KISACA
- Çocuğa şiddet uygulandığını gören herkes olayı savcılığa, kolluğa ya da Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna bildirebilir.
- 5395 sayılı Kanun m. 6 uyarınca adli ve idari merciler, kolluk, sağlık ve eğitim kuruluşları korunma ihtiyacı olan çocuğu kuruma bildirmekle yükümlüdür.
- İşlenmekte olan bir suçu yetkili makamlara bildirmemek, TCK m. 278 uyarınca ayrıca suçtur; mağdur on beş yaşını bitirmemiş çocuksa ceza yarı oranında artar.
- Bildirim yapan kişinin kanıt toplaması şart değildir; gördüğünü ve bildiğini anlatması yeterlidir.
Bir çocuğun dövüldüğünü, evde aç ya da bakımsız bırakıldığını fark ettiniz ve ne yapacağınızı bilmiyorsunuz. Kısa cevap şu: olayı Cumhuriyet başsavcılığına, en yakın kolluk birimine ya da Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna bildirebilirsiniz. Gördüğünüz somut olayı anlatmanız süreci başlatmak için yeter.
Kanun kime ne görev yüklüyor
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m. 6 iki ayrı grubu ayırır. Birincisi, bildirmekle yükümlü olanlar: adli ve idari merciler, kolluk görevlileri, sağlık ve eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları. Bunlar korunma ihtiyacı olan çocuğu Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna bildirmek zorundadır. İkincisi, çocuğun kendisi ile bakımından sorumlu kimseler: bunlar çocuğun korunma altına alınması için doğrudan kuruma başvurabilir.
Yani bir öğretmen, okul müdürü ya da hekim "ben karışmayayım" diyemez. Bildirim onlar için bir tercih değil, görevdir.
Sıradan bir vatandaş olarak ne yapabilirsiniz
6284 sayılı Kanun m. 7'ye göre şiddet ya da şiddet uygulanma tehlikesi varsa herkes bunu resmî makam ve mercilere ihbar edebilir. Komşu, akraba, apartman görevlisi, çocuğun arkadaşının annesi fark etmez. Aile içindeki bir çocuğa karşı şiddet söz konusuysa 6284 kapsamındaki koruma yolu da açılır; bu tedbirleri 6284 kapsamında alınabilecek tedbirler yazısında ayrıca anlattık.
Başvuru biçimi serbesttir. Savcılığa yazılı dilekçe verebilir, karakola gidip tutanak tutturabilir, telefonla kuruma bilgi verebilirsiniz. Acil bir şiddet anındaysanız önce kolluğu aramak en hızlı yoldur; müdahale oradan başlar.
Bildirmemenin cezası var mı
Var. TCK m. 278, işlenmekte olan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişiye bir yıla kadar hapis öngörür. Suç işlenmiş olsa bile sonuçlarının sınırlandırılması hâlâ mümkünse aynı hüküm geçerlidir. Mağdur on beş yaşını bitirmemiş bir çocuksa ceza yarı oranında artırılır. Tanıklıktan çekinebilecek yakınlar, yani örneğin failin eşi ya da kardeşi hakkında ise bu hüküm gereği ceza verilmez (m. 278/4).
Sağlık çalışanları için ayrı bir madde var: TCK m. 280. Görevi sırasında suç belirtisiyle karşılaşıp bildirmeyen ya da geciktiren hekim, hemşire, ebe gibi kişiler bir yıla kadar hapisle karşılaşır. Bir çocuğun vücudunda açıklanamayan morluklarla acile gelmesi, bu hükmün tipik sahnesidir.
Neyi bildirirsiniz, neyi kanıtlamanız gerekir
Bildirim yapan kişi dava açmıyor, tanık gibi de ağır bir yük almıyor. Sizden beklenen, bildiğinizi söylemeniz: hangi gün, hangi adreste, ne gördünüz ya da duydunuz. Kanıtı toplamak devletin işidir. Yine de elinizde varsa ses kaydı, mesaj ya da fotoğraf gibi bir şey, bunu teslim edebilirsiniz.
Dikkat edeceğiniz tek nokta şu: görmediğiniz bir şeyi görmüş gibi anlatmayın. Şüpheniz varsa "şüpheleniyorum, şu nedenle" diye açıkça yazın.
Bildirimden sonra süreç
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu, kendisine bildirilen olayla ilgili gerekli araştırmayı derhâl yapar. Araştırma sonucunda çocuk için koruyucu ve destekleyici tedbir istenebilir; bunun ne olduğunu koruyucu ve destekleyici tedbir kararı yazısında bulabilirsiniz.
Aynı olay suç da oluşturuyorsa savcılık ayrıca soruşturma yürütür. Çocuğa yönelik kötü muamele TCK m. 232 kapsamına girebilir; ayrıntı için kötü muamele suçu yazımıza bakabilirsiniz. Sosyal inceleme raporu da bu aşamada dosyaya girer, bunu sosyal inceleme raporu yazısı açıklıyor.
