Görüşme talep edin

Bakırköy · İstanbul · Hafta içi 09.00 – 18.00, randevuyla

  1. Ana sayfa
  2. Makaleler
  3. Ceza Hukuku
  4. Soruşturma, tutuklama ve yargılama
  5. Yakalama sırasında kelepçe takılması ne zaman mümkündür

CEZA HUKUKU

Yakalama sırasında kelepçe takılması ne zaman mümkündür

Kelepçe her yakalamada otomatik takılmaz. CMK 93'e göre kaçma ya da zarar verme belirtisi şarttır. Hukuka aykırı takılan kelepçede yapılacaklar da burada.

Yazan Av. Mustafa Yalçın5 dk okumaGüncelleme

KISACA

  • CMK 93'e göre kelepçe, yakalanan veya tutuklanarak nakledilen kişiye ancak kaçacağına ya da kendisinin veya başkalarının hayat ve beden bütünlüğü bakımından tehlike arz ettiğine ilişkin belirtiler varsa takılabilir.
  • Kelepçe takmak yakalamanın otomatik sonucu değildir; her olayda somut belirtinin bulunması gerekir.
  • Duruşma salonunda sanık bağsız olarak alınır (CMK 191/1).
  • Kelepçenin hukuka aykırı takıldığını düşünen kişi tutanağa itirazını yazdırabilir, avukatı aracılığıyla savcılığa şikâyette bulunabilir.

Yakınınız gözaltında mı? Gözaltı süresi, avukatla görüşme, itiraz ve ilk saatlerde aileye düşenler.

Rehbere git

Kelepçe takmak yakalamanın bir parçası gibi görünse de kanun bunu kendiliğinden doğan bir işlem olarak düzenlemiyor. CMK 93'e göre kelepçe yalnızca iki hâlde takılabilir: kişinin kaçacağına dair belirtiler varsa ya da kişi kendisi veya başkalarının hayat ve beden bütünlüğü bakımından tehlike arz ediyorsa. Bu belirtiler somut olmak zorunda. "Prosedür böyle" cevabı tek başına yetmiyor.

Madde ne diyor?

Metin kısa ve dikkatli okunmalı. CMK 93/1: "Yakalanan veya tutuklanarak bir yerden diğer bir yere nakledilen kişilere, kaçacaklarına ya da kendisi veya başkalarının hayat ve beden bütünlükleri bakımından tehlike arz ettiğine ilişkin belirtilerin varlığı hâllerinde kelepçe takılabilir." Dört şeyi çıkarabiliriz.

İlki, kapsam. Madde yakalanan kişiyi ve tutuklu olarak nakledilen kişiyi kapsıyor. Yakalama emriyle yakalanma da, suçüstü yakalama da bu ikisine girer. İkincisi, ölçü. Kanun "takılabilir" diyor, "takılır" demiyor; yani takdir yetkisi var ama koşulsuz değil. Üçüncüsü, koşul belirti. Kaçma ihtimali de, tehlike de varsayım düzeyinde kalamaz, bir belirtiye dayanmalı. Dördüncüsü, madde kelepçenin nasıl takılacağını (önden mi, arkadan mı) ya da ne kadar süreyle kalacağını anlatmıyor; yalnızca ne zaman takılabileceğini söylüyor.

Hangi belirtiler yeterli sayılır?

Kanun belirtilerin neler olabileceğini tek tek sıralamıyor. Gündelik uygulamada kaçmaya çalışmak, direnmek, kolluğa saldırmak, üzerinde silah ya da kesici alet çıkması, kendine zarar verme eğilimi gibi durumlar bu kapsamda değerlendirilebilir. Dosyadan dosyaya değişir. Buna karşılık sakin biçimde yakalanan, kimliğini veren, ifade vermeye giden bir kişi için kaçma ya da tehlike belirtisi bulunduğunu söylemek zordur.

Kelepçe takıldığında bunun gerekçesi tutanağa yansımıyorsa, sonradan hukuka uygunluğunu tartışmak güçleşir. Yakalama tutanağında, hangi suçtan ve hangi koşullarda yakalandığı, yakalamayı kimlerin yaptığı ve haklarının anlatıldığı yazılır (CMK 97). Kelepçenin takıldığı olaylarda bu satırlara bakmak gerekir.

Kelepçe neyi gösterir, neyi göstermez?

Kelepçe takılması kişinin suçlu olduğuna dair bir işaret değildir. Yalnızca o anda alınmış bir güvenlik tedbiridir ve dayanağı belirtinin varlığıdır. Madde, belirti ortadan kalkınca kelepçenin çıkarılacağını ayrıca yazmıyor. Ancak tedbirin gerekçesi belirtiye bağlı olduğu için, belirti kalktıktan sonra kelepçeyi sürdürmenin dayanağı da zayıflar; bu, metinden çıkan bir mantıksal sonuçtur, kanunun açık hükmü değil.

