Görüşme talep edin

Bakırköy · İstanbul · Hafta içi 09.00 – 18.00, randevuyla

  1. Ana sayfa
  2. Makaleler
  3. Ceza Hukuku
  4. Hırsızlık, yağma ve dolandırıcılık
  5. Hileli iflas cezası kaç yıl, hangi fiiller kapsama girer

CEZA HUKUKU

Hileli iflas cezası kaç yıl, hangi fiiller kapsama girer

Hileli iflas TCK 161'de üç yıldan sekiz yıla hapis gerektirir. Mal kaçırma, defter gizleme, sahte borç yazma, ağır ceza görevi ve etkin pişmanlık.

Yazan Av. Mustafa Yalçın6 dk okumaGüncelleme

KISACA

  • Hileli iflas, malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarruflardan önce veya sonra iflasa karar verilmesi hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapisle cezalandırılır (TCK m. 161/1).
  • Kanun dört fiil sayar: malları kaçırmak ya da değerini düşürmek, defter ve belgeleri gizlemek veya yok etmek, olmayan borç belgesi düzenlemek, sahte kayıt ve bilançoyla aktifi az göstermek.
  • Hileli iflas, üst sınırı on yılı aşmasa bile 5235 sayılı Kanun m. 12 gereği ağır ceza mahkemesinde görülür.
  • İflas kararı olmadan TCK 161 uygulanmaz; iflas yokken benzer fiiller İİK m. 331 gibi başka hükümlerle yaptırıma bağlanabilir.
  • Kovuşturma başlamadan önce zararı tamamen gideren kişinin cezası üçte ikisine kadar, kovuşturma başladıktan sonra yarısına kadar indirilir (TCK m. 168).

İşletmesi batan her tacir hileli iflasla suçlanmaz. Ama batmadan önce malvarlığını kaçırdığı, defterleri sakladığı ya da kâğıt üzerinde borç yarattığı ortaya çıkarsa, savcı bu eylemleri tek bir madde altında toplar: TCK 161. Ceza üç yıldan sekiz yıla kadar hapistir ve bu ceza bu suçu ağır ceza mahkemesinin görev alanına sokar.

Önce şartı kavrayın: iflas kararı

TCK 161/1 şöyle başlar: malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarruflarda bulunan kişi, bu tasarruflardan önce veya sonra iflasa karar verilmiş olması hâlinde, üç yıldan sekiz yıla kadar hapisle cezalandırılır. İflas kararı, yani ticaret mahkemesinin iflasın açılmasına dair hükmü, suçun şartıdır. Kararın tasarruflardan önce ya da sonra gelmesi önemli değildir; önemli olan kararın verilmiş olmasıdır.

Bu şartın pratik sonucu şudur: borçlu hakkında henüz iflas kararı yoksa, aynı davranışlar başka suçlara girebilir ama hileli iflas oluşmaz. Alacağını tahsil edemeyen kişi için burada İcra ve İflas Kanunu'nun 331. maddesi çalışır; bu madde alacaklıdan mal kaçırma yazımızın konusu.

Dört fiil, dört ayrı kapı

Kanun hileli iflasın varlığı için dört fiili sayar. Aralarında en az birinin gerçekleşmesi gerekir.

Birincisi, alacaklıların alacağına teminat olan malların kaçırılması, gizlenmesi ya da değerinin azalmasına neden olunmasıdır. Gayrimenkulü akrabaya düşük bedelle devretmek, stoku başka yere taşıyıp kayıtlardan düşmek, makineyi sembolik bedelle satmak bu gruba örnek verilebilir.

İkincisi, malvarlığını kaçırmaya yönelik tasarrufların ortaya çıkmasını önlemek için ticari defter, kayıt veya belgelerin gizlenmesi ya da yok edilmesidir. Defter yırtmak, sunucudaki muhasebe dosyasını silmek, faturaları ortadan kaldırmak buraya girer.

Üçüncüsü, gerçekte bir alacak ve borç ilişkisi olmadığı hâlde, sanki varmış gibi, borçların artmasına neden olacak şekilde belge düzenlenmesidir. Burada klasik örnek sahte bir şirketten hizmet faturası kesilmiş gibi göstermek ya da kurucunun kendi şirketine fiktif borç yazmasıdır.

Dördüncüsü, gerçeğe aykırı muhasebe kayıtlarıyla ya da sahte bilanço düzenleyerek aktifin olduğundan az gösterilmesidir. Mevcut bir stoku hiç yokmuş gibi göstermek, alacak hesaplarını sıfırlamak bu fiile dahildir.

Her fiilin ortak noktası, alacaklıların aleyhine bir sonuç doğurma kastıdır. Hatalı muhasebe, ihmal ya da kötü yönetim kendi başına hile sayılmaz; o hâlde karşınıza TCK 162'deki taksirli iflas çıkabilir.