Varsayımsal bir örnek düşünelim
Apartmanda yaşayan bir kişi, alt kattaki dairede her akşam bir çocuğun bağırarak ağladığını ve bir yetişkinin sesinin yükseldiğini duyuyor. Bir sabah çocuğu kolunda morlukla görüyor. Bu kişi önce kolluğu arayıp adresi ve duyduklarını bildirebilir. Ardından savcılığa kısa bir dilekçe verir. Olayı görmemiş olsa bile duyduklarını anlatması bildirim sayılır. Sonrasında kolluk eve gidebilir, kurum çocukla görüşebilir; bu aşamada bildirim yapan kişinin başka bir şey yapması gerekmez.
Sık yapılan hatalar
Birincisi, bildirimi "aile meselesi" diye ertelemek. Zaman geçtikçe kanıt zayıflar, çocuk zarar görmeye devam eder. İkincisi, şiddeti doğrudan kendiniz çözmeye kalkmak; fail ile tartışmak ya da çocuğu eve almak başka sorunlar doğurabilir. Üçüncüsü, bildirimden sonra kimse aramadı diye vazgeçmek; takibi yapmak ve gerekirse yeniden başvurmak hakkınızdır.
Bildirim yapan taraf değil de hakkında ihbar yapılan taraf sizseniz, tablo değişir. Şikâyet edilen kişinin de savunma, avukat ve susma hakkı vardır; bu tür dosyalarda ilk ifadeden önce hukuki destek almak çoğu zaman sonucu belirler.
İhmal ile şiddet arasındaki fark
Bildirim denince akla genellikle yalnız darp eden bir yetişkin düşünür. Oysa ihmal de bildirim konusudur: çocuğun aylarca doktora götürülmemesi, okula gönderilmemesi, yeterli beslenmemesi ya da günlerce evde yalnız bırakılması bu kapsamda değerlendirilebilir. İhmalde fiziksel iz olmadığı için gözlem daha da önem kazanır. Çocuğun üstünün başının durumu, kış günü yetersiz giyinmesi, okulda sürekli aç görünmesi gibi somut gözlemleri tarih sırasıyla not etmeniz bildirimi güçlendirir. Çocuğun evde yalnız bırakılması konusunu ayrıca çocuğu evde yalnız bırakmak suç mu yazısında ele aldık.
Bildirimden sonra çocuğun durumu
Bildirimin hemen ardından çocuğun ailesinden alınacağı düşünülür, ama süreç öyle işlemez. Kurum önce araştırma yapar. Çocuğun aile içinde kalması mümkünse destekleyici tedbirlerle izlenir; tehlike ciddiyse hâkim koruma altına alma yönünde karar verebilir. Bu kararlara karşı itiraz yolu vardır, onu çocuğa verilen tedbir kararına itiraz yazısında bulabilirsiniz. Bildirim yapan kişi bu sürecin tarafı olmaz, ama savcılık isterse tanık olarak dinleyebilir.
Hukuki destek almak isterseniz
Çocuğa yönelik şiddet dosyaları ayrıntıya bağlıdır: çocuğun yaşı, fiilin biçimi, failin kim olduğu cezayı ve izlenecek yolu değiştirir. Yukarıdaki bilgiler genel çerçevedir, kendi durumunuzun karşılığı değildir. Ceza hukuku çalışma alanımızı inceleyebilir, durumunuzu bize anlatmak için iletişim sayfasından telefonla arayabilir ya da WhatsApp'tan yazabilirsiniz. Acil bir gözaltı ya da soruşturma varsa ilk saatlerde avukat desteği süreci en çok etkileyen şeydir.
Sık sorulan sorular
Çocuğa şiddet uygulandığını gördüm, kime bildirebilirim?
Cumhuriyet başsavcılığına, en yakın kolluk birimine ya da Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna bildirebilirsiniz. Şiddet ya da şiddet tehlikesi varsa 6284 sayılı Kanun m. 7 uyarınca herkes resmî makamlara ihbarda bulunabilir.
İhbar için çocuğun velisinin izni gerekir mi?
Hayır. Kanun, ihbarı herkese açık bırakmıştır. Çocuğun anne babasının izni aranmaz.
Bildirimi yapmazsam ceza alır mıyım?
İşlenmekte olan ya da sonuçları hâlâ sınırlandırılabilecek bir suçu bildirmemek TCK m. 278 kapsamında bir yıla kadar hapis cezası gerektirir. Mağdur on beş yaşını bitirmemiş çocuksa ceza yarı oranında artırılır.
Sağlık çalışanlarının ayrı bir yükümlülüğü var mı?
Evet. TCK m. 280 uyarınca görevini yaparken bir suç belirtisiyle karşılaşıp durumu yetkili makamlara bildirmeyen ya da geciktiren sağlık mesleği mensubu bir yıla kadar hapisle cezalandırılır.
Bildirim yaptıktan sonra ne olur?
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu kendisine bildirilen olayla ilgili gerekli araştırmayı derhâl yapar. Savcılık ise suç şüphesi varsa soruşturma başlatır.
Dayanak mevzuat
- 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m. 6
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 232, 278, 280
- 6284 sayılı Kanun m. 7
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve uygulama değişebilir; yazının tarihine dikkat edin.