KISACA
- TCK 117/1: cebir, tehdit ya da hukuka aykırı başka bir davranışla iş ve çalışma hürriyetini ihlal eden kişiye altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası verilir; şikâyet gerekir.
- 117/2 ve 117/3 çaresizliği sömürerek çalıştırmayı ve bu duruma düşürmek için tedarik ya da sevk etmeyi, 117/4 ise ücret ve çalışma koşulları için zorlamayı veya işi durdurmayı cezalandırır.
- Yalnız birinci fıkra şikâyete bağlıdır ve uzlaştırma kapsamındadır; diğer fıkralarda soruşturma resen yürür.
- Silahla, birden fazla kişiyle, örgüt korkutuculuğundan ya da kamu görevinin nüfuzundan yararlanarak işlenirse ceza bir kat artırılır (TCK m. 119).
TCK 117, tek bir suç tipi değil, dört fıkralı bir paket. Birinci fıkra bir kişinin çalışma özgürlüğünün engellenmesini, ikinci ve üçüncü fıkra çaresizlik içindeki insanın sömürülerek çalıştırılmasını, dördüncü fıkra ise cebir veya tehditle ücret ve çalışma koşulu dayatılmasını ya da işin durdurulmasını düzenler. Hangi fıkrada olduğunuz, ceza kadar şikâyet şartını ve uzlaştırmayı da değiştirir.
Birinci fıkra: çalışma özgürlüğünü engellemek
Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla iş ve çalışma hürriyetini ihlal eden kişiye altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası verilir. Şikâyet şarttır. Seçimlik ceza olduğu için hâkim hapis yerine adli para cezasına da hükmedebilir.
"Hukuka aykırı başka bir davranış" ifadesi geniş. Bir kişinin iş yerine girmesini kapıyı kilitleyerek önlemek, aracını engellemek, ona iş vermemesi için başkasına baskı yapmak bu bağlamda tartışılır. Her sert iş uyuşmazlığı suç sayılmaz; işçinin işten çıkarılması, iş sözleşmesinin feshi, ücretin geç ödenmesi çoğu zaman iş hukuku konusudur. Ceza sorumluluğu için davranışın hukuka aykırı olması ve bir kişinin çalışma özgürlüğünü gerçekten kısıtlaması gerekir.
Çaresizlikten yararlanma ve tedarik: ikinci ve üçüncü fıkra
Çaresizliğini, kimsesizliğini ve bağlılığını sömürerek bir kişiyi karşılıksız ya da yaptığı işle açıkça orantısız düşük ücretle çalıştıran veya bu durumdaki kişiyi insan onuruyla bağdaşmayan çalışma ve konaklama koşullarına tabi kılan kişiye altı aydan üç yıla kadar hapis veya yüz günden az olmamak üzere adli para cezası verilir (TCK m. 117/2). Üçüncü fıkra, kişiyi bu duruma düşürmek üzere tedarik eden, sevk eden ya da bir yerden başka yere nakleden kişiye de aynı cezayı öngörür. Bu hükümler şikâyete bağlı değildir. Konunun ayrıntısı işçiyi karşılıksız ya da düşük ücretle çalıştırmak yazısında.
Dördüncü fıkra: zorlama ve işi durdurma
Cebir veya tehdit kullanarak işçiyi ya da işverenleri ücretleri azaltmaya veya çoğaltmaya, daha önce kabul edilenlerden başka koşullarla anlaşma yapmaya zorlayan ya da bir işin durmasına, sona ermesine, durmanın devamına neden olan kişiye altı aydan üç yıla kadar hapis verilir. Grev ve iş bırakma eylemleri hukuka uygun biçimde yapılıyorsa bu fıkra devreye girmez; sorun cebir ve tehdidin kullanıldığı noktada başlar. Grev gözcüsü ya da işe gelmek isteyenleri engelleme tartışmaları için grev sırasında çalışmak isteyenleri engellemek yazısına bakabilirsiniz.
Ceza nasıl artar?
TCK m. 119 uyarınca fiil silahla, kimliği gizleyerek, birden fazla kişi tarafından birlikte, suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanarak ya da kamu görevinin nüfuzu kötüye kullanılarak işlenirse verilecek ceza bir kat artırılır. Birinci fıkrada mahkeme önce temel cezayı belirler, sonra artırır. Artırımlar görevli mahkemeyi belirlemede dikkate alınmaz; görev, kanundaki üst sınıra göre tespit edilir (5235 sayılı Kanun m. 14).
Şikâyet, uzlaştırma ve zamanaşımı
Birinci fıkra suçu hem şikâyete bağlıdır hem de uzlaştırma kapsamındadır; ayrıca birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlini düzenleyen m. 119/1-c bendi de uzlaştırmaya girer (CMK m. 253). Şikâyet süresi altı aydır (TCK m. 73). Diğer fıkralarda uzlaştırma yoktur. Dava zamanaşımı temel hâlde üst sınır beş yılı aşmadığı için sekiz yıldır (TCK m. 66/1-e); TCK 119 artırımı uygulanacaksa nitelikli hâl de göz önünde tutulur (TCK m. 66/3). Görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.
