Görüşme talep edin

Bakırköy · İstanbul · Hafta içi 09.00 – 18.00, randevuyla

  1. Ana sayfa
  2. Makaleler
  3. Aile Hukuku ve Boşanma
  4. Nafakanın azaltılması davası: gelir düşünce ne yapılır

AİLE HUKUKU VE BOŞANMA

Nafakanın azaltılması davası: gelir düşünce ne yapılır

Geliriniz düştüyse nafakayı kendiliğinden azaltamazsınız. TMK m. 176 ve m. 331 uyarınca dava şartlarını, ispat yolunu ve dikkat edilecekleri anlatıyoruz.

Yazan Av. Mustafa Yalçın4 dk okumaGüncelleme

KISACA

  • Nafakanın azaltılması için mahkemeye dava açmak gerekir; ödemeyi kendi kararınızla düşürmek icra takibine yol açar.
  • Kanun, tarafların malî durumları değiştiğinde ya da hakkaniyet gerektirdiğinde iradın azaltılabileceğini söyler (TMK m. 176/4).
  • Çocuk için ödenen iştirak nafakasında dayanak TMK m. 331'dir; durum değişince hâkim miktarı yeniden belirler veya nafakayı kaldırır.
  • Gelir düşüşünün kalıcı olduğunu belgeyle göstermeniz gerekir; geçici bir aksama çoğu zaman yeterli sayılmaz.

Nafaka kararı verildikten sonra geliriniz düştüyse yapmanız gereken şey, mahkemeden azaltma istemektir; ödemeyi sessizce kısmak bu yolun yerini tutmaz. Kanun bunun yolunu açık bırakmıştır: TMK m. 176/4'e göre tarafların malî durumları değiştiğinde veya hakkaniyet gerektirdiğinde irat azaltılabilir. Karar değişene kadar eski miktar borç olarak işler.

Hangi nafakalar azaltılabilir?

Boşanma sonrası ödenen yoksulluk nafakası ve irat biçiminde bağlanmış maddî tazminat TMK m. 176 kapsamındadır. Çocuk için ödenen iştirak nafakası ise TMK m. 331'e dayanır. İki maddenin mantığı benzer: karar verildiği günkü koşullar değiştiyse miktar da yeniden bakılır.

Boşanma davası sürerken bağlanan tedbir nafakası farklı bir yerde durur. Onun için tedbir nafakası yazımıza bakabilirsiniz.

Gelir düşüşü tek başına yeter mi?

Her zaman değil. Hâkim iki tarafı birlikte tartar. Sizin gelirinizin azalması bir yandan, alacaklının gelirinin ya da ihtiyacının değişmesi öbür yandan. Aynı dönemde alacaklının geliri artmışsa ya da masrafları azalmışsa, düşüşünüz daha güçlü bir gerekçeye dönüşür. Tersine, alacaklının ihtiyacı büyümüşse sizin düşüşünüz tek başına sonuç getirmeyebilir.

Kalıcılık da önemlidir. İki aylık işsizlik, geçici bir sözleşme boşluğu ya da bilerek düşük gösterilen bir maaş mahkemeyi ikna etmez. Emekli olmak, sağlık nedeniyle çalışamamak, işyerinin kapanması, başka bir bağımlının doğması gibi sürekli sebepler daha ciddiye alınır.

Ne ile ispat edersiniz?

Dosyaya girecek belgeler somut olmalı. İş sözleşmesinin sona erdiğini gösteren fesih bildirimi, SGK hizmet dökümü, işsizlik ödeneği yazısı, vergi levhası kapatma kaydı, maaş bordroları ve banka hesap hareketleri bunların başında gelir. Hastalık varsa rapor ve tedavi belgeleri eklenir.

Hâkim yalnızca bugünün tablosuna değil, karardan sonra olan değişime bakar. Bu yüzden eski kararın gerekçesinde sizin gelirinizin ne kadar kabul edildiğini okuyun. Dilekçenizde "karar tarihinde şu kadar kazanıyordum, bugün şu durumdayım" karşılaştırmasını yapın.

