Görüşme talep edin

Bakırköy · İstanbul · Hafta içi 09.00 – 18.00, randevuyla

  1. Ana sayfa
  2. Makaleler
  3. Ceza Hukuku
  4. Tehdit, hakaret ve özel hayat
  5. Hürriyetten yoksun kılma suçunda etkin pişmanlık ve ceza indirimi

CEZA HUKUKU

Hürriyetten yoksun kılma suçunda etkin pişmanlık ve ceza indirimi

Alıkoyduğu kişiyi soruşturma başlamadan serbest bırakan fail, TCK 110 uyarınca cezanın üçte ikisine kadar indirim alabilir. Şartlar ve sınırlar burada.

Yazan Av. Mustafa Yalçın5 dk okumaGüncelleme

KISACA

  • TCK m. 110 uyarınca fail, soruşturma başlamadan önce mağduru zarar vermeden ve kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakırsa cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.
  • İndirim zorunlu bir oran değildir; mahkeme sıfırdan üçte ikiye kadar bir aralıkta takdir kullanır.
  • Mağdurun kendi çabasıyla kurtulması, kolluğun müdahalesi ya da serbest bırakmanın soruşturma başladıktan sonra yapılması bu hükmü uygulatmaz.
  • Soruşturma başladıktan sonraki pişmanlık davranışları TCK m. 62 kapsamında takdiri indirim nedeni olarak tartışılabilir.

Bir kişiyi hukuka aykırı biçimde bir yerde tuttuysanız ve sonra serbest bıraktıysanız, bu davranış cezanızı etkileyebilir. TCK 110, soruşturma başlamadan önce, mağdura zarar vermeden ve kendiliğinden güvenli bir yerde bırakan faile cezanın üçte ikisine kadar indirim tanıyor. "Üçte ikisine kadar" demek, mahkemenin bu oranın altında herhangi bir noktayı seçebileceği anlamına gelir. Cezasızlık söz konusu değil.

Madde ne diyor

TCK 109'da tanımlanan suçu işleyen kişi, bu suç nedeniyle soruşturmaya başlanmadan önce mağdurun şahsına zararı dokunmaksızın onu kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakırsa, ceza indirilir. Metin tek cümle ama içinde dört ayrı şart var. Dördü de aranır.

Birincisi zaman: soruşturma başlamamış olmalı. İkincisi sonuç: mağdurun vücuduna ya da sağlığına zarar gelmemiş olmalı. Üçüncüsü irade: serbest bırakma failin kendi kararıyla olmalı, bir baskı ya da kuşatma sonucu değil. Dördüncüsü yer: mağdur güvenli bir yerde bırakılmalı.

Soruşturma ne zaman başlamış sayılır

En çok tartışılan şart bu. Savcılığın ya da kolluğun olaydan haberdar olup işlem yapmaya başlaması, soruşturmanın başladığını gösteren en açık işarettir. Mağdurun yakınları 155'e ya da 112'ye haber verdiyse ve ekipler yola çıktıysa, ardından yapılan serbest bırakma kendiliğinden sayılmayabilir. Bu tartışma her dosyada yeniden ortaya çıkar; telefon kayıtlarının saati, mağdurun ilk beyanı ve kolluk tutanağı belirleyici olur.

Avukat gözüyle şunu söyleyebilirim: bırakma anıyla ihbar anı arasındaki saat farkı bazen bütün dosyanın kaderini belirler. Bu yüzden ifade vermeden önce olayların sırasını bir kâğıda yazmak, hangi andan sonra neyin yapıldığını netleştirmek faydalıdır.

Güvenli yer ve zarar şartı

Mağduru gece vakti ıssız bir yola bırakmak ile kalabalık bir caddede, bildiği bir adreste bırakmak aynı sonucu doğurmaz. Kanun "güvenli bir yer" diyor; hangi yerin güvenli sayılacağını mahkeme olayın koşullarına göre tartar. Mağdurun hâli (çocuk mu, yaşlı mı, hasta mı), hava şartları ve mağdurun oradan nasıl ayrılabileceği gibi ayrıntılar bu değerlendirmeye girer.