Mahkeme, süre ve cezanın ağırlığı

Üst sınır sekiz yıldır; yani on yılı aşmaz. Buna rağmen 5235 sayılı Kanun m. 12, hileli iflas suçunu (m. 161) ağır ceza mahkemesinin görevine açıkça sokar. Bu, davanın ağır ceza usulüyle yürümesi anlamına gelir. Tutukluluk süreleri de ağır ceza görevine giren işlere göre hesaplanır (CMK m. 102/2).

Dava zamanaşımı on beş yıldır; sekiz yıl üst sınırı, beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis gerektiren suçlar arasına girer (TCK m. 66/1-d). Tamamlanmış suçlarda zamanaşımı suçun işlendiği günden başlar (TCK m. 66/6). İflas kararı suçun şartı olduğundan başlangıç tarihi dosyada tartışma konusu olabilir.

Alt sınır üç yıl olduğundan, hiçbir indirim nedeni yoksa hapis cezasının ertelenmesi (TCK m. 51: iki yıl veya daha az) ya da seçenek yaptırıma çevrilmesi (TCK m. 50) mümkün değildir. Mahkeme sonradan etkin pişmanlık ya da takdiri indirim uyguladığında bu sınır değişebilir.

Etkin pişmanlık

TCK 168, sayılan malvarlığı suçları arasında hileli iflası da sayar. Suç tamamlandıktan sonra ve fakat kovuşturma başlamadan önce, fail pişmanlık göstererek mağdurun zararını aynen geri vererek ya da tazmin ederek tamamen giderirse ceza üçte ikisine kadar indirilir. Kovuşturma başladıktan sonra ve hüküm verilmezden önce aynı davranış cezayı yarısına kadar indirir. Zarar kısmen giderilmişse mağdurun rızası da gerekir (TCK m. 168/4).

İflasta zarar gören, alacaklıların bütünüdür. Zararı gidermenin nasıl yapılacağı, yani kaçırılan malın iadesi mi yoksa bedelin ödenmesi mi olacağı, dosyadaki alacaklılara ve iflas masasına göre belirlenir; bunu önceden planlamak gerekir.

Kaçırılan mallara ne olur

Ceza davası bir yandan sürerken alacaklılar için hukuk yolu da açıktır. İcra ve İflas Kanunu'nun tasarrufun iptali hükümleri, borçlunun alacaklıları zarara sokan işlemlerini iptal ettirmeye imkân verir. Alışılmış hediyeler dışındaki bağışlamalar ve karşılıksız tasarruflar, aciz belgesinin ya da iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içinde yapılmışsa iptale tabidir (İİK m. 278). Borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı işlemler ise, karşı tarafın bunu bildiği ya da bilmesi gerektiği hâllerde ve işlemden itibaren beş yıl içinde takip yapılmışsa iptal edilebilir (İİK m. 280). İptal davası hakkı, işlemin yapıldığı tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşer (İİK m. 284).

Ceza soruşturmasında ise suçtan elde edildiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe varsa taşınmaz, araç ve hesaplara elkonulabilir (CMK m. 128). Devredilen mal üçüncü kişinin elinde bile olsa elkoyma yapılabilir. Bu yüzden, mal kaçırma suçlamasıyla karşılaşan kişi yalnız cezayı değil, devredilen malların akıbetini de birlikte düşünmelidir.

Varsayımsal bir örnek

Varsayımsal bir örnek düşünelim: bir limited şirketin ortağı, banka kredisini ödeyemeyeceğini anlayınca aracını ve iki dairesini eşine düşük bedelle devrediyor, aynı dönemde şirkete "danışmanlık borcu" göstererek yakınından fatura düzenletiyor. Altı ay sonra şirket hakkında iflas kararı veriliyor. Savcılık burada birinci fiil (malların kaçırılması) ve üçüncü fiil (olmayan borç belgesi) kapsamında hileli iflas iddiasını değerlendirecektir. Devirlerin bedeli, tarihleri, tarafların birbirine yakınlığı, faturanın arkasındaki gerçek hizmet ve şirketin o tarihlerdeki mali durumu mahkemenin bakacağı unsurlardır. Sonuç bu örnekten tahmin edilemez; dosyadaki belgeler belirler.

Savunmada hangi noktalar öne çıkar

Savunma çoğu zaman üç noktada yoğunlaşır. İlki, tasarrufun gerçek bir bedel karşılığında ve ticari gerekçeyle yapıldığını göstermektir; banka dekontları, ekspertiz raporları, sözleşmeler burada kritiktir. İkincisi, defter ve kayıtların hile değil basit hata sonucu eksik tutulduğunu ortaya koymaktır. Bilirkişi incelemesi bu tür dosyalarda sıkça belirleyici olur. Üçüncüsü, iflas kararından önce veya sonra yapılan işlemlerin ayrı ayrı değerlendirilmesini ve zararın tazmin edilip edilmediğini göstermektir.