Dava nasıl açılır?

Aile mahkemesine dilekçeyle başvurursunuz. Dilekçede nafakaya hükmeden kararın esas ve karar numarasını, değişen durumu, bunu gösteren delilleri ve talep ettiğiniz miktarı yazarsınız. Mahkeme her iki tarafı dinler, gerekirse gelir araştırması yapar, SGK ve banka kayıtlarını ister.

Talep miktarını gerçekçi tutun. Nafakanın tamamen kaldırılmasını isteyeceksiniz, azaltılmasını mı, onu baştan seçin. Kaldırma şartları ayrı bir konudur ve nafakanın kaldırılması davası yazısında ele alınır.

Varsayımsal bir örnek düşünelim

Bir kişi boşanma kararında bağlanan yoksulluk nafakasını işyerindeki maaşıyla ödüyor olsun. İşyeri kapanır, kişi dört ay iş bulamaz. Bu sırada nafakayı ödemez ve alacaklı icra takibi başlatır. Takip dosyasında gecikme faizi işlemeye başlar. Aynı kişi işyeri kapanır kapanmaz dava açsaydı, fesih belgeleri ve hizmet dökümüyle hâkime gidebilir, ödemeye de devam ederek takip riskinden kaçınabilirdi. Sonucun ne olacağı elbette dosyaya bağlıdır; ama sıralama baştan doğru kurulmuş olurdu.

İştirak nafakasında ayrı bir bakış

Çocuk için ödenen nafakada hâkim bir de çocuğun ihtiyacına bakar. Okul değişikliği, sağlık gideri ya da yaş büyümesiyle ihtiyaç artmış olabilir. Bu durumda sizin gelirinizin düşmesi tek başına azaltma sebebi sayılmaz; çocuğun ihtiyacı arttıysa mahkeme hatta artırım yönünde karar verebilir. Dava açmadan önce çocuğun güncel giderlerini de hesaplayın ki sürprizle karşılaşmayın.

Aynı kişiye yoksulluk nafakası, çocuğa da iştirak nafakası ödüyorsanız iki ayrı kalemi ayrı değerlendirmek gerekir. Birini azalttırmak diğerini otomatik etkilemez; her biri için ayrı bir talep ve gerekçe hazırlanır.

Alacaklının tarafı

Karşı taraf elbette cevap verecek. Çoğu zaman ilk savunması şudur: gelir düşüşü gerçek değil, kayıt dışı kazanç sürüyor. Bunun karşısında şeffaf olmanız gerekir. Tüm banka hareketlerinizi, varsa ikinci iş ya da kira gelirinizi dosyaya koyun. Mahkeme gizlenen bir gelir bulursa davayı reddedebilir, hatta güvenilirliğiniz sarsılır. Açıklık, burada en güçlü stratejidir.

Geriye dönük etki

Azaltma talebi kural olarak dava tarihinden itibaren sonuç doğurur; geçmişe dönük borç silinmez. Biriken nafaka alacağı için alacaklı takip başlatabilir. Bu nedenle dava açmayı geciktirmek, aradaki ayların eski miktarla işlemesi anlamına gelir. Geliriniz düştüğü gün belgeleri toplayıp başvurmak, ödemeniz gereken toplam tutarı doğrudan etkiler.

Karar sonrası ne olur?

Azaltma kararı verilirse yeni miktar, kararda belirtilen tarihten itibaren geçerli olur. Mahkeme bu tarihi dava tarihi olarak da belirleyebilir. Karar kesinleşmeden icra aşamasında ne olacağı konusunda dosyaya özgü bilgi gerekir. Karardan memnun olmayan taraf istinaf yoluna başvurabilir.

