İki kişi limited şirket kurdu. Biri satışı, öteki üretimi yönetiyor. İlk iki yıl iyi gitti. Sonra biri kasadan fazla para çektiğini fark etti, öteki toplantıya çağrılmadığını söyledi, bir noktada iş ortaklığı kişisel bir kavgaya döndü. Ortaklar çoğu zaman "çıkalım, ayrılalım" diyor, ama limited şirketin kuralları anonim şirket kadar esnek değil; çıkmak, çıkarmak ya da şirketi kapatmak ayrı yollar ve her birinin kendi şartları var.
Önce esas sözleşmeye bakın
Limited şirketin anayasası esas sözleşmedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) çoğu konuda sözleşmeye boşluk bırakıyor: ortaklar çıkma ve çıkarma sebeplerini, pay devrini, oy çoğunluğunu, müdürlerin yetkisini sözleşmeyle düzenleyebiliyor. Bu yüzden anlaşmazlık çıktığında ilk iş, ticaret sicilindeki en güncel esas sözleşmeyi almak. Elinizdeki eski kopya ile sicildeki metin farklı çıkabiliyor.
Sözleşmede şunlara bakılır: pay devri için ek şart var mı, ortaklar kurulu hangi kararları hangi oranla alıyor, ortak çıkarılabileceği başka sebepler yazılmış mı, rekabet yasağı ve ek ödeme yükümlülüğü gibi özel düzenlemeler var mı. Uyuşmazlığın yarısı bu belgeyi okumadan başlıyor.
Çıkma: ortak kendi isteğiyle ayrılmak istediğinde
Limited şirkette payınızı üçüncü bir kişiye devretmek istiyorsanız noterde düzenlenen bir devir sözleşmesi ve ortaklar genel kurulunun onayı gerekir. Genel kurul onay vermezse devir gerçekleşmez. Karşı ortak sizi tutmak ya da kendi payını düşük fiyata kapatmak için bunu kullanabilir.
Bu durumda başvurulacak yol, haklı sebeple çıkmaya izin verilmesini mahkemeden istemek. Haklı sebep her hoşnutsuzluk değil. Ortaklığı sürdürmeyi sizin için dayanılmaz kılan, somutlaşmış bir durum olmalı: yıllardır yapılmayan genel kurul, size hiç verilmeyen bilgi, ortaklara eşit davranılmaması, şirketin kuruluş amacına aykırı yönetilmesi gibi. Mahkeme çıkmaya izin verirse payınızın gerçek değeri üzerinden bir karşılık, yani çıkma payı ödenir. Bu değerin nasıl belirleneceği çoğu zaman en çok tartışılan konu olur; bilirkişi devreye girer.
Burada pratik bir ayrıntı: dava açıldığında şirket sizi tamamen dışarıda bırakıyor gibi görünse de ortaklık hakları sürer. Kâr payı, bilgi alma ve genel kurulda oy hakkı karar çıkana kadar yerinde durur.
Çıkarılma: ortağı şirketten uzaklaştırmak
Çoğunluk ortak "ben istemiyorum, çıksın" diyerek ortağı çıkaramaz. Bunun için ya esas sözleşmede önceden öngörülmüş bir sebep olmalı ya da haklı sebep bulunmalı ve mahkemeye başvurulmalı. Haklı sebep örnekleri: ortağın şirket aleyhine rekabet etmesi, şirket kaynaklarını kendi cebine aktarması, yükümlülüklerini sürekli yerine getirmemesi. İddiayı belgelemek gerekiyor; "güvenim kalmadı" cümlesi tek başına yetmez.
Çıkarılan ortağa payının gerçek karşılığı ödenir. Yani çıkarma kararı, şirkete bir ödeme yükü de getirir. Bunu hesaplamadan dava açan ortaklarla sık karşılaşılıyor; mahkeme kararı geldiğinde şirketin payı ödeyecek kaynağı olmuyor ve süreç sürüncemede kalıyor.