Zarar şartında da dikkat gerekir. Alıkoyma sırasında mağdura vurulduysa ya da korkutulup yaralandıysa, yalnızca serbest bırakmak yetmez. TCK 109/6'ya göre kasten yaralamanın netice sebebiyle ağırlaşmış hâlleri ayrıca cezalandırılır; yani yaralama hükümleri hürriyetten yoksun kılma cezasının yanında uygulanır. İndirim ise yalnızca hürriyetten yoksun kılma cezasını ilgilendirir.

Gönüllü vazgeçmeyle karıştırmayın

TCK 36 ayrı bir kurum. Fail suçun icra hareketlerinden gönüllü vazgeçerse, yani kişiyi daha tam alıkoymadan, kapıyı kilitlemeden ya da arabaya bindirmeden vazgeçerse teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz. Etkin pişmanlık ise suç tamamlandıktan sonra devreye girer: kişi gerçekten bir süre alıkonmuş, ardından bırakılmıştır. Biri suçun tamamlanmasını önler, öbürü tamamlanmış suçun cezasını azaltır. Dosyada hangisinin gündeme geleceği, hareketlerin nerede kesildiğine bağlıdır.

Mağdurun kendi çabasıyla kurtulduğu durumlar da TCK 110 kapsamına girmez. Pencereden çıkıp kaçan, komşusunu çağıran ya da yoldan geçen birinin yardımıyla kurtulan kişi için "fail serbest bıraktı" denemez. Maddenin aradığı şey failin kendi iradesidir.

İndirim cezanın hangi kısmına etki eder

Önce TCK 109'daki temel ceza ve varsa nitelikli hâl artırımı hesaplanır. Temel suç için bir yıldan beş yıla, cebir, tehdit ya da hile kullanıldıysa iki yıldan yedi yıla kadar hapis öngörülüyor. Sonra mahkeme, TCK 110'daki şartlar gerçekleştiyse indirim yapar. İndirim oranını belirlerken serbest bırakmanın ne kadar kendiliğinden olduğuna, alıkoymanın süresine ve mağdurun yaşadığı sıkıntıya bakılır.

Üçte ikisi üst sınırdır. Mahkeme dörtte bir indirim yapabilir, yarı oranında da yapabilir. Önceden hangi oranın uygulanacağını kimse söyleyemez.

Varsayımsal bir örnek

Varsayımsal bir örnek düşünelim: Bir işçi, alacağını tahsil etmek için eski işvereninin ofisinde işvereni birkaç saat odaya kilitlemiş olsun. Kimse polise haber vermeden, hiç kimse yaralanmadan kapıyı açıp işvereni bırakmış ve ofisten ayrılmış olsun. Burada soruşturma henüz başlamadığı için, zarar olmadığı için ve serbest bırakma failin kendi kararı olduğu için TCK 110 gündeme gelebilir. Aynı olayda işveren önce telefonla yardım çağırmış, polis kapıdayken kapı açılmış olsaydı tablo farklı olurdu. Mahkemenin nasıl değerlendireceğini önceden söylemek mümkün değil; yalnızca hangi olguların tartılacağını gösteriyorum.

Nitelikli hâllerde de uygulanır mı

Madde "yukarıdaki maddede tanımlanan suç" diyor; yani TCK 109'un tamamına gönderme var. Cebir, tehdit ya da hile kullanılmış olması (109/2) tek başına indirimi engellemez. Silahla ya da birden fazla kişiyle işlenmesi gibi artırım nedenleri (109/3) de serbest bırakma şartlarını ortadan kaldırmaz. Kanun indirim oranını sabitlemiyor; "üçte ikisine kadar" sınırı içinde oranı mahkeme olayın koşullarına göre belirler.

Birden fazla kişi birlikte hareket ettiyse her failin durumu ayrı bakılır. Birinin kendiliğinden bırakması, öbürünün durumunu otomatik olarak düzeltmez. Mağduru fiilen bırakan kişi ile kararı veren kişi aynı olmayabilir; bu da ispat meselesidir.

Soruşturma başladıysa ne olur

Soruşturma başladıktan sonra mağduru bırakmak ya da zararını gidermek TCK 110'u uygulatmaz. Ama bu davranışlar boşa gitmez. TCK 62/2, failin fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışlarını takdiri indirim nedeni olarak saymaya izin verir. Mahkeme bu hâlde cezayı altıda bire kadar indirebilir. Burada mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutumlar dikkate alınmaz; samimiyet dosyadaki somut davranışlardan anlaşılır.