Talep reddedilirse eski miktar aynen devam eder. Reddedilen davanın ardından durum yeniden değişirse yeni bir dava açılabilir, çünkü her değişiklik kendi dayanağını yaratır. Bu yüzden ilk davada belgelerin eksiksiz olması, sonraki davayı da güçlendirir.

Sık yapılan hatalar

İlk hata, ödemeyi kendi kararınla kesmektir. Nafaka kararını yerine getirmeyen borçlu, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsiyle karşılaşabilir (İİK m. 344/1). Azaltma ya da kaldırma davası açılmışsa bu hapsin uygulanması davanın sonuna bırakılabilir (m. 344/2), ama bu bir hak değil, mahkemenin takdiridir.

İkinci hata, belgesiz anlatıdır. "Gelirim düştü" cümlesi delil değildir. Üçüncüsü, düşüşü kendi eliyle yaratmaktır: bilerek işten ayrılmak ya da daha düşük maaşlı bir işe geçmek hâkim tarafından iyi niyetsizlik olarak görülebilir.

Dördüncüsü, eski kararı hiç okumamaktır. Karardaki rakam hangi gelire göre belirlendi, kusur durumu neydi, çocuğun ihtiyaçları nasıl hesaplandı; bunlar yeni dilekçenin omurgasıdır.

Dava sürerken ne yapmalısınız?

Ödemeleri banka yoluyla yapın ve açıklama satırına "nafaka" yazın. Dekontları saklayın. Alacaklıyla yazışma yapıyorsanız, yazdıklarınızın dosyaya girebileceğini hatırlayın. Geliriniz düzelirse bunu mahkemeye gizlemeyin; gizlediğiniz bir gelir davanın tamamını zayıflatır.

Davanın nasıl seyredeceğini önceden bilemezsiniz. Her dosyanın gelir tablosu, çocuk sayısı ve önceki karar gerekçesi farklıdır. Elinizdeki belgelerle birlikte bize telefonla veya WhatsApp'tan ulaşırsanız, durumunuzu aile hukuku çerçevesinde değerlendirebiliriz. İcra takibi başlamadan atılan adım, çoğu zaman sonradan atılan adımdan daha az maliyetlidir.

Nafaka konusundaki komşu dosyalar için nafaka artırım davası ve yoksulluk nafakası ne kadar sürer yazılarına da göz atın.

Sık sorulan sorular

İşimi kaybettim, nafakayı ödemeyebilir miyim?

Hayır. Mahkeme kararı değişmediği sürece nafaka borcu işlemeye devam eder ve alacaklı icra takibi başlatabilir. Önce dava açıp gerekirse tedbir istemek daha güvenlidir.

Nafaka azaltma davasını nerede açarım?

Nafakaya hükmeden aile mahkemesinin yetkisi esas alınır; yetki konusunda dosyanıza bakılması gerekir. Dilekçede mevcut karar numarasını açıkça yazın.

Karardaki nafaka miktarı hiç değişmez mi?

Değişir. TMK m. 176/4 uyarınca tarafların malî durumları değiştiğinde ya da hakkaniyet gerektirdiğinde irat artırılabilir veya azaltılabilir.

İştirak nafakasını da azaltabilir miyim?

Evet, dayanak TMK m. 331'dir. Durumun değiştiğini ve çocuğun ihtiyaçları ile sizin gücünüz arasındaki dengenin bozulduğunu göstermeniz gerekir.

Davayı açınca ödemem durur mu?

Kendiliğinden durmaz. Dava sürerken ödeme yapmaya devam etmeniz ve ödeme belgelerini saklamanız gerekir.

Dayanak mevzuat

  • 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 176, 331
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 344

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve uygulama değişebilir; yazının tarihine dikkat edin.

Dosyanızı birlikte okuyalım.

Belgelerinizi getirin; ilk görüşmede hangi sürenin işlediğini, hangi yolun kısa olduğunu ve ücretin nasıl oluştuğunu açıkça konuşalım. Hafta içi 09.00 – 18.00, randevuyla.