KISACA
- 5275 sayılı Kanun m. 36 uyarınca kurumda odalarda, eklentilerde, hükümlünün üstünde ve eşyasında habersiz olarak her zaman arama yapılabilir.
- Her ay en az bir kez arama yapılması zorunludur; arama dış güvenlik görevlileri, kolluk ya da diğer kamu görevlileriyle ortaklaşa da yürütülebilir.
- Arama yetkisi sınırsız bir takdir alanı değildir; onur kırıcı ya da eziyet niteliğindeki uygulamalara karşı şikâyet hakkı saklıdır.
- Aramaya ilişkin işlem ve eylemlere karşı infaz hâkimliğine başvurulabilir; başvuru süresi kaçırılmamalıdır.
Cezaevindeki yakınınızın odasının ya da üstünün aranması size haksızlık gibi görünebilir. Hukuken ise kurum idaresinin elinde geniş bir arama yetkisi vardır. Kanun bu aramanın habersiz yapılabileceğini açıkça yazar, yine de yetkinin bir sınırı ve karşısında bir şikâyet yolu bulunur.
Kanun arama yetkisini nasıl düzenliyor?
5275 sayılı Kanun m. 36/1 şöyle der: kurumlarda, odalar ve eklentilerinde, hükümlülerin üstünde ve eşyasında habersiz olarak her zaman arama yapılabilir. Yani arama için savcı ya da hâkim kararı gerekmez, hükümlüye önceden haber verilmesi de gerekmez. Madde bununla da kalmaz: her ay en az bir kez mutlaka arama yapılır. Bu, idarenin keyfine bırakılmış bir uygulama değil, kanunun zorunlu kıldığı bir güvenlik rutinidir.
İkinci fıkra aramanın kimlerle yapılabileceğini belirler. Gerektiğinde dış güvenlik görevlileri, kolluk kuvvetleri ya da diğer kamu görevlileri aramaya ortak olabilir. Telefon, sim kart, yasak madde, kesici alet gibi şeyler bu tür aramalarda ortaya çıkabilir; bir şey bulunursa uygulamada tutanak tutulur.
Üst araması ile oda araması aynı şey mi?
Değil. Oda araması koğuşun, dolabın, yatağın, eşyaların taranmasıdır. Üst araması ise kişinin bedeni ve giysisi üzerinden yapılır. Hukuk açısından asıl hassas olan ikincisidir, çünkü kişinin vücut bütünlüğüne ve onuruna dokunur. Kanunda "çıplak arama" biçiminde ayrı bir tanım yoktur; uygulamada nasıl yapılacağı yönetmelik ve idare talimatlarıyla çerçevelenir. Aramanın amaca uygun ve ölçülü olması gerekir, kişiyi küçük düşürecek bir biçime dönüşemez.
Arama ölçülü olmak zorunda mı?
Kanunun arama yetkisini geniş yazması, tüm yöntemlerin serbest olduğu anlamına gelmez. Aynı Kanunun nakillere ilişkin hükümleri hükümlünün eziyet verici ya da onur kırıcı şekilde nakledilemeyeceğini söyler (m. 58/2). Arama için de aynı mantık geçerlidir: amaç güvenlik ve düzendir, aşağılamak değil. Başka bir kişinin yanında aşağılayıcı biçimde soyundurma, aynı kişiye sürekli ve gerekçesiz arama, eşyaların kasten dağıtılması ya da tahrip edilmesi bu sınırı aşan örneklerdir.
Varsayımsal bir örnek düşünelim
Bir hükümlünün ailesi görüş sırasında, yakınlarının sabah saatinde koğuşunda yapılan aramada kişisel mektupların okunup dağıtıldığını ve kitaplarının yırtıldığını öğrendiğini düşünelim. Arama yapılması hukuka uygundur. Ancak eşyanın bilerek zarar görmesi ya da özel yazışmaların amaç dışı biçimde okunması ayrı bir değerlendirmeyi gerektirir. Bu durumda önce olayın tarihi, saati, görevlilerin kimlikleri ve zarar gören eşya not edilir, ardından infaz hâkimliğine şikâyet dilekçesi hazırlanır.
Aramaya karşı hangi yola başvurulur?
5275 sayılı Kanun m. 52/1, disiplin cezaları ve tedbirlerine karşı şikâyet ve itirazda 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu hükümlerinin uygulanacağını söyler. Aramadan doğan bir disiplin soruşturması ya da ceza varsa bu yol işler. Aramanın uygulanış biçimine ilişkin kurum işlem ya da eylemleri için de hükümlü, bulunduğu yerin infaz hâkimliğine dilekçeyle başvurabilir. Süreler kısadır; aramanın öğrenildiği tarihten sonra beklemek hak kaybına yol açabilir. Süre konusunu ayrıntılı olarak infaz hâkimliğine şikâyet nasıl yapılır yazımızda anlattık.
Kanun ayrıca başka mevzuattan doğan dilekçe ve şikâyet hakkını saklı tutar (m. 52/2). Yani bir suç şüphesi varsa Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda da bulunabilirsiniz. Kötü muamele iddiasında izlenecek yol için cezaevinde kötü muamele şikâyeti başlıklı yazıya bakabilirsiniz.