Fesih: şirketi tamamen kapatmak
Çıkma ve çıkarma işe yaramazsa ya da ortaklığı bütünüyle bitirmek istiyorsanız, haklı sebeple fesih davası var (TTK 636). Genel olarak sermayenin belli bir oranını temsil eden ortaklar bu davayı açabilir; oranı ve şartları kanun metninden doğrulamak gerekir. Fesih mahkeme eliyle olduğu için son çaredir. Mahkeme çoğu zaman şirketin yaşamasını tercih eder ve fesih yerine çıkma ya da payın karşılığının ödenmesi gibi daha az sert çözümleri değerlendirir.
Fesih davasında haklı sebep olarak şunlar öne sürülür: şirketin amacına ulaşmasının imkânsız hale gelmesi, ortaklar arasında çözülemez bir kilitlenme, yönetimde ağır usulsüzlük. Yıllardır genel kurul toplanamıyorsa ve karar çıkmıyorsa, kilitlenme argümanı gerçek bir ağırlık taşır.
Genel kurul kararına itiraz
Uyuşmazlığın çoğu bir genel kurul kararında düğümleniyor: bilançonun onaylanması, müdürün azli, pay devrine ret, sermaye artırımı. Karar kanuna veya esas sözleşmeye aykırıysa iptal edilmesi için dava açılabilir. Süre kısa; kural olarak kararın alındığı tarihten itibaren üç ay. Bu süre geçerse karar, hukuka aykırı olsa bile çoğu durumda ayakta kalıyor. Toplantıya çağrı yapılmadıysa, ortak hiç davet edilmediyse bazı durumlarda kararın kesin hükümsüzlüğü de ileri sürülebiliyor, ama bunun şartları dar.
Toplantıdan sonra yapılması gereken iş bellidir. Tutanağı alın, toplantı çağrısı nasıl yapıldı, kim hazırdı, oylama nasıl oldu bakın. Muhalefet şerhi yazdırmak, sonradan "karara katılmadım" diyebilmek açısından işe yarar.
Müdürlerle ilgili kavga
Ortaklar arası kavga çoğu zaman yönetim kavgası olarak başlıyor. Limited şirketi müdürler yönetir; müdür ortaklardan biri olabilir, dışarıdan biri de. Müdürü genel kurul azleder, ama esas sözleşmede müdürlük belirli bir ortağa özel bir hak olarak yazılmışsa azil için haklı sebep aranır. Çoğunluk elinde olan ortak, azilden önce sözleşmenin bu kısmına bakmalı. Azledilen müdür karara itiraz edecekse genel kurul kararının iptali yolunu kullanır ve süreyi kaçırmamak zorunda kalır.
Azilden sonra pratik sorunlar başlar. Banka imza yetkisi, vergi dairesindeki temsil yetkisi ve sicil kaydı ayrı ayrı güncellenir. Bu işlemler yapılana kadar eski müdürün imzası üçüncü kişiler karşısında geçerli kalmaya devam edebilir. Banka ve sicil yazışmalarını karardan hemen sonra yapmak, ortak şirket adına borç doğurmasın diye şart.
Bilgi alma hakkı da sık tartışılıyor. Ortak, şirketin defterlerine ve işlerine ilişkin bilgi isteyebilir. Müdürler bunu reddederse ya da oyalarsa mahkemeye başvurulabilir. Başvuru yapmadan önce talebi yazılı ve tarihli gönderin; "hangi defteri, hangi dönemi" istediğinizi açıkça yazın. Genel bir "bilgi verin" mesajı, hâkim önünde zayıf bir dayanak olarak kalıyor.
Pay değeri meselesi de ayrı bir yerde duruyor. Karşı taraf defter değerini, yani bilançodaki rakamı öne sürebilir. Siz ise şirketin müşteri portföyünü, markasını, taşınmazlarını da içeren gerçek değeri savunursunuz. İki hesap arasındaki fark çoğu zaman uyuşmazlığın ana konusu olur.
Mahkemeden önce ve mahkemede neler olur
Dava açmadan önce çoğu zaman yazılı bir yol açılması mantıklı: noter ihtarnamesiyle genel kurul toplantısı talep etmek, bilgi ve belge istemek, kasa ve banka hareketlerine ilişkin cevap beklemek. Bu, hem kayıt oluşturur hem de karşı tarafa bir müzakere kapısı bırakır.