Kişinin şirketteki gerçek rolü de önemlidir. TCK m. 20 uyarınca ceza sorumluluğu şahsidir; tüzel kişi adına işlenen fiillerde ceza, fiili yapan yönetici, temsilci ya da kurul üyesine verilir. Yönetim kurulunda yer almak, her tasarruftan haberdar olunduğunu kendiliğinden göstermez.

Sık yapılan hatalar

İflas kararı çıkmadan önce mallarını devreden kişiler, sonradan "o sırada borç yoktu" diyerek geri dönmeye çalışır; tapu kayıtları ise tarihi gösterir. Defter ve belgelerin saklanması ise sıkça ihmal edilir, oysa defterlerin ya da muhasebe kayıtlarının ortadan kalkması 161'in ikinci fiilini gündeme getirebilir. Bir diğer hata, ifade verirken "alacaklıları zarara sokmak istemedim, sadece ailemi korudum" gibi cümlelerdir: bu cümle kastı değil ama tasarrufun yapılma sebebini ortaya koyar ve dosyada aleyhe kullanılabilir. İfade öncesi hukuki destek bu yüzden önemlidir.

Aynı olay hem hileli iflas hem de bir başka suç sayılabilir; örneğin şirket parasını kişisel işlerde kullanmak ayrıca güveni kötüye kullanma iddiasına dönebilir. Hakkında soruşturma açılmış bir ortaksanız şirkete kayyum atanması ihtimaline de hazırlıklı olmalısınız.

Ne yapmalısınız

Şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrıldıysanız, iflas masasından ya da bir alacaklıdan ceza şikâyeti geldiyse, ilk iş belgeleri toparlamak ve kendi anlatınızı tarih sırasıyla yazmaktır. Hangi tasarrufun neden yapıldığını, bedelin ne olduğunu ve hangi tarihte iflas kararı çıktığını netleştirin. Dosyanız ağır ceza göreviyle yürüdüğü için süreler ve tutukluluk riski ciddidir. Durumunuzu iletişim sayfasındaki numaradan arayarak ya da WhatsApp'tan yazarak anlatabilirsiniz; ifade günü yaklaşıyorsa aramak zaman kazandırır. Genel çerçeve için ceza hukuku çalışma alanı sayfasına, etkin pişmanlığın ayrıntıları için TCK 168 yazısına bakabilirsiniz. Alacaklı tarafındaysanız hileli iflas şikâyeti ve alacaklının hakları yazısı sizin için hazırlandı.

Sık sorulan sorular

Hileli iflas suçunu kim işleyebilir?

Madde fail bakımından 'kişi' ifadesini kullanır ve malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarruflarda bulunan herkesi kapsar. Şirketlerde ceza tüzel kişiye değil, kişisel sorumluluk ilkesi gereği fiili yapan yöneticiye, temsilciye ya da kurul üyesine verilir (TCK m. 20).

İflas kararı çıkmadan hileli iflastan dava açılır mı?

Hayır. Maddede 'iflasa karar verilmiş olması halinde' ifadesi bir şarttır. Hileli tasarruf iflastan önce de sonra da yapılmış olabilir, ama iflas kararı verilmeden TCK 161'e göre ceza verilemez.

Hileli iflasta dava zamanaşımı kaç yıldır?

Üst sınır sekiz yıl olduğundan beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis gerektiren suçlar için öngörülen on beş yıllık süre uygulanır (TCK m. 66/1-d). Zamanaşımı suçun işlendiği günden başlar.

Hileli iflasta hapis cezası ertelenebilir mi?

Alt sınır üç yıl olduğundan, indirim nedenleri uygulanmadıkça iki yıl ve altı için aranan erteleme şartı (TCK m. 51) oluşmaz. Etkin pişmanlık gibi indirimler cezayı bu sınırın altına indirirse tablo değişebilir; bunu mahkeme dosyada tartar.

Dayanak mevzuat

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 20, 51, 66, 161, 162, 168
  • 5235 sayılı Kanun m. 12, 14
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 278, 280, 284, 331

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve uygulama değişebilir; yazının tarihine dikkat edin.

Dosyanızı birlikte okuyalım.

Belgelerinizi getirin; ilk görüşmede hangi sürenin işlediğini, hangi yolun kısa olduğunu ve ücretin nasıl oluştuğunu açıkça konuşalım. Hafta içi 09.00 – 18.00, randevuyla.