Kamuoyuna yansıyan görüntülerde kelepçeli kişi, ister istemez "suçlu" gibi algılanıyor. Hukuken ise masumiyet karinesi geçerli: hakkındaki hüküm kesinleşene kadar kimse suçlu sayılmaz. Bu ayrımı dosyada hatırlatmak savunmanın işidir; sosyal medya paylaşımı ya da haber nedeniyle itibar zararı doğduysa ayrı hukuki yollar da gündeme gelebilir.

CMK 90/4 ile ilişkisi

Kelepçe maddesi tek başına okunmamalı. CMK 90/4, yakalama sırasında kolluğun kişinin kaçmasını, kendisine veya başkalarına zarar vermesini önleyecek tedbirleri aldıktan sonra kanuni hakları derhâl bildireceğini söyler. Kelepçe, bu "tedbirler"in en bilinen örneğidir. Dolayısıyla sıralama önemli: önce gereken güvenlik tedbiri, sonra haklar. Kelepçe takılmış olması hakların bildirilmesini geciktirmez; hakların okunması ve tutanağa geçmesi aynı anda yürür. Hakları bildirilmeden tutuklanan kişi ise ayrıca tazminat hakkı doğurabilir (CMK 141/1-c).

Yakalamada, nakilde ve duruşmada

Yakalama anında kelepçe, kaçmayı ya da saldırıyı önleyen bir tedbir olarak devreye girer. Nakil sırasında ise iş farklı: tutuklu kişi cezaevinden adliyeye ya da başka bir cezaevine götürülürken yine aynı iki belirti şartı aranır.

Duruşma salonuna gelince kural değişir. CMK 191/1, sanığın duruşmaya bağsız olarak alınacağını söyler. Yani salonda sanığın elinde kelepçe olması beklenmez. Bu, savunma hakkıyla yakından ilgili: kelepçeli ya da bağlı bir sanığın mahkeme önünde suçlu görünüşü, masumiyet karinesini zayıflatan bir etki yaratabilir. Sanığa duruşmanın başında bu hakkın kullandırılmasını istemek mümkündür.

Varsayımsal bir örnek

Varsayımsal bir örnek düşünelim. Bir kişi, hakkında düzenlenen yakalama emri nedeniyle evinde kapıyı açıp polisle birlikte karakola gitmeyi kabul ediyor. Başka bir kişi ise yakalanmak üzereyken kaçmaya çalışıyor ve aracı bırakıp koşuyor. İkisinde de yakalama hukuka uygun olabilir; ama kelepçe bakımından durum aynı olmaz. Birinci kişide kaçma ya da tehlike belirtisi bulunmadığı için kelepçe takılmasının gerekçesi zayıftır. İkinci kişide kaçma girişimi bir belirti olarak ortada. Elbette gerçek bir dosyada ayrıntılar farklı olabilir, bu iki satır yalnızca değerlendirmenin hangi sorulardan geçtiğini gösteriyor.

Kelepçe hukuka aykırı takıldıysa

Önce olanları kayda geçirin. Yakalama tutanağını imzalamadan okuyun; kelepçe takıldıysa nedeni yazılmış mı, bakın. Yazılmamışsa ya da gerekçe yanlışsa itirazınızı tutanağa yazdırın, imzadan önce bunu isteyin. Müdafi varsa kelepçeyle ilgili itirazı ifadede de dile getirebilir.

İkinci adım, fiziksel bir iz kaldıysa rapor almaktır. Bileklerde morarma, yaralanma ya da kısıtlayıcı bir müdahale varsa hekim raporu tutulmalıdır. Kötü muamele iddiası için gözaltında darp ve kötü muamele şikâyeti yazısı daha ayrıntılı bir yol gösteriyor. Üçüncüsü, Cumhuriyet başsavcılığına yapılacak yazılı şikâyettir: tarih, saat, olay yeri, kolluk görevlisinin kimliği (biliniyorsa) ve tanıkları içeren bir dilekçe en azından kaydı oluşturur.

Kolluk görevlilerinin kasten yaralama, işkence ya da zor kullanma yetkisinin sınırını aşma iddiaları için Ceza Muhakemesi Kanunu'nda ayrı bir hüküm var: bu iddialara ilişkin soruşturmayı Cumhuriyet savcısı bizzat ve öncelikle yürütür, açılan davalar acele iş sayılır (CMK Ek Madde 1). Şikâyetin somut olması bu yüzden değer kazanıyor; tarih, yer ve kişiler ne kadar net yazılırsa savcılık o kadar hızlı kayıt toplayabilir.