Varsayımsal örnek
Varsayımsal bir örnek düşünelim: bir inşaat şantiyesinde taşeron, rakip ekipten bir ustayı "burada çalışırsan seni bulurum" diyerek tehdit ediyor ve usta işe gitmeyi bırakıyor. Burada tehdit ve çalışma hürriyetinin ihlali birlikte düşünülür. Mesajlar, tanıklar ve ustanın işe gidememesini gösteren kayıtlar belirleyici olur. Aynı sözler yalnızca ağız dalaşı olarak söylenmişse ve usta işe gitmeye devam etmişse tablo farklıdır. Sonucu bu etkenler birlikte belirler.
Dikkat edilecek noktalar
İşçi ya da işveren olarak suçlanan taraf çoğu kez olayı iş hukuku uyuşmazlığına indirger ve ifadede bunu anlatmayı yeterli görür; oysa tehdit ve engelleme unsurunun olup olmadığı ayrıca sorulur. Şikâyet eden taraf ise yalnız ücret alacağını anlatır ve çalışma özgürlüğünün nasıl kısıtlandığını açıklamaz. Her iki durumda da yazışmalar, mesajlar, kamera kayıtları ve tanık adları saklanmalıdır.
Benzer eylemler başka suç tiplerine de dönüşebilir. Tehdit suçunun cezası ve cebir suçu yazıları işin bu yönünü anlatır; sendikal nedenle işten çıkarma ise iş hukuku tarafında ayrı bir yol açar.
Ceza davasında neye bakılır?
Mahkeme önce olayın hangi fıkraya girdiğini belirler. Birinci fıkrada mağdurun çalışma özgürlüğünün gerçekten kısıtlanıp kısıtlanmadığı, kısıtlamanın cebir, tehdit ya da hukuka aykırı bir davranışla yapılıp yapılmadığı sorulur. Sonra failin kastı aranır: engelleme bilerek ve isteyerek mi yapıldı, yoksa bir işyeri düzenine ya da hukuka uygun bir talebe dayanan bir tedbir miydi? Haklı nedenle yapılan işten uzaklaştırma, güvenlik amaçlı giriş sınırlaması gibi durumlar suçu oluşturmayabilir.
Mağdur açısından kanıt çoğu zaman davranışın kendisinden çok sonuçtadır. İşe gidememesini gösteren kayıtlar, işveren yazışmaları, tanık anlatımları, kamera görüntüleri ve işe devam bilgileri dosyaya girer. Şüpheli açısından ise olayın iş hukukuna ait bir uyuşmazlık olduğunu, tehdit ya da cebir bulunmadığını gösteren belgeler öne geçer. Bu yüzden ifade vermeden önce hangi belgelerin dosyaya sunulacağını planlamak gerekir.
Suç duyurusu nasıl yapılır?
Cumhuriyet başsavcılığına yazılı dilekçeyle ya da kolluğa sözlü başvuruyla suç duyurusunda bulunabilirsiniz. Dilekçede olayın tarihini, yerini, kimin ne yaptığını ve elinizdeki delilleri yazmanız yeterlidir.
Şikâyet ya da ifade çağrısı aldıysanız
Şikâyet süresi altı ay olduğu için bekleyen taraf hak kaybı yaşayabilir. İfadeye çağrılan taraf için ise önce olayın hangi fıkra kapsamında değerlendirildiğini öğrenmek gerekir. Durumunuzu anlatmak için bizi arayabilir ya da WhatsApp'tan yazabilirsiniz; ayrıntılar iletişim sayfasında. Genel çerçeve için ceza hukuku sayfasına bakabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
İş ve çalışma hürriyetinin ihlali nedir?
Bir kişiyi çalışmaktan alıkoymak, belirli bir işe zorlamak ya da onun çalışma özgürlüğünü cebir, tehdit veya hukuka aykırı başka bir davranışla kısıtlamaktır. Hukuka aykırı davranış sadece fiziksel güç anlamına gelmez; işyerinin kapısını kapatmak, aracı kilitlemek, iş makinesini bloke etmek gibi hâller de kapsama girebilir.
İşverenin işçiyi işe almaması bu suçu oluşturur mu?
İşe alınmamak tek başına bu suç değildir. İşveren sözleşme özgürlüğüne sahiptir. Ancak işçiyi başka bir yerde çalışmaktan tehditle vazgeçirmek ya da çalışmasını fiziken engellemek suç olabilir.
Bu suçtan şikâyet süresi ne kadardır?
Birinci fıkrada şikâyet gerekir ve süre fiili ve faili öğrendiğiniz günden başlayarak altı aydır. İkinci, üçüncü ve dördüncü fıkralardaki suçlarda şikâyet şartı yoktur; savcılık haberdar olunca soruşturma başlatır.
Ağır ceza mahkemesi mi bakar?
Hayır. Cezanın üst sınırı üç yılı geçmediği ve görevde ağırlaştırıcı nedenler gözetilmediği için dava asliye ceza mahkemesinde görülür.
Dayanak mevzuat
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 66, 73, 117, 119
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 253
- 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri Kanunu m. 14
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve uygulama değişebilir; yazının tarihine dikkat edin.