Arabuluculuk konusunda dikkatli olmak gerekiyor. 7155 sayılı Kanun'la ticari uyuşmazlıklarda, konusu para alacağı ya da tazminat olan taleplerde arabulucuya başvurmak dava şartı. Ortağın şirkete karşı alacak talebi varsa bu kapıdan geçilmeden dava açılamaz. Fesih veya çıkma kararı isteyen dava ise bu tanıma doğrudan girmeyebilir. Hangisinin hangi kapsamda olduğu talep sonucunun nasıl yazıldığına bağlı; yanlış sıralama davanın usulden reddine yol açabilir.
Bu davalara İstanbul'da genellikle asliye ticaret mahkemeleri bakar. Duruşmada hâkimin ilk soracağı şey çoğunlukla şu olur: tarafların elinde ortaklığı gösteren sicil kaydı, esas sözleşme, genel kurul tutanakları ve bilanço var mı? Eksik belgeyle gelen taraf süre kaybeder.
Acil durumlarda ihtiyati tedbir (HMK 389 ve devamı) istenebilir. Örneğin bir ortağın şirket mallarını devretmeye hazırlandığı yönünde somut bir emare varsa, mahkemeden geçici bir yasak talep edilebilir. Bunun şartı "yaklaşık ispat" ve bir hakkın korunmasında gecikme tehlikesi.
Ayrılmadan önce kontrol edilecekler
Hukuk yoluna gitmeden önce ortaklar çoğu zaman pazarlık masasına oturuyor. Bu masada işe yarayan hazırlık şu: şirketin güncel bilançosu, son yıllara ait mali tablolar, banka hesap dökümü, ortaklar kurulu kararları, esas sözleşme ve varsa ortaklar arasında yapılmış ek protokoller. Pay değeri konusunda taraflar anlaşamazsa bağımsız bir değerleme raporu pazarlığı kolaylaştırır.
Küçük limited şirketlerde sık görülen tablo şu: kuruluşta kimse esas sözleşmeyi dikkatle okumamış, mali müşavirin hazırladığı standart metin imzalanmış, ortaklar arası sözlü anlaşmalar kâğıda geçmemiş. Uyuşmazlık çıkınca sözlü anlaşmayı ispatlamak zor oluyor.
Bir son not: ortaklar arası yazışmaları silmeyin. E-postalar, WhatsApp grupları, toplantı notları ve imzasız da olsa taslak protokoller, davada kimin ne zaman ne dediğini göstermenin en ucuz yolu. Karşı taraf bazen bu yazışmaların sonradan 'çarpıtıldığını' ileri sürer; ekran görüntüsü yerine mümkünse telefondan dışa aktarılan dosyayı saklayın.
Durumunuz farklı olabilir, görüşerek netleştirmek gerekir.
Sık sorulan sorular
Limited şirketteki ortaktan kendiliğimden ayrılabilir miyim?
Pay devrini noter huzurunda yapıp genel kurul onayını almak mümkün, ama karşı taraf onay vermezse tıkanırsınız. Haklı sebep varsa mahkemeden çıkmaya izin istenebilir. Esas sözleşmede çıkmaya dair ayrı bir hüküm olup olmadığına bakmak gerekir.
Çoğunluk ortak beni şirketten çıkarabilir mi?
Kural olarak hayır. Bir ortağın çıkarılması için haklı sebep gerekir ve bu genellikle mahkeme kararıyla olur. Esas sözleşmede önceden öngörülmüş çıkarma sebepleri varsa onlar da uygulanır.
Ortaklar arasındaki dava için arabulucuya gitmek zorunlu mu?
7155 sayılı Kanun, ticari davalarda konusu para alacağı ya da tazminat olan taleplerde arabuluculuğu dava şartı yapıyor. Fesih ya da çıkma kararı isteyen bir dava bu tanıma doğrudan girmeyebilir. Talebin nasıl kurulacağına göre değişir, dava açmadan önce kontrol etmek gerekir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve uygulama değişebilir; yazının tarihine dikkat edin.