Sık yapılan hatalar
Birinci hata, aramanın kendisini hukuka aykırı sanmaktır. Habersiz ve düzenli arama kanunun öngördüğü bir şeydir; dilekçeniz bu gerekçeyle reddedilir. İkinci hata, şikâyeti sözlü iletip yazılı kayıt bırakmamaktır. Üçüncü hata, olayı yaşayan hükümlünün adının dilekçede yazılmaması ya da tarihin belirsiz bırakılmasıdır. Dilekçede olay, tarih, kurum, görevli ve talep açık yazılmalıdır.
Dördüncü hata, arama sırasında bulunan yasak bir eşya nedeniyle açılan disiplin soruşturmasını görmezden gelmektir. Bu soruşturma ayrı yürür ve sonunda verilen ceza, sonraki hakları etkileyebilir. Disiplin tarafı için cezaevinde disiplin cezaları yazısı yararlı olur.
Arama ve ziyaret ilişkisi
Ziyaretçilerin de aranması mümkündür ve bu, kurumun güvenlik düzenine dahildir. Hükümlüye getirilen eşyanın sınırları için cezaevine kitap ve eşya gönderme kuralları yazımıza göz atın. Ziyaret kuralları ise cezaevi ziyaret kuralları başlığında anlatıldı.
Arama tutanağı ve eşya listesi neden önemli?
Arama sonrası ele geçen ya da el konulan her eşya için bir tutanak düzenlenmesini istemek, hükümlünün en pratik korumasıdır. Tutanakta eşyanın ne olduğu, kimden ve nereden çıktığı, aramada kimlerin bulunduğu yazılmalıdır. Hükümlü tutanağı imzalamadan önce okumalı, katılmadığı bir ifade varsa itirazını tutanağın altına yazmalıdır. İmzadan kaçınmak bazen yanlış anlaşılır; asıl önemli olan, itirazın kayda geçmesidir. Sonradan "bu eşya bende değildi" demek, tutanak yokken ispatı çok zorlaştırır.
Yakınlar da kuruma yazılı başvurarak kayıp ya da zarar gören eşyanın akıbetini sorabilir. Bu yazışma, ileride tazminat ya da şikâyet gerekirse delil olarak kullanılır. Başvuruyu tarihli yapmak ve bir örneğini saklamak yeterlidir.
Aramanın zamanı da tartışma konusu olur. Kanun "her zaman" dediği için gece yapılan bir arama tek başına hukuka aykırı sayılmaz. Yine de uykudan kaldırılan hükümlünün uzun süre bekletilmesi ya da soğukta açıkta tutulması, onur kırıcı muamele iddiasına zemin hazırlar. Böyle bir durumda saat ve süre bilgisi not edilmelidir.
Yakınınızla görüşme imkânınız olduğunda, aramanın ayrıntılarını telefonda uzun uzun anlatmasını beklemeyin. Görüşme kayıtlı olabilir ve konuşulanlar sonradan sorun yaratabilir. Daha sağlıklısı, olayı avukata yazılı ya da yüz yüze iletmektir.
Hangi durumda bir avukata danışmak gerekir?
Arama sonrası hakkında disiplin soruşturması açılan, eşyaları kaybolan ya da bedensel müdahaleye uğradığını söyleyen bir hükümlünün dosyası kısa sürede hazırlanmalıdır. Ceza hukuku alanındaki çalışmalarımız arasında infaz hukuku da yer alır. Dosyanız ayrıntıya bağlıdır; olay tarihini, kurum adını ve elinizdeki belgeleri hazırlayıp iletişim sayfasından telefonla arayabilir ya da WhatsApp'tan yazabilirsiniz. Başvuru süresi işlediği için ilk günlerde gelen bilgi çoğu zaman en değerli bilgidir.
Sık sorulan sorular
Cezaevinde arama önceden haber verilerek mi yapılır?
Hayır. 5275 sayılı Kanun m. 36/1, aramanın habersiz olarak her zaman yapılabileceğini söyler. Önceden bildirim yükümlülüğü yoktur.
Ayda kaç kez arama yapılması gerekir?
Kanun her ay en az bir kez aramanın mutlaka yapılmasını ister. Bunun üstünde kaç kez arama yapılacağı idarenin güvenlik değerlendirmesine bağlıdır.
Aramayı kimler yapabilir?
Kurum görevlileri yapar. Gerektiğinde dış güvenlik görevlileri, kolluk kuvvetleri ya da diğer kamu görevlileri de ortaklaşa katılabilir (m. 36/2).
Arama sırasında hakaret ya da kötü muamele olursa ne yapılır?
Bu durum disiplin ve ceza soruşturmasına konu olabilir. İnfaz hâkimliğine şikâyet edilebilir, Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulabilir.
Aramaya itiraz etmek mümkün mü?
Arama yapılmasının kendisine değil, uygulanış biçimindeki hukuka aykırılığa karşı infaz hâkimliğine başvurulabilir.
Dayanak mevzuat
- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m. 36, 52, 58
- 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve uygulama değişebilir; yazının tarihine dikkat edin.