Sık yapılan hatalar

İlk hata, mağdurla doğrudan konuşup "şikâyetçi olma" diye ısrar etmek. TCK 109 şikâyete bağlı suçlar arasında yer almıyor; mağdur şikâyetinden vazgeçse bile soruşturma resen sürer. Üstelik mağdura baskı yapmak ayrı bir risk doğurur.

İkinci hata, serbest bırakma anını kimseye göstermeden geçmek. Kamera kaydı, tanık ya da mesajlaşma, bırakmanın ne zaman ve nasıl yapıldığını gösteren somut delildir. Kendiliğinden bırakmayı ispat etmek sizin yararınızadır.

Üçüncü hata, kolluğa verilen ilk ifadeyi hazırlıksız vermek. İlk ifadedeki kelimeler sonradan mahkemede tekrar tekrar okunur. Susma hakkınız ve müdafi yardımı hakkınız var; bunları kullanmak savunma hakkıdır. Ayrıntı için susma hakkı yazısına bakabilirsiniz.

Görevli mahkeme ve süre

TCK 109/1 ve 109/2'nin üst sınırı yedi yılı geçmediği için dava asliye ceza mahkemesinde görülür; görev belirlenirken ağırlaştırıcı nedenler gözetilmez (5235 sayılı Kanun m. 11 ve 14). Dava zamanaşımı hesabında ise nitelikli hâller dikkate alınır (TCK m. 66/3). Nitelikli hâller için artırım nedenlerini anlatan yazıya bakın.

Suçun genel çerçevesi için hürriyetten yoksun kılma suçunun cezası ve unsurları, tutuklama ve yargılama aşaması için de bu suçta tutuklama ve yargılama süreci yazılarını okuyabilirsiniz. Uyuşmazlığın fiilen ne zaman suç, ne zaman hukuki alacak meselesi olduğunu anlamak için alacaklının eşya veya araç alıkoyması yazısı da yardımcı olur.

Dosyanızı birlikte değerlendirelim

Etkin pişmanlık şartlarının oluşup oluşmadığı, ihbarın saati, mağdurun hâli ve serbest bırakmanın biçimi gibi küçük ayrıntılara bağlıdır. Soruşturma ya da ifade çağrısı almışsanız, ifadeden önce durumunuzu anlatmak için telefonla arayabilir ya da WhatsApp'tan yazabilirsiniz; ifade günü yaklaşırken bir saat bile fark yaratır. İletişim sayfasından ulaşabilir, ceza hukuku çalışma alanımızı inceleyebilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Alıkoyduğum kişiyi bıraktım, ceza almaz mıyım?

Bırakmak suçu ortadan kaldırmaz. TCK 110 yalnızca indirim getirir, cezasızlık getirmez. Şartlar tamamsa ceza üçte ikisine kadar indirilir, kalan kısım yine verilir.

Etkin pişmanlık için mağdurdan özür dilemem gerekir mi?

Madde metninde özür ya da tazminat şartı yok. Aranan şeyler soruşturma başlamadan önce, zarar vermeden, kendiliğinden ve güvenli bir yerde serbest bırakmaktır. Özür ve zararın giderilmesi ise takdiri indirim bakımından değerlendirilebilir.

Polis geldikten sonra mağduru bırakırsam TCK 110 uygulanır mı?

Soruşturma başlamışsa uygulanmaz. Metindeki süre şartı soruşturmanın başlamasıdır. Bu andan sonraki davranışlar TCK 110'a değil, TCK 62'deki takdiri indirime konu olur.

Mağduru bıraktım ama yaralanmıştı, indirim alır mıyım?

Madde mağdurun şahsına zararı dokunmaksızın serbest bırakmayı arıyor. Yaralama varsa bu şart zedelenir ve ayrıca kasten yaralama hükümleri uygulanabilir (TCK m. 109/6). Bu yüzden zararın niteliği dosyada ayrıca tartışılır.

Dayanak mevzuat

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 36, 62, 66, 109, 110
  • 5235 sayılı Kanun m. 11, 14

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve uygulama değişebilir; yazının tarihine dikkat edin.

Dosyanızı birlikte okuyalım.

Belgelerinizi getirin; ilk görüşmede hangi sürenin işlediğini, hangi yolun kısa olduğunu ve ücretin nasıl oluştuğunu açıkça konuşalım. Hafta içi 09.00 – 18.00, randevuyla.