Avukat ne yapar, siz neyi korursunuz?

Şüpheli veya sanığın avukatıyla görüşme ve ifade sırasında yanında bulundurma hakkı engellenemez, kısıtlanamaz (CMK 149/3). Kelepçe itirazı da bu görüşmede konuşulacak konulardan biridir. Avukat, ifade tutanağına itirazı yazdırır, kelepçenin takıldığı sırada bulunan kamera kayıtlarının (araç, bina, mağaza, kolluğun kendi kayıtları) korunmasını talep eder. Güvenlik kamerası kayıtları belirli bir süre sonra kendiliğinden silindiği için bu talebin geciktirilmemesi gerekir.

Siz de kendi payınıza şunları yapabilirsiniz: yakalanma anında yanınızda kimler vardı, not edin; bileklerdeki iz varsa fotoğraflayın; hekim muayenesi istendiğinde kelepçeye bağlı şikâyetinizi de söyleyin. Bunlar tek tek küçük görünür, ama şikâyet dilekçesinin inandırıcılığı bu ayrıntılardan doğar.

Kelepçenin kendi başına hukuka aykırı olması yakalamanın kendisini hukuka aykırı kılmaz. Yakalama koşulları ayrı bir değerlendirmedir. Bu yüzden yakalama kararı, gözaltı süreci ve zorunlu müdafilik başlıklarına birlikte bakmak gerekir.

Sık karıştırılan iki durum

Elektronik kelepçe ile adli kontrol, el kelepçesiyle aynı şey değildir; ilki bir adli kontrol yükümlülüğüdür, ayrı bir yazıda anlatıyoruz (elektronik kelepçe). Bir de havalimanında ya da sınır kapısında yakalama durumu var; orada da CMK 93 aynı şekilde uygulanır, ama sürecin işleyişi için havalimanında yakalama kararı yazısına bakabilirsiniz.

Yakınınız kelepçeyle götürüldüyse

Telefonla ya da mesajla gelen ilk haber çoğu zaman eksiktir. Ne zaman yakalandı, nerede tutuluyor, hangi suç sorulduğu bilgilerini toplayın; kelepçe gibi fiziksel müdahale ayrıntılarını da not edin. Bu notlar, sonradan hem şikâyet dilekçesinde hem de savunmada işe yarar. Gözaltı süresinin başlangıcı, ifadenin avukatsız alınıp alınmadığı ve kelepçeyle ilgili tutanak kayıtları dosyanın ilk haftasında belirlenir.

Durumunuzu anlatmak için iletişim sayfasındaki numaradan arayabilir ya da WhatsApp'tan yazabilirsiniz. Genel bilgi için ceza hukuku sayfasına da göz atabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Polis yakalarken herkese kelepçe takmak zorunda mı?

Hayır, zorunlu değil. CMK 93 kelepçeyi iki durumla sınırlar: kişinin kaçacağına dair belirtiler ya da kendisi veya başkaları için hayat ve beden bütünlüğü bakımından tehlike oluşturduğuna dair belirtiler. Belirti yoksa kanunda kelepçe için dayanak yok.

Kelepçe sadece yakalama anında mı takılır?

CMK 93 iki durumu birlikte anıyor: yakalanan kişi ve tutuklanarak bir yerden başka bir yere nakledilen kişi. Yani hem yakalama sırasında hem de nakil sırasında, ama her ikisinde de aynı belirti şartı aranır.

Mahkemede sanığa kelepçe takılı olabilir mi?

Duruşmada sanık bağsız olarak alınır; CMK 191/1 bunu açıkça yazar. Salona getirilirken nakil sırasında kelepçe takılması ayrı konudur, ancak duruşma başladığında kelepçe çıkarılır.

Kelepçe hukuka aykırı takıldıysa ne yapılır?

Tutanağa itirazınız yazdırılabilir, müdafi aracılığıyla Cumhuriyet başsavcılığına şikâyette bulunulabilir. Kelepçenin yarattığı bir yaralanma ya da kötü muamele varsa darp raporu da alınmalıdır.

Dayanak mevzuat

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 90, 93, 97, 141, 149, 191

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve uygulama değişebilir; yazının tarihine dikkat edin.

Dosyanızı birlikte okuyalım.

Belgelerinizi getirin; ilk görüşmede hangi sürenin işlediğini, hangi yolun kısa olduğunu ve ücretin nasıl oluştuğunu açıkça konuşalım. Hafta içi 09.00 – 18.00, randevuyla.