlatımına, adli muayeneye ve diğer delillere göre belirlenecek; bu aşamada sonucu tahmin etmek doğru olmaz.
Sık yapılan hatalar
Birinci hata, "sarkıntılık" etiketinin tek başına cezayı belirlediğini düşünmek. Savcılık fiili hangi basamakta nitelendirirse nitelendirsin, mahkeme fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmayla bağlı değildir (CMK m. 225/2); ancak sanığa değişen niteliğe karşı savunma imkânı verilmesi gerekir (CMK m. 226). İkinci hata, ceza alt sınırlarına bakıp ertelemeyi veya HAGB'yi beklemek: üç yıl ve üzeri bir temel ceza, bu kapıların iki yıllık eşiğini aşıyor; erteleme sınırının üç yıla çıktığı fail çocuk ya da altmış beş yaşını bitirmişse durum ayrıca değerlendirilir. Üçüncü hata, farklı bir suçla karıştırmak. Cinsel amaçlı taciz TCK 105'te ayrıca düzenleniyor; fiil çocuğa karşı işlenirse ceza altı aydan üç yıla kadar hapistir ve çocuğa karşı cinsel taciz yazısında anlatılıyor.
Dosyanıza göre
Bir çocuğa yönelik isnat varsa, ilk ifadeden önce bir avukatla konuşmak dosyanın yönünü etkileyebilir. Soruşturma altındaysanız susma hakkı ve avukat hakkı kanunda açıkça yazılıdır. Mağdurun ailesiyseniz, çocuğun nasıl dinleneceğini önceden bilmek yükü hafifletir. Telefonla arayarak ya da WhatsApp'tan yazarak büroya durumunuzu anlatabilirsiniz; iletişim sayfasında bilgiler var. Genel çerçeve için ceza hukuku sayfasına, daha ağır bir ceza basamağı için çocuğun cinsel istismarı cezası yazısına bakabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
Çocuğa sarkıntılık ile cinsel istismar arasındaki fark nedir?
Kanun sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel istismarı ayrı bir ceza basamağına bağlar: temel istismar sekiz ila on beş yıl, sarkıntılık düzeyinde kalırsa üç ila sekiz yıl. Hangi fiilin hangisine girdiğine mahkeme dosyadaki delillere ve fiilin niteliğine bakarak karar verir.
Çocuğa sarkıntılık suçu şikâyete bağlı mı?
Genel kural olarak hayır, suç resen soruşturulur. İstisna: sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun faili çocuksa soruşturma ve kovuşturma mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır (TCK m. 103/1).
Sarkıntılık cezasında HAGB veya erteleme olur mu?
HAGB için hükmedilen cezanın iki yıl veya daha az olması aranır (CMK m. 231); erteleme için de iki yıl esastır, fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş kişilerde sınır üç yıldır (TCK m. 51). Kanundaki alt sınır üç yıl olduğundan, bu kapılar ancak indirim nedenleri cezayı eşiğin altına çekerse ya da fail çocuksa gündeme gelir. O zaman da mahkemenin ayrıca takdiri ve kanundaki diğer şartlar gerekir.
Çocuğa sarkıntılık hangi mahkemede görülür?
Üst sınırı sekiz yıl olduğu için asliye ceza mahkemesinde görülür. Görev belirlenirken ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenlere değil, kanundaki üst sınıra bakılır (5235 sayılı Kanun m. 14).
Dayanak mevzuat
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 31, 51, 62, 66, 73, 103, 105
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 100, 150, 160, 225, 226, 231, 236
- 5235 sayılı Kanun m. 12, 14
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve uygulama değişebilir; yazının tarihine dikkat edin.